- Kategori
- Blog
Blog'culuğun sonu, bu mu olmalıydı?!

DEMEK Kİ, BLOG'LAR DA KAPANIRMIŞ...
<ı>ı>
<ı>‘Harç bitti yapı paydos!ı>’ dedi komşu bloğumuz. ‘Onpunto’ dan bahsediyorum. ‘Herkes malzemelerini, Temmuz sonuna kadar çeksin’ dendi. İyi mi?!
Şimdi herkeste bir tedirginlik var. Bu ‘Paydos’ borusu, komşu blog’ lara ne gibi etki yapar? İnsanın aklına, ister istemez şu sual geliyor: <ı>Blogcu’luğun sonu bu mudur?!’ı>
Ortada kalanlar blog’cular şaşkın. Belediye; evlerini, başlarına yıkmış gibi, ‘Açıkta kalmışları oynuyorlar, hep birlikte. Yeryüzündeki blogcu’lardan <ı>yardımı> istiyorlar. ‘Bu durumu sitelerinizde yazın, herkese duyurun’ diyorlar ve ilave ederek de: ‘ Orası <ı>bizim evimizdi.ı> Emek verdik. Karşılığı bu mu olmalıydı? Arkadaşlıklar, dostluklar n’olacak?’ diyorlar.
Yıkılan evlerin enkazı arasında hala daha barınan onpunto’cular, umutlarını yitirmemişler. Herkes birer ‘<ı>Son defa’ı> yazısı döşenmiş. Diyorlar ki: ‘ Desteğinize ihtiyacımız var. Onpunto, masa başında karar verip, kapatılabilecek bir site değil. Çünkü biz yazı yazdık. Biz yorum yaptık. Biz röportaj yaptık. Eleştirdik, eleştirildik, manşet olduk. Manşetleri biz seçtik. Manşet olmasam da yazmağa devam edeceğim. Sesimizi duyun. Tüm blog’cular yazı yazın. <ı>Yorum yapını>!’ diyorlar.
Böyle bir şey, bizim de başımıza gelse, bizler de aynen bu ve buna yakın sesler çıkarırdık değil mi? Bilmiyorum, belki de beddua eder miydik?
Batan gemiden kalanlar...Herkes tahta parçalarına tutunmuş, ufukta kendilerini kurtaracak gemiyi gözlüyor. <ı>Geminin kaptanı ı>daha gemi batmadan <ı>tüymüş!ı> Öyle gözüküyor. Yüzenlerin arasında olacak değildi ya!
İnsan düşünmeden edemiyor. ‘ Maazallah bizim de başımıza böyle bir şey gelse <ı>n’olurdu?ı> ‘ Yukarıdaki gibi <ı>S.O.Sı> çeker miydik ki?! Hani blog dostlukları? Hani aile bireyleri? Birbirini tanımayan, görmeyenlerin aile dostlukları, yardımları, neşeleri , balayı gezileri nerelerde kaldı ? Hani en ufak bir sinyalde yumruklarımız inançla bir yerde bir anda birleştirebiliyorduk! Hani 5 çayları?, Eymir toplantıları, deniz sefaları?!
İnsanların <ı>tabiatında vardırı> okşanmak, fark edilmek, rakibine fark atmak. İnsanoğlu yazmak ister, okunmak ister. Başımıza Onpunto’ nunki gibi bir afet gelirse, kala kala Bayram’ın <ı>kasetleri miı> elimizde yadigar kalacak yani! ‘’Seni ben, ellerin olsun diye mi sevdim?!’’ Di mi?!
<ı>Ört ki, ölem !ı>
MB’ da, profesyonellerin bile yazı yazmasına <ı>gerek kalmadanı> kariyerini, tandans’ ını, üst seviyelerde tutarak yaşamına devam ediyor. Şimdilik bir şey yok. Burada bir dünya oluştu. Gören göz, anlayan dimağ, işin farkında. Bir kısmımız ücreti ile basın camiasında çalıştık. Ama burada bu işi, ‘<ı>Ücretsiz’ı>, yani amatörce yapıyorsak, bu durum, heyecanımızı kaybetmediğimizdendir. Şahsen ben öyleyim. Şimdi, kendi kendimize bir sorumluluk yüklenmişliğimiz var. Sorumluluk itimadı doğurur. İtimat ise, heyecan verir. İşte bu heyecanı yaşıyorsak, başarılıyız demektir.
<ı>Attila İlhan Hocam’dan ı>bilirim. ‘ Pek az insan, basın hayatında amatörlüğü seçer. Profesyonel olmak, heyecanı öldürür. Heyecan, uğraşı boyunca devam eder.Ve etmelidir de. İşte o zaman başarı elde edilir’ <ı>derdi..ı>
Bir blog’cunun suçu ‘Amatör’ lükse, varsın öyle kalsın. Suç, onlarda kalır. Amatörlük özümüzdür, <ı>özümüzdeı> kalır.
