- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bir yaz gecesi sınavı...

"Sen kimsin ve neden yaşıyorsun?" diyerek evin kapısından çıkıyor. Bahçede oturuyoruz. Önümüzde ayçekirdeğinden ufak tepeler oluşmuş. Tahta sedirin üzerinde hepimiz kaykılmış vaziyetteyiz. Herkes günün ağırlığını sırtından atmaya çalışıyor. Hiç bir şeye kafa yormadan öylece tembellik peşindeyiz hepimiz. Gecenin rehaveti bizi çoktan kollarına almış babamda ise o rehavetten eser yok. Yan taraftaki boş sandalyeye oturuyor. "Eveeeet" diyor "Söyleyin bakalım siz kimsiniz ve neden yaşıyorsunuz?" Hepimizden oflamalar puflamalar yükseliyor. "Evet Fulya önce sen?" diyor "Yaaa Baba yaaaa" diyorum. Gülümsüyor. Asla pes edecek gibi değil. "Tamam" diyor "Sana sonra sıra gelecek." Tanrım! Bizim çılgın matematikçi kuzen her zamanki gibi enerjik hemen başlıyor konuşmaya. "Aslında" diyor "Belki hayatın ayrıntısına dalmasaydık bu kadar, daha mutlu olurduk. Sanırım hepimiz mutlu olmak için yaşıyoruz." Babamdan bir "Hımmm" yükseliyor. Bu beni güldürüyor.
Bu "Hımmm" yeni bir soru alameti. "Peki "diyor "Mutlu olmak için yaşıyorsak sizce bu doğru mu? Yani insan olmanın amacı bu mudur?" Diğer kuzen başıyla evet diyor ve ayçekirdeği kabuklarından oluşturduğu dağına geri dönüyor. Hiç havasında değil belli. Daha da kaykılıyor. "Aslında" diyorum "Sanırım bu kişiden kişiye değişir. Kimi sırf kendi mutluluğu için yaşıyor kimi de daha yüce amaçlarla kendi mutluluğunu sağlamaya çalışıyor. Mesela insanlara yararlı birşeyler yapmak insanın kendisini de mutlu edebilir. Yüce bir amaç var." Kuzenler evet diyorlar. Babam bu tür bir mutluluğu kabul etmiş görünüyor. Duruşundan yeni sorular peşinde olduğu belli. Gülerek "Sen yine benim kitaplığımdan kitaplar mı aldın?" diyorum. "Bir kaç tane" diyor ve ekliyor "Onların hepsini okuyacağım." Eline usulca vuruyorum "Uzak dur kitaplarımdan." Gülüyor. Onun hala öğrenci oluşuna hayranlık duyuyorum. Öğrenmekten hiç vazgeçmiyor.
O sırada annem elinde yarısını içtiği çayıyla geliyor. Bizim oflamalarımızı puflamalarımızı duymuş olmalı. "Rahat bırak çocukları" diyor. Babam kendine yeni bir kurban bulmuş olmanın hevesiyle ondan yana dönüyor. "Gel bakalım" diyor anneme "Sen kimsin ve neden yaşıyorsun?" Annemin cevabı geceye noktayı koyuyor: "Ben senin için yaşıyorum hayatım."
Babamı alıp götürüyor.Arkalarından sevgiyle ve hayranlıkla bakıyorum. Ve tüm kalbimle diliyorum mutlulukları hiç bitmesin...
RESİM: Sir Lawrence Alma-Tadema
Bu "Hımmm" yeni bir soru alameti. "Peki "diyor "Mutlu olmak için yaşıyorsak sizce bu doğru mu? Yani insan olmanın amacı bu mudur?" Diğer kuzen başıyla evet diyor ve ayçekirdeği kabuklarından oluşturduğu dağına geri dönüyor. Hiç havasında değil belli. Daha da kaykılıyor. "Aslında" diyorum "Sanırım bu kişiden kişiye değişir. Kimi sırf kendi mutluluğu için yaşıyor kimi de daha yüce amaçlarla kendi mutluluğunu sağlamaya çalışıyor. Mesela insanlara yararlı birşeyler yapmak insanın kendisini de mutlu edebilir. Yüce bir amaç var." Kuzenler evet diyorlar. Babam bu tür bir mutluluğu kabul etmiş görünüyor. Duruşundan yeni sorular peşinde olduğu belli. Gülerek "Sen yine benim kitaplığımdan kitaplar mı aldın?" diyorum. "Bir kaç tane" diyor ve ekliyor "Onların hepsini okuyacağım." Eline usulca vuruyorum "Uzak dur kitaplarımdan." Gülüyor. Onun hala öğrenci oluşuna hayranlık duyuyorum. Öğrenmekten hiç vazgeçmiyor.
O sırada annem elinde yarısını içtiği çayıyla geliyor. Bizim oflamalarımızı puflamalarımızı duymuş olmalı. "Rahat bırak çocukları" diyor. Babam kendine yeni bir kurban bulmuş olmanın hevesiyle ondan yana dönüyor. "Gel bakalım" diyor anneme "Sen kimsin ve neden yaşıyorsun?" Annemin cevabı geceye noktayı koyuyor: "Ben senin için yaşıyorum hayatım."
Babamı alıp götürüyor.Arkalarından sevgiyle ve hayranlıkla bakıyorum. Ve tüm kalbimle diliyorum mutlulukları hiç bitmesin...
RESİM: Sir Lawrence Alma-Tadema