- Kategori
- Aşk - Evlilik
Birleşebilir mi Aşk İhtirasla

sevgi, birlikte nefes alıp vermek, yanında veya uzağında onun sıcaklığını hissedebilmektir.
Türk sanat müziğinin güzide eserlerinden biridir:"Geçmesin günümüz sevgilim yasla..."diye başlayan şarkı. Beste de çok güzel ama ben güfteye takıldım.
Geçmesin günümüz sevgilim yasla,
O güzel başını göğsüme yasla,
Birleşebilir mi, ah aşk ihtirasla,
O güzel başını göğsüme yasla.
Sevgilinin başının; göğsünde olması, onun sıcaklığını duyması şaire yetiyor. Şarkının bir yerinde de, "okşasam usanmam ta fecre kadar, o güzel başını göğsüme yasla"diyor. Başkaca bir beklentisi yok, sevgilinin yanında olması, başını göğsüne koyması, saçlarını okşaması sevene yetiyor...İşte aşk bu sevgi bu.Gerçi, aşkla sevginin ayrı şeyler olduğunu biliyoruz. Aşk biraz marazi, hastalıklı bir duygu. Ama ikili ilişkilerde, sevgi daha uzun ömürlü, daha sağlam zemin üzerine kurulu sanırım, tabi gerçek sevgi için söylediğim.
Aşk, ihtirasla birlikte düşünülebilir mi? Buradaki ihtiras, bedensel anlamdaki istek, güftenin sözlerine göre.Doğal olarak, sevdiğiyle cinsellik yaşamayı istemek son derece olağan.Benim anlatmak istediğim, şairin de vurguladığı incelik; aşkın aşk olması için, başka yaratıklar için de söz konusu olan gereksinimlerin, aşktan sonraki sıralarda yer almasının, şart olması.
Oysa; yüreği, beyni belden aşağıda olan; sevgiyi sadece yatak odası sınırları içine hapseden insanların sayısı, özellikle de bizim toplumumuzda çok fazladır bilindiği üzere...
Birliktelikler, genelde farklı beklentiler, farklı anlayışlar nedeniyle bozuluyor, ya da bozulma aşamasına geliyor.Karşısındaki kişiden farklı şeyler bekleyen insan, aradıklarını bulamayınca, içinde sevgi diye beslediği duygunun yavaş yavaş eridiğini hissediyor.Ortada bir yanlış var. Ama yanlış insan mı, yanlış düşünce mi, işte o kişiye, duruma göre farklılık gösterebiliyor.
Gerçekten seven yürek, karşısındakine değer verir, herşeyden öte ona, duygularına saygı duyar.Ona yaklaşırken asla ilk planda ondan bir çıkar gözetmez.Bedeni, maddi gücü, sosyal statüsü hep alt sıralarda yer alır.İhtirasları, gereksinimleri için acele etmez, hep sabırlıdır.Kaba, hoyrat tavırlar,bencillikler; şimdilerde pek moda olan kavramla -frekansların- tutmasını engelleyen, sevgiyi günden güne eriten davanışlardır kanımca.
Günümüzden en az yarım yüzyıl öncesi için geçerli, bu söylediklerim.Bilmiyorum, belki şarkı da o zamanlar yazılmıştır.Şarkılar, şiirler de olmasa yüreklerin sesini nasıl duyardık, kendi yüreğimizdekilerin yansımasını nasıl duyumsardık...
Okşasam usanmam ta fecre kadar, o güzel başını göğsüme yasla...Fecre kadar sevdiğinin başını okşamaktan usanmayacak sevgili...Ne mutlu, sevgiyi gerçek anlamda yaşayanlara...