Onpunto’ cu bir yerde haykırıyor: ‘ <ı>Yapılan saygısızlıktırı>. <ı>Kazandığım ödülleri geri vereyim, bana emeklerimi geri versinler!ı>’ diyor. İmza: ‘ Hayat Torlak’
Gemi batmış. Kaptan daha önceden tüymüş. İçindekiler, sonuna kadar direnmiş, direnmiş… Şimdi denizde, bir tahta parçasına asılı kalmışlar. <ı>Gözleri, ufuklardaı>. Kendilerini kurtaracak gemiyi arıyorlar boşuna. Güneş ha battı, ha batacak. Biraz sonra ortalığı, zifiri bir karanlık kaplayacak. 31 Temmuz, ‘ <ı>son gün.’ı>
İnsan, ister istemez bu mizansene bakınca, <ı>‘Bizim de başımızaı> <ı>gelebilir’ı> Veya ‘ Bize de çıkabilir’ diye düşünmeden edemiyor. Öyle değil mi Blog arkadaşlarım?! Denildiği gibi, o feryatlardaki gibi. ‘Masa başı kararlarla site, <ı> patı> diye kapatılamaz! Önceden haber verilir.
<ı>Bir önerim varı>. Bu gün sana, yarın bana. ‘Bu olanları sitelerinizde yazın!’ deniyor. Biz de sizlere, ‘<ı>Gelin bizim siteye!’ı> diyoruz kendi adımıza. Zaten olmuşuz 3500. Daha da olsak 5500 ne fark eder. Köy’ken, kasaba olduk. Sonra şehirleşiriz, kentleşiriz, dünyayı avucumuzun içine alırız. Birlikten<ı> kuvvet ı>doğar.
Önceden söyleyeyim, darılmaca yok. Yeni girecekler iyi dinlesin. Bir kere bizim sitede, herkes, kendi başına <ı>buyruk ı>değildir. Bir Editörler gurubu vardır, aman Allah. Kılı kırk yararlar. Herkes, kendi göbeğini, kendisi kesemez. Herkes testiyi yapmasına yapar da, <ı>kulpunuı> kendisi takamaz öyle. Bir şekli, bir yöntemi vardır. İlk defa yazı yollayanların kabulü, <ı>kılıç kuşanma ı>merasimlerini dörde, beşe katlar. Ki ondan sonra siteye kabul edilir insan.
Sonracığıma yazılar, idarece editörlerin süzgecinden geçer bizde. Sizdeki gibi herkes, kendisinin editörü değildir. Bizde çeşit çeşit elek vardır, numaralıdır sanki. Çeşitli filtrelerden geçer yazı. Burada eti, kemiği ayrılır. Pirzolalıklar, bonfilelikler ayrışıma uğrar. İncik’ler, cincikler de ayrıldıktan sona ‘<ı>Kıvamı>’ bulunur. Öylesi piyasaya arz edilir. Kimse <ı>kaçak et kesemezı> bizim blog’da. (Burada, editörümüzün tebessüm ettiğini görüyoruz. Üzerinize afiyet, biraz <ı>‘Duru Görü’ı> sahibiyiz de!’)
İlk yazınız beğenildi. Giriş tamamdır. Bizlere de ‘<ı>Hoş geldiniz’ ı>demek düşer. Size öyle bir ‘<ı>Hoşgeldiniz!ı>’ çekilir ki, geldiğiniz yeri şaşırırsınız. Bir anda dertlerinizi unutursunuz. Ama, inceden de takip edilirsiniz ha! Sitemizde şükür, bu takip işini yapan <ı>erbaplar ı>vardır!
Sonracığıma bizim site şen şakraktır. Nerde çalgı, orada kalgı vardır. Bir bakmışınız planörde <ı>uçururları> sizi. Bir bakarsınız beş çayındasınız. Bir bakarsınız büyük otellerde kendinizi <ı>göbekı> atarken bulursunuz pistlerde. Şaşırmayın sakın. Bu, bizim sitenin verdiği <ı>‘Adrenalin’ı> dir. Masrafsızdır. Sinirlere iyi gelir. Terapidir. Kısacası, <ı>havada kapıp, tavada yerizı>. Bizim site gibisi yoktur. İnönü’de uçarken, planörde diz üstünde <ı>blog yazanlarımızı> bile mevcuttur.
Sonracığıma, unutuyorduk az daha. Sizlere çarşımızı gezdiririz. Pek meşhurdur. <ı>Tıkbankı> ve <ı>Yorumbankı> Yo, öyle yenmez, içilmez. Hiç duydunuz muydu bunları? Yakında ayaklarınız suya erer. Pas geçelim burayı.
Biz saygın insanlar bloğuyuz. İdaremiz bile bize hitap ederken ‘ Sayın yazarımız, der. Bundan çok<ı> hoşnut’uzı>.. Biz bir topluluğuz. İçinde <ı>ciciı> çocukları da barındırır. İdaremiz demokrattır.
Bırakın denizdeki tahta parçalarına tutunmayı. <ı>Gelin MB’da iş tutun.ı>
Şimdiden ‘<ı>Hoş geldiniz’ ı>diyorum batık geminin <ı>batmayan yazarlarına.ı>