- Kategori
- Güncel
Bir Nora El Hennawy eksikti...

Ankara
“AB’ye girmeye çalışan bir ülkede değil, doğduğum Kahire’de gibi hissettim. Kamu binaları ve seyyar satıcılarının tezgahlarında Atatürk portrelerini gördüm ancak çok sayıdaki örtülü kadınlar ve modern İslami kıyafetlerin sergilendiği vitrinler nedeniyle şaşkına döndüm” Bu sözler Los Angeles Times gazetesi yazarı Nora El Hennawy’a ait.
Bana kalırsa sevgili yazar yaşamının bir bölümünü bastırılmış duygular altında geçirmiş ve sonucunda da antipati sahibi olmuştur. Zira kendisi Atatürk’ü biraz tanımış olsaydı, onun kimsenin dinine, inanış biçimine, ibadetine karışmadığını gayet iyi bilirdi.
Yazısının devamında şöyle söylüyor Nora El Hennawy “Günde beş vakit Arapça ezan yankıları, Atatürk’ün laik mirasçıları ile yükselen İslamcılar arasındaki durmayan muharebeye tanıklık ediyor…” Evet belki Atamız ezanı kendi dilinde dinlemek istedi ama hiçbir zaman onun susturulması gibi bir düşünceye sahip olmadı. Çünkü O ezana, İslâm’a ve inançlara saygılıydı.
“Dolmabahçe önünde demir atmış olan Savarona'nın güvertesinde, hasır koltuğunda güneşin batışını seyrediyordu. Ufuk, minarelerin arkasında kıpkızıl bir renk almıştı. İstanbul, camileriyle ateşten bir fona yaslanmış gibiydi. Füreya, Atatürk'e son okuduğu kitabı getirmiş, yanı başında oturtuyordu."Söyler misiniz, bana bir Münir çalsınlar, " dedi Atatürk. Yaveri koşup gramofona bir taş plak koydu. Az sonra, minarelerin birinde yanık seslibir müezzinin ezanı duyuldu. Atatürk başıyla işaret verdi. Plağı susturdular. Hepsi huşu içinde ezanı dinlediler. Füreya, başını öteye, camilerden yana çevirmiş olan Ata'nın göz pınarlarında yaşların biriktiğini gördü. Bir damla süzülmüş, yanağından aşağı akıyordu. Atatürk, uzun müddet yanındakilere doğru dönmedi. Nihayet başını çevirdiğinde, hem ezan bitmişti, hem o kendini toparlamıştı. "Ne yazık ki ezanı tekrar ettirmemize imkân yok, Füreyacım, " dedi yumuşak bir sesle. "Sabah ezanını bekler, hep birlikte dinleriz Paşam, " dedi Füreya.”
Cüretkar yazar, birde yazısının arasına "ATATÜRK HAYATTA OLSA BUGÜN ŞOKE OLURDU" cümlesini de eklemiş. İşte bu noktada kendisine katılıyorum. Şayet Atatürk yaşasaydı, O’nun adına konuşan, O’nun adına böylesine yorumlar yapan insanlar karşısında şoke olurdu. Tıpkı türbanın simgeleşmesi gibi simgeleştirilen, aslından uzaklaştırılan bir lider olarak şokların en büyüğünü yaşardı.
Bazen bir tane daha Atatürk gelmeyeceği için çok üzülüyorum. Bazen O'na ne kadar da ihtiyacımız olduğunu hesap ediyorum ve O’nu sıklıkla özlüyorum.
Çünkü ben nefret etmem için ellerinden gelen her şeyi yapanlara rağmen Atatürk’ü, yaptığı işleri, düşünce tarzını, ahlâkını, fedakârlığını SEVİYORUM...
Çünkü ben dünyaya gözümü açtığımdan beri tanıdığım, bildiğim Atatürk’ün adının Adolf Hitler olmadığını biliyorum. Kalbinde insanlara ve inançlara sevgisi olduğunu fakat bunu liderliğini yaparken işine karıştırmadığını biliyorum.
Ve siz Nora El Hennawy benim vatanımın toprakları için savaşmış ve bana hiçbir para birimiyle ölçülemeyecek kadar değerli olan özgürlüğümü hediye etmiş olan Ulu Önder Atatürk’ten kimleri soğutma niyetindesiniz?
Kaynak : Aktif Haber, Haber 7