Bir tutam Saygı / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Bir tutam Saygı

Bir tutam Saygı
 

Saygıdır bir ilişkiyi hayatta tutan en önemli şey. Saygı yoksa çiftlerin arasında mutlu sonla bitmez o hikâye. Aşk, kıskançlık, heyecan.. Hepsi geçici dürtülerdir ilişkiler söz konusu olduğunda.

Ne yazık ki bazı duygusal ilişkiler barındırmıyor özünde saygıyı. Saygı, sevgiden gelir aslında. İnsan, sevdiği ve değer verdiği insana saygı duyar. Önemsediği, hayatında yer açtığı insan saygıyı hak etmeseydi, zaten o kişinin de hayatında olamazdı. Çok basit bir mantık aslında. Bunu güçleştirmenin ve karmaşıklaştırmanın belki de tek bir sebebi vardır; ego! Ego öyle bir şey ki; aslında hiçbir kimliği olmayanların ve bunun farkında olup da durumlarını kurtarmak adına kendilerinden daha üstün olduğunu düşündükleri insanlara: ’’ ben çok iyiyim, mükemmelim, en doğrusu benim’’ kabilinden, kendilerini kanıtlama çabasından ibaret zavallı çırpınışları sadece. Kimliksizliklerinin acınası bi yansıması da diyebiliriz. İşte saygısızlıklarının en temelinde yatan, tatmin edici acı gerçek bu.

Nedir saygı duymak? Nasıl saygı duyulur bir insana? Saygı duymak o kadını veya erkeği kendimizleştirmeye çalışmaktan uzak olmaktır. Ona dayatma uygulamamak, onu değiştirmeye çalışmamaktır. Tercihlerinde, davranış şekillerinde, düşüncelerinde, yaşam tarzında kendinize uyduramazsınız bir insanı. Bu, onu yok saymaktan başka bir şey değildir. O insan o yaşa gelene kadar hayatı tecrübe etmiştir. Bazı değerleri kendi süzgecinden geçirip benliğine yerleştirmiştir. Karakteri oturmuştur. Mizacı hatlarını belirginleştirmiş ve o kişiyi, o, yapmıştır. Kimse, hiç kimse değişmez. Sırf siz istiyoruz diye bardağı tutuş şeklinden uyuma şekline kadar, hayata bakış açısından düşünce yapısına kadar uzanan bir değişime zorlamak o insana yapılan saygısızlıktan başka nedir? Niçin insanlar sevdiklerini olduğu gibi kabul etmiyor? O, sizden önce de öyleydi. Siz, onu öyle tanımadınız mı? Öyle sevmediniz mi? Hayatına ,kendisi gibiyken, müdahil olmadınız mı? Hayatınıza öyle almadınız mı? Şimdi ne değişti de o insanı olmadığı gibi biri olmaya zorlayarak onun kişiliğine ve duruşuna saygısızlık ediyorsunuz? Bu hakkı kendinizde nasıl görebiliyorsunuz? Üstelik isteklerinizi dikte edemeyince nasıl hoyratça ve acımasızca yargılayıp hakaretler edebiliyorsunuz? O insanın ruhunda açtığınız yaranın hesabını nasıl verebileceğinizi umudediyorsunuz? Egonuz devreye girdiğinde vahşileşebildiğinizi nasıl oluyor da göremiyorsunuz? Hayata dair farklı görüşleriniz varsa, karakter yapılarınız uyum sağlamıyorsa o ilişkiyi ve sevdiğiniz insanı yıpratmak hiç de adil değil. Hiç de erdemli değil. Anlaşma sağlayamıyorsanız o ilişkinin içinde kalmanın da bir anlamı yoktur zaten. Hayatlar değişir, yollar ayrılır. O güne kadar yürüdüğünüz yola en saygıdeğer biçimde noktayı koyabilmeyi de bilmeli insan. Madem farklılar size göre değil, böyle bir durumda mademki siz saygınızı yitirebiliyorsunuz o halde yolunuza sizinle aynı düşüncelere, aynı yaşam tarzına sahip insanlarla devam edin. Tabi ki bu, sadece aynı görüşlerde olduğunuz insanlara saygı duyulur, anlamına gelmeyip ayrı bir yazı konusu olmakla birlikte, derin ve değerli bir başka mevzuu.

İlişkilerin egolarla zarar görmediği, sevgilerin saygıyla beslendiği ilişkiler kurmak ve geliştirmek zor değil! Hayat olduğu gibi güzeldir. O hayatın akışında her kadın ve her erkek kendi ritminde güzel. Bunun bilincine varıp farklılıklardan bir bütün oluşturabilmekse daha da güzel. İlişkilerde önemli olan bütün olabilmektir. Bütün olabilmenin yolu da saygıdan geçer. Farklılıklar ayrıştırmaz, hayat sofrasına bütünlük katar. Herkesin hayatına nefis bütünlükler katabilmesi dileğimle..

 
Toplam blog
: 31
: 636
Kayıt tarihi
: 14.11.11
 
 

Puslu, gri, kışın dondurucu ayazıyla ve her daim diplomatik yüzüyle ünlü sevgili başkentte 1986 y..