Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
795
 

Bir pazar hikayesi

Performanslı projeler
Bugün Pazar, sabah saat 11-12 civarı. Evde oturmuşum yavaş yavaş kendimce dinlenmeye ve pazarın keyfini çıkarmaya çalışıyorum. Bu arada kapıcımızın bıraktığı günlük gazeteyi okumuyorum tabii ki. Günlük gazete okumak nostalji oldu. İnternette takıldığım haber sitelerine veya bazen blogumun kenarına çerez olsun diye veya okuyucularıma bakın ben de bunları yerleştirebiliyorum dercesine iliştirdiğim haberlere gözüm kayıyor.

Bu düşüncelerle yarın derslerde ne yapacağımı kafamda şekillendirirken, kapının zili çalıyor. Misafir beklemiyorum. Ekmek ya da sütçü olamaz. Sütçüden süt almıyorum artık. Tıpkı gazetenin nostalji olması gibi. Sütçüde pastörizeye yenik düştü. Kapının zili çaldı çalmasına ama gelenler kim? Yavaşça kapının gözetleme deliğinden dışarıyı kontrol ediyorum. Gelenler tanıdık. Komşumuzun biri beşinci diğeri altıncı sınıfa giden iki çocuğu. Sınıfta ikisine de performans ödevi vermişler. Yeni eğitim sisteminin dönem ödevlerinin adlarını değiştirerek bize sunduğu armağanlardan biri bu performans ödevi. Çocuklar da tabii ki bir öğretmen olarak apartmanda benden yardım isteyecekler.

Önce o bilinen sıkılganlık içinde ödevlerinin konusunu söylediler. Bununla ilgili ansiklopedi ya da kaynak kitap olup olmadığını sordular. Evet tahmin ettiğiniz gibi gazete, sütçü nasıl nostalji olmuşsa, ansiklopediler de kitaplığımda gösteri malzemesi olmaktan öte gitmiyor. Sanki gelenlere bakın ne kadar çok kitabım var dercesine. Tozlu raflarda, çalışma odamda sırıtıp duruyorlar. Şimdi çocuklara ansiklopedileri versem ne kadar sürede araştırırlar? Eve götürüp getirmeleri ayrı bir dert. Kitaplığın düzeni bozulacak, (gülmeyin) ya da istenilen konular 1974 model ansiklopedilerde ne kadar yazılmıştır? Ne derece günceldir? Bürokrasi gibi ağır, hantal işleyen ödev yapma tekniği.

Çocukları içeri davet ettim. Aslında onlar da bu işin ansiklopedi sorma bahanesiyle çözülemeyeceğini, çözüm yolunun internette olduğunu pek alâ biliyorlar. E bizde de internet var. Yazarsın Google’a bilgiler karşında. Öyle mi acaba? Ne kadarı karşında? Yok öyle yağma… Rastgele her yazılan yazıya araştırmadan, incelemeden tamam buldum mantığı ile balıklama dalarsak, bizi kesin yanlışa yöneltir. Öğrenci, kopyala yapıştır, yazdır mantığı ile performans ödevi hazırlarsa o öğrenciye vaay “performansını sevsinler” demezler mi?
Bazı kaynak sitelere girdim. Aslında istenen bilgilerin başlığı var kendisi yok. Var da yok. (Bu cümleyi ben de tam anlamadım ama neyse...) Sayfalarca yazı indirilecek. Sınıf ya da ders öğretmeninin istediği formatta düzenlenecek, üstüne üstlük yazım dili de öğrencinin yazım dili gibi olacak. Yoksa indeksli, kaynakçalı hatta ön izlemeden alınan çıktılar gibi anahtar kelimeleri renkli performans ödevlerini hangi öğretmen yer sizce?

Bugün Pazar dinlenmem gerek... çocuklar gözüme bakıyor. Bir şeyler bulduğumu da görüyorlar. Sayfalar dolusu yazıyı, yazıcıdan çıkarmamı beklemiyorsunuz herhalde. Evet düşündüğünüz gibi, biraz konuya uygun olsun diye alttan üstten kırptım, kestim, biçtim. En sonunda yazıyı Nasrettin Hoca’nın kuşuna döndürdüm. Yazıcıdan çıktıyı aldım. Çocuklara performans ödevlerini teslim ettim. Dedim ya bugün pazar dinlenmem gerek...

Bir öğretmen olarak öğrencilerime verdiğim performans ödevlerini velinin ya da öğrencinin yapıp yapmadığını tabii ki biliyorum. Öğrencilerim ve bazı velilerim bilirler. Öğrenciye, kendisi çalışmadan başkalarını nasıl çalıştırdığı ile ilgili bir not veriyorum. Sen bu ödevi annene, babana, ablana veya halana yaptırma becerisini kazandığın için, kişileri yönlendirme, istek ve amaçlarına hizmet ettirme konusunda gösterdiğin başarıdan dolayı sana beş veriyorum. (tipik şark kurnazlığından dolayı) Ödevi yapana bir veriyorum derim. Tabi bu işin esprisi… ancak bilgiye kolay ulaştığımız günümüzde bile öğrencilere verilecek ödevlerin öğrencilerin yapabileceği ödevler olması konusuna dikkat etmeliyiz. Yoksa veli karneleri bir ile dolacak. (veli karnesi de veriyoruz ya...) Koskoca adamın hazırladığı ödeve bak diyeceğim artık.

Bu durum sadece benim başıma gelmiyor. Yeni eğitim sisteminin allayıp pullayıp önümüze sunduğu performanslı projeli ödevlerden biri işte. Çocuklar performans ödevlerini teşekkür ederek alıp gittiler. Kaç alacağım acaba? merak ediyorum.
Dedim ya bugün Pazar… İyi pazarlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emekli öğretmen olarak blogtaki eğitimci arkadaşlarımla iletişim kurarak kendi aklımca bir nostalji yaşıyorum. Evet ödevlerin adı değişmiş ama yapılış yöntemleri değişmemiş. İşin gerçeği bu yanlışlar yıllarca var. Öğrenciye yüklü ödevler vererek çok şeyler öğrettiğimiz yanlışına her zaman düşüyoruz. Nerden bakarsanız bakın müfradat çok ağır. Çcuklar çocukluğunu yaşayamıyor. Çoğu usanıyor , köreliyor. Siz yazmaya devam edin öğretmenim. Sabırla. Çözüm içinde zorlayın ilgili makamları.. Esenlikler dileğimle.

Erdoğan Şahin 
 18.05.2007 16:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 2040
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Öğretmen olarak, yeni programın uygulayıcıları olarak görüşlerimizi aktarmak istiyoruz. İlköğreti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster