- Kategori
- Deneme
Biz kime sevdalıyız?

Görsel alıntı
Biz, bize sevdalıyız diyorlar ancak, cümle âlem de biliyor biz Avrupalılara Sevdalıyız. Gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türk insanları da Avrupalılara hayranlık hastalığına yakalanmışlardır. Biz Avrupalılara hem delicesine, hem de hastacasına Sevdalıyız.
Bu sevdanın temeli yarım asır önce atılmış. Böyle köklü bir sevdadan kolay, kolay vazgeçilir mi? Bu hayranlık hastalığına çare, deva bulunamamış, tanı teşhis konmamış, hayranlık hastalığı bütün şiddetiyle devam etmektedir. Vücudun her yerini kaplamış beynin tümüne sirayet etmiş orada kalıcı iz bırakmıştır.
Türk erkekleri Avrupalı kadınlara, Türk esnafları Avrupalıların başkent isimlerine hasret. İçimizdeki bu hasretle, özlemle, yatarız. Geceleri rüyalarımızda Avrupalılar la birlikte oluruz, sabahları Avrupalılar olmadan uyanırız. Ne acıdır ki bu hasretten, bu özlemden ve bu hayranlıktan Avrupalıların haberi yok.
Pastanemizin adı, Berlin Pastanesi,
Moda evimizin adı, Paris Moda evi,
Mağazamızın adı, Londra mağazası,
Lokantamızın adı, Tokyo lokantası,
Örnekler çoğaltılabilir ama biz bu kadarı ile yetinelim. Etrafımıza baktığımızda Türk insanı kendisini öz yurdunda Avrupalı hissediyor, kendini Avrupalı gösterme çabasında. Peki, neden işyeri levhalarında İstanbul pastanesi, Ankara moda evi, İzmir mağazası, Bursa lokantası gibi yerli isimler yazmıyor da yabancı ülkelerin başkentlerini yazıyorlar. Efendim dikkat çeksin diye.
Almanya’nın başkenti Berlin’de Kreuzberg semti hep Türk, Fransa’ da, Paris ‘de, İngiltere de Tokyo’da Türk döneri, Adana kebabı, Gaziantep baklavası meşhur. Olmaz kardeşim onlarla Avrupalı olunmaz.
Almanlar teknikte, makinede mükemmeldir, Fransızlar romantik ve hümanisttir, İngilizlerin Lordlar Kamarası ve Kraliyet sayı ile meşhurdur, Japonlar çok çalışkan bir millettir.
Avrupalılara olan sevdamızı bilmeyen yoktur. Ne Leyla ile Mecnunda, Ne Mem ile Zin Sevdası böyle değildi. Almanya için nice gelinleri pınarların başında yalnız bıraktık.
Nice yalancı ve hileli boşanmalarla Avrupalı yaşlı kadınlarla birlikte olmak için, birçok genç kadını dul bıraktık. Avrupalılar bize yaramadı, geride gözleri yaşlı, boynu bükük nice ana, baba, genç kadın, çocuk kaldı.
Milliyet-i nisyan ettik unuttuk,
Elin fikirlerine tebaiyet eyledik,
Oyunu kaybettik, değerleri yitirdik,
Kirli sularla bahçelerimizi suladık,
Kökler çürüdü, gövdeler kurudu,
Önce rüzgâr esti, sonra Tufan koptu,
Bağlarımızda dallar kırıldı, yapraklar soldu.
Adeta tarlamıza, bağımıza, bahçemize zehir ektik. Nüfusumuzun kayıtlarını parçaladık, kim kimin çocuğu, kim kimin eşi bilinmez olduk. İşte bu nedenle cümle âlem de biliyor biz bize Sevdalı değiliz. Avrupalılara Sevdalıyız.
Kıymetli okurlarmıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN