- Kategori
- Kişisel Gelişim
Bir taşı yerinden oynatmak...

Bazı cümleler vardır, insanı serseme çevirir. Bir daha, bir daha ve bir daha okuma ihtiyacı hissedersin. Anlamadığın için değil büyülendiğin için. Herkes büyülenmişliğinin sonsuza dek sürmesini ister değil mi? Bu sıkıcı öğle sonrasında, okuduğum bir cümle bana aynen bunları yaptı. Şöyle diyordu Octavio Paz:
<ı>"Yaşamımın ikinci bölümünü; taşları kırarak, duvarları delerek, kapıları dağıtarak ve yaşamımın birinci bölümünde kendimle ışık arasına yerleştirdiğim engelleri kaldırmak için kullandım."
ı>Şimdi artık yaşamımın ikinci bölümüne geçtiğimi, biraz buruk bir tebessümle farkettim. Bu taşları yerinden söküp atmalar, duvarları delmeye çalışmalar, engellerin üzerinden sabırsızca aşmaya çalışırken düşüp dizlerini kanatmalar, kollarını kırmalar hiç boşuna değil, anladım. İlk bölümde öylesine umursamazca harcayıverdiğin ömrün ikinci yarısında ödediğin bedeldi bu. Ya ördüğün duvarları yıkmalı, o ışığa kavuşmak için bunu ödemeli ya da o duvarın ardında ışıksız, nemli, loş hayatında el yordamıyla yaşamaya çalışmalıydın. Ben ilkini seçtim. Tüm bu kendini kanatmaların, hayatını didik didik etmelerin, duvarların yüksekliği karşısında zaman zaman umutsuzluğa kapılıp duvar dibinde dinlenmelerin tümünün kendi yaptıklarımın kaçınılmaz sonucu olduğunu biliyorum çünkü. O ışıklı dünya ile arama duvarlar örmeye başlayalı ne kadar zaman oldu aceba? O pırıl pırıl çocuk zinhi bir köşede unutup, kolları sıvayıp duvarı dur durak bilmeden örmeye başlayalı ne kadar oldu? Anımsamıyorum. Şimdi o duvarı yıkmaya neresinden başlamalı diye düşünüyorum. Hangi kapıyı dağıtmalı önce, hangi taşı kırmalı....
Duvarı farkedip, onu kabullenmemek mümkün mü? O kadar mı vazgeçmişiz hayatlarımızdan? Bu kadar mı korkuyoruz yaptıklarımızın bedelini ödemekten? Yeniden o ışıklı zihnimize dönebilmek, beynimizin içinde bizi engelleyen, içimize tıktığımız ya da birilerini içimize tıktığı o taşları teker teker söküp atmak vakti değil midir şimdi?
Belki, biraz yüreklenmek için, bir tanecik taşı, tek bir taşı söküp ışığın içeriye sızmasına ihtiyacımız var...Tepemizden aşağı yağmurlar gibi ışık yağana değin o incecik, titrek ışık ruhumuzda yeni bir çiçek açtırmaya yeter çünkü...
FOTOĞRAF:http://www.deviantart.com