- Kategori
- Magazin
Bizde 'sanatçı' olmak

Sanatını bilmeyen 'sanatçı' olur mu?
Sanatın sanatçının ne olduğu, neye 'sanat', kime 'sanatçı' dendiği bu gün bile hala tartışılıyor.
Bırakın tek kelime karşılığını, kimse doğru dürüst tarifini yapamıyor.
O gün bugün, sanatın bu bilinmezliği hep bizim işimize yaramış, "İçine tükürürüm" diyenlere rağmen, bu bilinmezlik bizi dünyada en çok sanatçısı olan ülke yapmıştır.
İçimizdeki sanatçı ruhunu genlerimizle dalga dalga bulaştırmaya, yeni yeni sanat eseri yaratmaya hep özen göstermişizdir. Göstermeye de devam etmekteyiz.
Sanatın sanatçının tarifi ve yorumunun en çok bizde yapılıyor oluşu da bundandır.
Bu yüzdendir hepimizin sanatçı oluşu(!)...
Şimdi küçük küçük soralım:
Sanatını bilmeyen 'sanatçı' olur mu?
Olur.
Nerede?
Bizde.
Kimlere sanatçı denir?
Hiç önemli değil. "Ben sanatçıyım" demek kafidir.
Nerede?
Yine bizde...
Eğer bir ucunda para, diğer ucunda da şöhret varsa, iki şarkılık, iki türkülük ses çıkarabiliyorsa, güzel yürüdüğüne ve bazı şeylerine güveniyorsa, vesairesi bolsa, "biz sanatçılar" diye cümle kuruyor, sanatsalları çoğu kezden de çok, tüm çıplaklığı ile karşımıza çıkıyorsa, canlı canlı, hatta ve hatta çok heyecanlı icraları oluyorsa, 'estetik gözetilmez, göstermek gözetilir'den yana ise, sanat için, 'soyunurum, bir daha da giyinmem' diyorsa, o bizde artık sanatçıdır. Sanatçılığı yerine oturmuştur.
Şimdi bu 'tür'e, yani sanatçılara(!) ismen örnek vereyim diyeceğim ama; yazımın bitme şansı ortadan kalkacağı için vaz geçiyorum.
İnsanın ilham gücü mü belirler sanatı sanatçıyı, tasarımı mı ona yardımcı olur, elden, sesten, fikirden çıkması şart mıdır, ustalık gerektirir mi?
Cevap 'hayır' ise yukarıda yazdıklarım tam isabettir.
Bir yerde mi okumuş, yoksa duymuştum tam hatırlamıyorum ama şöyle diyor veya yazıyordu; sanat, 'ben sanatçıyım' diyenlerin yapamadığıdır.