- Kategori
- Güncel
Bir milletin tarihsel hafızası nasıl silinir?

Unutmadan şunu da söyleyeyim, devletlerin arşivleri, devletlerin yaşayan hafızalarıdır. Arşivler yok edilirse hafıza silinir. Arşivlerimize sahip çıkmalıyız.
Bir milletin tarihsel hafızası nasıl silinir?
Sultan Alparslan'ın Malazgirt zaferinden sonra, Bizans İmparatoru ile aralarında geçen konuşmadan küçük bir not.
Alparslan Bizans imparatoru Diojene sorar:
“Sen tarih bilir misin?
Diojen cevap verir:
Hayır, hiç okumadım.
Alparslan cevap verir:
Tarih bilmeyen hükümdarların sonu işte böyle olur!”
Gözümüzü kapatalım ve 1999 yılına dönelim.
Apo’nun yakalandığı yıla…
O gün size, “Türk devleti ile PKK masaya oturacak, Apo İmralı’dan örgütünü yönetecek ve kendi adamları ile bir araya gelecek” deselerdi, muhtemelen bunu diyen insana çıldırmış gözüyle bakardınız; değil mi?
Ama görüyoruz ki, 15 yıl önce delilik olarak tanımlayacağımız şeyler bugün oluyor, hem de gözlerimizin önünde!
Hepimiz de izliyoruz sadece.
Bir millet, hem de otuz bin insanını teröre kurban etmiş bir millet nasıl olur da tüm bu olup biteni sadece izlemekle yetinir, anlamlı bir tepki vermez?
Sorunun temeli aslında burada başlıyor.
Ve bu durumu Türk milletinin “hafıza sorunu” yaşaması diyerek açıklayabiliriz sanıyorum.
Bilmem farklında mısınız? Avrupa, ABD ve diğer gelişmiş ülkelere baktığımızda, gerek devlet yönetimlerinde gerekse özel sektör de yüz yıllar öncesinden süre gelen tarihi değerlerine ödünsüz sahip çıkmaktadırlar.
Yüz yıllar öncesinden devletin yönetildiği binalar aynı özellikleri ile korunup aynı hizmetler o binalarda verilmektedir.
Bizdeki gibi Cumhurbaşkanlığı forsu sökülüp bir tarih unutturulmuyor.
Yine bu ülkelere baktığımız da kendi bakanlıklarının logoları, özel sektörün ürünlerinde kullandıkları logolar, gazetelerinin başlıkları ilk günkü özelliklerini taşımaktadır.
Yüz yıllar sonrası bile o logoları gören o ürünün hangi ülkeye ait olduğu dünyaca bilinmektedir.
Dünya da bu duruma “tarihsel ve toplumsal hafızaya sahip çıkmak deniliyor.
Bizdeki durum ne, bir de buna bakalım. Örneğin Sağlık Bakanlığının tıp dünyasını anlatan müthiş bir logosu vardı. Bir kaç yıldan bu yana garip bir logo kullanılmaktadır. Çizgi filmlerden fırlamış bir hayalet figürü gibi.
Gazete başlıklarına yani logolarına bakın onlarda aynı, Yılların Hürriyet gazetesi, çocukluğumun gazetesidir ki rahmetli babam sayesinde daha çocuk yaşta o gazete ile tanışıp gazete okuma alışkanlığını kazanmışımdır. Sarı renkli başlıklı harika bir “Hürriyet” başlığı vardı.Baktıkça insanın içini ısıtıyordu.Bir baktık onun yerine soğuk ve itici bir “Hürriyet “ gazetesi logosu kullanılmış.Kendimi ne kadar zorlasam da o gazeteyi bir daha alamadım.Çünkü yabancılaşmıştı.
Sanayi sektöründen bir örnek olarak Arçerik’i vereyim. Onlarca yıldan beri kullandığı ve çocukluğumuzdan itibaren dünyanın neresinde görsek tanıyacağımız o muhteşem logo bir baktık anlamsız bir şekle bürünmüş.
Sırf logo değişikliğinden dolayı o firmanın ürünlerini bile evime sokmadım.
Yani söylemek istediğim, bir milletin hafızasını silmek istiyorsanız, geçmişle bağlarını kopartmak istiyorsanız fazla bir şey yapmaya gerek yok. Sadece değerlerine ait logolarını, isimlerini değiştirmek, binaları atıl durumda bırakmak yeterlidir.
“Tarihini Bilmeyen Millet, Hafızasız İnsan Gibidir.”Diyor Araştırmacı Yazar Ahmet Zeki Sarıhan.
Bir insan için hafıza ne kadar önemli ise bir millet ve devlet içinde tarih o kadar önemlidir.
Milletlerin ve devletlerin hafızaları da tarihleridir.
Tarihini unutan veya unutturulan milletlerin hafızaları silinmiş demektir.
Hafızası silinen insan ne duruma düşerse, hafızası silinen millet ve devlette aynı duruma düşer. Yüz yılı aşkın zamandır yaşadığımız budur...
BU yüzden hafızasız bir millet olup çıktık...
“Hayır” diyorsanız, şöyle bir yıllar öncesine dönelim.
Tabut tabut şehit cenazelerinin geldiği yıllara.
Şehit cenazelerini unutmuş muyuz yoksa hala hafızamızda mı, ağladığımız ve isyan ettiğimiz günler.
Bu şehitlerimize sebep olan ismi hatırlıyor musunuz?
Şimdi nerede olduğunu biliyor musunuz?
Biliyorsanız,krallar gibi ağırlandığını da biliyrsunuzdur.
Uğruna bunca şehit verdiğimiz toprakların bu günkü durumunu biliyor musunuz?
Kaç yılda bu duruma geldiğini düşündünüz mü?
Şehitlerimizin yakınlarını hatırlayan var mı?
Sokağa çıkıp, iki şehidimizin adını sorsak, kaç kişi iki isim söyleyebilecek?
Kurtuluş Savaşının hangi şartlarda yapıldığını ve o savaşın kahramanlarını kaç kişi anlatabilir?
Bunlar hatırlanmadığında, Atatürk, vatan, millet, bayrak, şehit, cumhuriyet, bağımsızlık gibi değerlerde böylece unutulmuş olacaktır.
Kısacası milli ve tarihi hafızanı yitirirsen işte bunların olması kaçınılmaz olacak ve en basit tarifle PKK’yı da, Apo’yu da kabullenerek bölünmeyi de, parçalanmayı da kabullenmiş olacaksın.
Unutmadan şunu da söyleyeyim, devletlerin arşivleri, devletlerin yaşayan hafızalarıdır. Arşivler yok edilirse hafıza silinir. Arşivlerimize sahip çıkmalıyız.
Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile…