Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
527
 

Biri bizi gözetliyor ama neden?

Biri bizi gözetliyor ama neden?
 

Geçen günlerde bir araştırma yazısı için internette gezinirken 2001 senesinde gazetelerde yer aldığı belirtilen bir haber dikkatimi çekti. Haberde Amerika’nın süper gizli servisi olarak nitelendirilen NSA de çalışmış bir ajanın açıklamaları yer alıyordu.

Ajan Madsen, NSA'nın tüm dünyadaki, telefon, faks, cep telefonu, e-mail, uydu telefonu konuşmalarını ve yazışmaları çözebilen SIGNET adında ileri teknoloji ürünü bir ağ kurduğunu belirtiyor ve NSA'nın Türkçe dahil 66 yabancı dili ve hatta aynı dilin farklı şivelerini bile rahatlıkla dinlediğini belirtiyordu. Bölücü başının dinlenmesi ve yerinin tespit edilmesi, Çakal Carlos’un yerinin bulunması ve Fransızlara yakalatılması hatta Diana’nın, kara mayınlarına karşı mücadele ettiği için, Rahibe Teresa’nın da kürtaj karşıtı olduğu için dinlenmesi NSA’nın (açılımı National Security Agency) yaptığı operasyonlardan sadece bir kaçı. Ajan Madsen, Türkiye'de birden çok NSA üssünün bulunduğunu, ancak sayının ikiye indirildiğini ve diğerlerinin Türkler'e devredildiğini belirtiyor. Yaşadığımız telekulak olaylarının kaynağını böylece öğrenmiş bulunuyoruz.

Olayı biraz daha incelediğimde bu sefer karşıma farklı bir isim çıktı: PROMİS.! Bu bir bilgisayar yazılımına verilen ad. Programın önemi özelliklerinden kaynaklanmıyor. ABD bu programı üreticinin izni olmadan CIA’in yaptırdığı küçük bir değişiklikle birçok ülkeye el altından veriyor. 'Promis', bilgi erişimine kolaylık sağlayan bir program. Fakat gizlice yapılan o değişiklik kullanıcılar için bir sakınca teşkil ediyor! Sistemine programı yükleyenler bilgisayarlarının arka kapılarını meraklılar için açık bırakıyorlar. Çünkü programın içinde bir Truvaatı var (yani bilen kişilerin girebileceği bir arka kapı). Bu Truvaatı sayesinde yüklenen her bilgi belli aralıklarla belirlenen bir baıka merkezdeki ana bilgisayara aktarılabiliyor. Konunun daha ürkütücü yanı ise, bu programın Türkiye dâhil 26 ülkenin içişleri veya savunma bakanlıklarında çoktan beri kullanılmakta olduğunun belirtilmesi. Daha da derine indiğinizde programla ilgili olarak farklı isimler de göze çarpıyor. Mossad, Dünya Bankası, IMF gibi... Bu isimler arasında ki ilişki için ortaya atılan iddia da şöyle; Promis, ABD'li belli kuruluşlar tarafından İsrail'e de veriliyor. İsrail, bu şekilde MOSSAD'ın ilgilendiği dünyadaki bütün bankaların borçlarını, görev zararlarını, açık pozisyonlarını ve likidite ihtiyaçları gibi çok önemli bilgileri elde edebiliyor. Dünya Bankası ve IMF’te bunun gerçekleştirilebilmesi için köprü görevi görüyor.

Hadi gelin buraya kadar olan bölüme bir de uydu gözlemlerini ekleyelim. Hepimiz biliyoruz ki, uydular aracılığıyla yolda yürürken ayakkabımızdaki toza kadar izlenebiliyoruz.

Peki, tüm bunlar neden?

Neden bir ülke tüm dünyayı gözlüyor, dinliyor, izliyor.? Dünyadaki her şeyi bilmek için neden bu kadar savaş veriliyor.?

Bunu Ajan Wayne Madsen bir cümleyle şöyle açıklıyor: NSA, ABD’nin ulusal çıkarları için gerekli görülmesi halinde ‘her şeyi ve herkesi’ dinleyebilir. Yani bunu Amerika kendi çıkarları için yapıyor. Size bir örnek vereyim. Yine Ajan Madsen’in açıklamalarından: Dudayev, Refah Partisi’nin verdiği uydu telefonunu kullanıyordu. NSA yerini ve koordinatlarını belirledi ve Başkan Clinton'a bildirdi. Bill Clinton, Moskova'da idi. Boris Yeltsin'in yeniden seçilmesini istiyordu. Çeçen lider Cahar Dudayev'in yerini ve koordinatlarını Yeltsin'e bildirdi. Ruslar, Dudayev'i hemen öldürdü. Boris Yeltsin de Clinton da yeniden seçildi.

Bu Amerika’nın Dünya üzerinde kendi çıkarları için gerçekleştirdiği oyunlardan sadece bir tanesi.Ya bu sayede bizim ülkemizde sahnelediği oyunlar.! Evet biri bizi gözetliyor ve bunu kendi çıkarları için yapıyor. İşine geldiği zaman bölücü başını sizlere teslim ediyor. İşine geldiği zaman ülkeniz üzerinde farklı haritalar oluşturup sizi bölme eylemine giriyor. İşine geldiğinde kriz yaratıyor. Savaşlar çıkartıyor, sonrada kurtarıcı olarak ülkenizi işgal edip kaynaklarınızı sömürüyor ve işi bitince de sizi bir kenara iterek başka senaryoların peşine düşüyor. Hiçbir şey yapamıyorsunuz. Çünkü attığınız her adım biliniyor, gözlemleniyor ve duyuluyor. Bunların yetmediği yerde de kendi oyuncularını sizin içinize yerleştiriyor ve kendi yazdığı oyunun uygulanması için onları kullanıyor. Hem de tüm insan haklarını, mahremiyet haklarını daha bir çok hukuki ve ahlaki kuralı çiğneyerek.

Peki bunun için ne söylenebilir? Hadi gelin bunun adını da siz koyun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz sadece piyonuz değil mi?Hiçbirşeye gücümüz yetmiyor aslında.Birileribizi milletçeve bireyce sağa sola savuruyor biz de hayat kurduğumuzu zannediyoruz kendimize. Araştırmanız çok ilgi çekici. teşekkürler

içimdeki ekip 
 19.05.2008 22:35
Cevap :
Evet belki dediğiniz gibi uzun bir zamandır devamlı bizi savurmalarına müsade ediyoruz Ama inanın ki bu konuda hata yine bizde. Bu olay bizim milletçe yapımıza uymadığı halde nedense buna katlanıyoruz. İnanın ulusça karakteristik yapımızı hatırlasak, bu bile birçok zorluğu aşmamıza yeter. Bir de uykudan uyandığımızı düşünün. Zaten bir gün uyanmayalım diye bizi bu kadar izliyor ve üzerimizde bu kadar baskı ve senaryo uyguluyorlar. Yorumunuz için teşekkür ederim.  20.05.2008 10:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 810
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1966 İstanbul doğumluyum. Hareketli bir yaşam tarzına daha yakın bir kişiliğim var. Gözlemleme yeten..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster