- Kategori
- Anılar
Bir yabancının anıları – 4

Çoğumuz yabancı bir dil öğrenmek için çabalıyor, emek ve zaman harcıyoruz. Fakat birkaçımız bu konuda başarılı oluyoruz. Bunum temel sebeplerinden beri ise, mesela söylemek istediğimizi önce Türkçe düşünürüz sonra de İngilizceye çeviri yapıyoruz. Yani dillerin apayrı yapılara sahip olduğunu unutuyoruz. Bu bazen yanlış anlaşılmalara de sebep olur. İşte bu hatanın bir kurbanı olarak bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’ye ilk geldiğimde, Türkçeyi öğrenmek için TÖMER’e yazıldık. Zaten ‘yazıldığı gibi okunduğu için’ Türkçeyi ilk günden beri sevmiştim. Öğrenmemek için de hiçbir mazeretim de yoktu. İlk öğrendiğim ders de ‘şahıs zamirleri’ idi. Sonrasında hocamız ‘Şimdiki Zamanın’ eklerini öğrettiğinde bayılmıştım Türkçeye. İş çok basitti. Herhangi bir fiilin kökünde ‘-yor’u eklediğimizde şimdiki zamanın çekimini yapmış oluyorduk. İki-üç hafta sonra basit cümle kurabiliyorduk. Bu müthiş bir başarıydı. En sevdiğim cümleyi kurduğumda hocamız bile sevinmişti.
‘Ben lahmacun yiyorum!’.
Son derste hoca ev ödevi vermeden dersi bitirmezdi. Bize şöyle bir duyuru yaptı. Akşam en az üç fillin ‘Şimdiki Zaman’ çekimlerini defterinize yazın.
Benim açımdan her şey tamamdı. Tek ihtiyacım 3-4 tane fiil kökleri bulmaktı. Bunun en kolay yol ise, 25 YTL’YE aldığım İngilizce- Türkçe sözlüğünden fiil kökleri seçmekti. Sonra aşağıdaki formüle uyarak basit cümleler yazacaktım.
İşte formül =>
( şahıs zamirleri/ özel adlar + fiil kökü + iyor/ıyor + iyelik eki)
Seçtiğim fiillerin köklerini hiç unutmuyorum.
Write= yaz –
Love = sev -
Sleep = uyu –mak
Write= yaz -
Wash = yıka-
Work = iş –
Nedense hayatımda hiçbir formülü sevmedim, sevemedim. Çünkü ortaokul ve lise döneminde fizik, matematik ve geometri formülerinden çok çektim. Benim formülüm çok basitti. İlk önce İngilizcede ‘şimdiki zamanı’ düşünerek örneğin, ‘write’ için bir İngilizce cümle kurdum. Sonra da o cümleyi olduğu gibi Türkçeye çevirdim.
Örneğin,
YAZ - MAK
I am writing a letter.
Ben bir mektup yazıyorum.
Sen …
Ahmet ve Tuna …
Biz …
SEV – MAK
Selçuk Sevda’yı seviyor.
Siz …
Onlar ..
UYU – MAK
Ben uyuyorum.
Sen …
O …
Göründüğü gibi yazdığım cümleler hocanın vermiş olduğu ‘şimdiki zamanı’ formülüne de birebir uygundu. En fazla 15 dakikamı harcayarak bu fiiller için İngilizce cümle kurup sonra Türkçeye çevirmeyi başarmıştım. Çok da mutlu ve gururluydum. Fakat unuttuğum önemli bir kural vardı. Bilindiği üzere İngilizcede birçok kelime gibi ‘work’ kelimesi de hem isim hem de fiil olarak kullanılıyor. Demek istediğim, ‘work’ kelimesinin Türkçede iki karşılığı vardır.
1 - Work(n) = iş, , çalışma,
2 - Work (v) = iş yapmak, çalışmak …
Ben de ilk anlamını alıp, isim olduğuna dikkat etmeden fiil kökü sandım ve İngilizce cümleyi Türkçeye şöyle uyarladım.
İŞ- MEK
Teacher Sinem is working in TÖMER.
Sinem hoca TÖMER’DE işiyor.
Babam Adalet Bakanlığında işiyor.
Annem işmiyor.
Doktorlar hastanede işiyorlar.
Ben öğrenciyim. İş-e-miyorum.
…
Ertesi gününde Sinem hoca her zamanki ciddiyetle ödevleri kontrol ederken fiil kökü sandığım ‘İŞ – MEK’ için kurduğum ilk cümleyi okur okumaz çılgına döndü. Şaşkınlığını gizlemek için her yolu denedi ama olmadı. ‘başka bir fiil bulamadın mı?!’ diye sorduğunda hiç anlam verememiştim. İşin en acıklı tarafı hocamızın İngilizce bilmemesiydi. Bir bayanın ‘işemek’ kelimesini anlatabilmek için çok fazla alternatifi yoktur maalesef. Yine de uygun bir şekilde anlatmayı başarmıştı. Şimdi utanç sırası bana geldi. Bu korkunç hatayı nasıl yaptığımı hocaya anlatacağım diye göbeğim çatladı. Sonunda anladı. Sinem hoca bana önemli bir kuralı de öğretti. Bir dili iyi öğrenebilmek için, sadece birkaç kelime ve dilbilgisi kuralları ezberlemek yetmez. Düşünürken de Türkçe düşünmeli ve konuşurken de. Aksi takdirde, kaza geliyorum demez.
Trajikomik olanı ise, aynı seviyedeki bir başka sınıfta okuyan bir arkadaşım akşam ödevini yapmamış ve sabah ders başlamadan önce benim yazdığım ödevi aynen defterine kopyalamıştı. Artık onun düştüğü durumu siz düşünün!
Seyit CELAL