- Kategori
- İlişkiler
Birkaç Tespit 1

Dostluk Kazanılması Zor Bir Değerdir...
Bu haftaki yazımda insanların hayatta karşılaştıkları durumlarla ilgili derlediğim bazı tespitler ve öğütler hakkında yazmak istiyorum. Hayat bir sınav. Bu sınavda iyi de olacak, kötü de, güzel de olacak çirkin de, doğru da olacak yanlış da. Her insan yaşamı boyunca olaylar karşısında bilerek ya da bilmeyerek bir tarafta olmuştur ve olacaktır da.
— Attan inip eşeğe binmek zor, derler. Kabul, Ancak. Hayat bu, bazen ata bazen eşeğe biner insan. Önemli olan bineğinin ve tuttuğun yolun doğru olup olmadığıdır. Ve onlarla nereye ve hangi niyetle gittiğin önemlidir
— Sokaklarda dolaşıyoruz. Kol kasları kuvvetli, kalp kasları zayıf nice canlılar dolaşıyor. Fakat insan cinsinden olup da kol kası kuvvetli, kalp kası zayıf olması ne kadar üzücü!
— Olgunlaşmak; başına gelebilecek kötülüklere karşı tedbir almak gerektiğini öğrenmektir. Zamanında “sana güveniyorum; fakat çevreye güvenmiyorum” demiş olan büyüklerimizi anlamak, hatta artık kendi nefsinin durumundan da emin olmamaktır. Ne yazık ki olgunlaşmak için çoğu zaman, kapının zorlanmış, başının derde girmiş ve birçok zarar yükünün omzuna binmiş olması gerekiyor. Bazen insan ancak böyle iyiyle kötüyü ayırt edebiliyor.
— Affetmek, öncelikle affeden için büyüklüktür. Zira affedemeyen insan, bundan en çok kendisi zarar görür. Öfke ne kadar şiddetliyse, kişiye zararı da o oranda büyük olmaktadır. Yapılan tüm bilimsel araştırmalar şunu gösteriyor ki; affeden muhatabından önce kendisine rahmet etmiş olur.
— Hak katında aziz olan nicesi, halk önünde değersiz ve hakirdiler. Millet onları hor gördü, beğenmedi, kabul etmedi. Bu kadarıyla da yetinmeyip onlara zulmetti. Günümüz şartlarında idealist olan nice insanlara da böyle bakıyorlar. Yazık! Oysa idealist olan insan herkesin yapamadığını yapar, düşünür. Birilerinin sadece günlük menfaatleri uğruna, araba, ev, para için uğraşıp didinmeleri yerine onlar hep zoru seçerler. İdealist insan işte böyledir. Şimdi söyleyin kim aziz, kim zillet içinde? Niceleri de vardır ki halk aziz tuttu; Ancak onların Hak katında hiçbir kıymeti yoktu.
— Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyorlar; fakat gün o gün ki artık, dumanın da sahtesi var artık. Madem böyle, her gördüğün dumanı, ateşten sanma ey insanoğlu! Nasıl her gözyaşı üzüntüden değilse, bu da böyle bir şey işte, anla. Kaynağını araştırmadığın söze de, ne diye yaşardığını bilmediğin göze de inanma.
— Güvene sahip çıkmayıp da, kuytuda kaybedersen, açıklarda aramak, çözüm olmaz insana çoğunlukla. Güven on kere, bin kere, milyon kere kazanılır. Ancak! Güveni bir kere kaybedersen, ister mum ile ara, istersen projektörle… Kolay kolay bulamazsın. Hasbelkader çıkarsa da karşına, bakarsın ki kırık dökük bir halde. Yaralı ve pejmürde… O zaman da iş işten geçer anlamı kalmaz. Anla…
— Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diye bir laf vardır. Şayet tavuğu, kaz gelecek hesabı ile veriyorsan, bence sana “ Yazıklar Olsun!”. İnandığın değer göre; insanlık adına veya Allah rızası için diye veriyorsan kazı. O zaman sana “Helal Olsun”. Yusuf (a.s) Peygamber tam yedi yıl zindanlarda kaldı. Peki niçin. Hiçbir suçu da yoktu. Zindanda onca yıl kalmasının sebebi, Allah’tan değil bir kuldan medet ummasıydı. Günümüz ise kula mahkûm ve kuldan medet uman, el etek öpenlerle dolu. Ne garip… Sen ne Yusuf oldun, ne kuyu gördün, ne de zindan… Yetmez gibi üstelik bir de kaz ile tavuğu hesaplıyorsun durmadan. Yine de Mısır’da azizlik umuyorsun. Olacak iş mi be bu durum? Uyan artık gafletten…
En kısa zamanda kısmet olursa tespitlere devam edeceğim. Unutmadan Van ve Somali’deki insanlara yardım etmeyi unutmayınız. Az çok demeyiniz. Nasılsa yardım edenler var demeyiniz. Türk milletine yakışanı yapınız. Selam ve dua ile…