Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '06

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
2652
 

Bir televizyon hikayesi...

Bir televizyon hikayesi...
 

Çok uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Nasıl ve neden düşman oldum televizyona hatırlamıyorum? Oysa eskiden ama çok eskiden en sevdiğim şeylerden biriydi. Şimdi ise aklıma bile gelmiyor? Bugün kumandayı aldım elime ve biraz bakınayım dedim. Hiç bir program ilgimi çekmedi ve hiç bir programın sonunu getiremedim.

Önce ortayaşlı bir kadıncağızın feryat figan eşinin dayaklarını ve çektiği acıyı anlattığı bir programa denk geldim. Kadın öyle çok ağlıyordu ve karşısındaki program sunucusu öyle yapmacıklı bir edayla onu teskin etmeye çalışıyordu ki bir süre bakakaldım. Sonra parlak pembe rujlu ve dar pantolonlu sunucumuz sanki tüm gününü kuaförde, mağazalarda ve ayna karşısında değilde halkın içinde onları dinleyerek ya da kadın sorunlarına ilişkin araştırmalar yaparak geçiriyormuş gibi, kadını küçük bir el hareketiyle susturdu ve erkeklerin kadınlara şiddet uygulamasını bir türlü anlayamadığını ve bunun korkunç bir şey olduğunu aslında hiç de inanmadığını gösteren oldukça ucuz bir yolla anlatmaya başladı. Öfkelendim ve başka bir kanala atladım.

Diğer kanalda bir yarışma programı "bizden mutlusu yok çünkü yarışıyor ve eğleniyoruz" modlu yarışmacıları ile şen şakrak devam ediyordu. Sunucu ordan oraya zıplıyor ve espri olduğunu sandığı ve işin ilginci oradaki herkesin espri olarak yorumladığı benim ise "Ben aptal mıyım da anlamadım?" diye kendi kendime sorduğum bir dolu laf kalabalığıyla programın gemisini güvenle yürütüyordu. 3 dakika. Tahammül sürem bu oldu. "Elveda ve sonsuza kadar görüşmelim" diyerek bir kez daha kanal atladım.

İşte bir çizgi film. Rengarenk. İşte bunu izleyebilirim dedim kendi kendime. O da ne? Er Ryan'ı kurtarmak filminin çizgi versiyonu mu bu nedir? 8 yaşındaki çocuklar bunları izliyor ha? Şimdi anlaşıldı bizim ufaklıkların neden oyuncak silahlara bayıldığı, odalarını küçük tankların süslediği. Delirmemek işten değil.

Bir kez daha bakalım bu sefer ne ile karşılaşacağım? Müzik. Evet. Bunlar kim? Arka arkaya 3 klip izliyorum. Ben nerede kalmışım aceba? Hiç birini tanımıyorum. Şarkı sözlerinden hiç bir şey anlamıyorum. İki seçenek var ya bu sözlerin gerçekten bir anlamı yok ya da ben anlamıyorum. Yaşlı teyzeler gibi kafamı iki yana sallayarak bununla da vedalaşıyorum.

Hayır televizyon seninle bir hikayemiz olamayacak. Bu anlaşıldı. O minik yeşil düğmeye basıyorum ekran kararıyor. Geriye kafamda kocaman bir soru işareti; tüm bu programlar raiting alıyorsa ve ben bunun nedeni anlayamıyorsam, o programlarda ilgimi çekecek en ufak bir şey bulamıyorsam bunun nedeni ne? O kocaman topluluk bunları izliyor, değil mi? O halde..

Ben uyumsuz ve yabaniyim...

Resim. Gustave Courbet

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuya uzun zaman önce blogumda da değinmiştim. Gerçekten medyanın büyüyen gücü engellenemiyor.Mafya dizileri, aile kavgaları,popstar yarışmaları, ağa-paşa dizileri,... Bazıları insanların hayallerini sömürüyor,bazıları mafyayı meşru zemine oturtuyor, bazıları bu ülkede halen devam eden feodal yapıyı destekliyor,bazıları aile denen kurumun kazanını kaynatıyor,bazıları ise kendini aklamaya çalışıyor dizlerle... Alıştık artık bu düzene. 60 yaşında, TV ile fazla ilgisi olmayan annemin bile güncel aile programlarını izler hale geldiğini düşünürseniz, ulaşılan başarı ortada.Kutlamak lazım onları. Piyangodan para çıksa insanın TV kanalı kurası geliyor. Böyle etkili bir güce kim sahip olmak istemez ki...

