- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bizim zamanımızda

Ne ramazanın keyfi var, ne de bayramın. Anlatmaya kalksam, "bizim zamanımızda" diye söze başlıyorum.
Bizim zamanımızda ramazanın da, bayramın da keyfi bir başkaydı. İftar saati yaklaşınca bir telaş olurdu. Büyükler çocuklara iftarlık alırlardı. Yumurtalı sıcak pideler, tatlılar, önceden sofraya gelirdi. Çocukların bu manzaraya dayanması mümkün değildi. İşte burada iftarlıklar devreye girerdi.
Keyifli ramazanların, keyifli bayramları olurdu. Şimdinin çocukları da büyüyünce ya da yaş kemale varınca söze "bizim zamanımızda" diye başlayacaklar mı çok merak ediyorum. Bana göre ekonomik çıkmazlar söze "bizim zamanımızda" parantezi ile başlamamızın en önemli nedeni. Ramazan sofralarından et yemekleri giderek azalıyor. Etler, tatlılar ve meyveler kayboluyor. Makarna, bulgur ve mercimek çorbası, baş yemek olurken, iftar sofralarının yerini iftar çadırları alıyor. Artık neredeyse her semt te iftar çadırı var. Devlet kesesinden binlerce kişilik iftar yemekleri veriliyor. Gelenekler giderek yeni alışkanlıklara dönüşüyor. Korkuyorum yakında bayram çadırları da oluşacak.
Oto Yollar, hava alanları, alış veriş merkezleri, Lüx Otomobiller, şehirleri süslerken, çoğu insan bu lüxleri bir kez olsun yakından göremeden göçüp gidiyor. Belki oto yolda cenazesi keyifli bir yolculuk yapıyor ama ne yazık ki o bunun farkında değil.
Siyasetci, OTO YOL, HAVA ALANI, UÇAK, LÜX YAŞAM edebiyatı ile yoksulun oyunu alırken, garibanlar lüx yaşam hayali ile göçüp gidiyorlar. Bu ne yaman çelişkidir böyle. Gülmek mi lazım, ağlamak mı?