Uzeyir Kadioglu 
 12.08.2007 16:28
Cevap :
Sevgili Üzeyir Bey, Televizyon bilinçsiz izlendiği zaman çok büyük hasarlara yol açıyor. Çoğu insan izlediklerinin senaryo olduğunu unutup tamamen gerçekmiş gibi algılıyor olanları.Televizyon çok büyük bir güç. İnsanlar üzerinde etkili olmanın ve onları şekillendirmenin en iyi yolu ne yazık ki. Saygı ve sevgiler...  12.08.2007 19:38
 

Tabi ki, masum değil insanlar. Derin bir uykudalar. Bana doknmayan yılan bin yaşasın havasındalar. Ama yılan içlerine girmiş kimsenin haberi yok. "hastanelerle" ilgili bir yazım var. özellikle bunu belirttim. susmalarına, tepki vermemelerine sinir oluyorum. kuzu gibiler. dolayısıyla kolayca teslim oluyorlar tv'ye...

Yiğit Aka 
 26.03.2007 0:43
Cevap :
Sevgili Yiğit, Neye inanıyorum biliyor musun; Çok insan uykuda olsa da uyumayan, gören, bilen bir kaç insan var. Kulaklarımız açık gözlerimiz açık olmalı...Çünkü uykuda olmayan yanındakileri de uyandırır ne dersin? Sevgiler...  26.03.2007 10:37
 

Derinlere indiniz Fulya Hanım. Ben bunu bir devlet politikası olarak görüyorum. Birileri Ata uçağında başbakanla yolculuk etmek için (çok sebebi var) iktidar yanlısı haber yapıyor bu kesin. işin 2. aşaması, insanlar resmen uyutuluyor, gerçek adına çok az şey veriliyor. Ve Amreika'!dan Avrupa'da ithal TV programları ile TV başına kilitlenip, sormayan, araştırmayan, düşünmeyen, apolitikleşen birer "nesne" haline geliyor.

Yiğit Aka 
 21.03.2007 22:47
Cevap :
Sevgili Yiğit Bey, Evet bu bir politika ve tamamen bilinçli olarak geliştirilen bir politika. Amerika'da film endüstrisi oldukça gelişmiştir ve kareler arasına mesajlar yerleştirilir reklamlar yerleştirilir. Biz tüketim toplumuyuz ve tüketimin daha çok artması için de çılgınca çalışılıyor. İnsanlar uyutuluyor evet ama insanlar da bu konuda çok masum değiller hani. Rahatlığın kollarına sığınıp uyumayı tercih ediyorlar. Ne dersiniz?  22.03.2007 17:10
 

4. güç medya. Kolay mı 4. güç olmak. TVler Yönelendirici. Tamam ama istekler doğrultusunda yayınlanmıyor mu bu programlar? Reyting denilen olgu, izleyenlerin oluşturduğu ve onları hiçleştiren bir canavar değil midir aslında? Bir toplumun İntiharı değil mi bu programların talep edilmesi. Derin bir uykuda insanlarımız. Uyandırması zor, her geçen gün uykuya birini daha kaptırmak ise kolay. Uyutulmamak ve inadına yazmak için... vazgeçmeyelim..

Yiğit Aka 
 21.03.2007 22:32
Cevap :
Sevgili Yiğit Bey, İnsanlarımızın derin bir uykuda olduğu fikrine tamamen katılıyorum. Ama şu noktada bir belirsizlik var: bu programlar insanlar istediği için mi var yoksa bu programlar yayınlandığı için insanlar onları sevdikleri yanılsaması içindeler? Ben bu konuda şüphelere sahibim açıkcası. Raiting konusundaki ortaya sürülenlere inanmıyorum. O verilerin doğruluk payı ne kadar bilemeyiz. Ama uyanık kalmak ve vazgeçmemek için direnmek zorundayız. Bir avuç olsak da.Sevgilerimle...  21.03.2007 22:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1086
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster