- Kategori
- Gündelik Yaşam
Blog yazan kadını özlemek

Bir konser sonrası Çırağan Sarayı' nda
Ilık bir ekim akşamında Antalya. Henüz soğumaya başlamasa da hava, yapraklar sararmış hafiften. Bahçede yer alan begonvilin çiçekleri daha bir birikir olmuş kuytu köşelerinde mekanın. Ve yazdan kalma incecik giysiler hafif, kışlıklar ise fazla iken henüz. Yağmur kendini göstermeye başladığında evde dolanıp duran kadın merdivenlerden tırmandı odasına doğru; elini siyah bikinisine attı…güneş yüzünü çekmiş bahçeyi loşluk kaplamıştı. Havuzun suları mavinin laciverde bakışında yağmur damlaları şarkı mırıldanmakta. İşte suyun içinde idi biraz ürpererek girdiği havuzda. Yüzünü yağmur damlaları okşarken vücudu serin suyun canlandırıcılığına teslim olmuştu. Su hayatın kaynağı; su ki içinde huzur ve soruların en net cevapları…..
Biraz yüzdükten sonra ağır ağır çıktı merdivenlerinden havuzun; kaslı bacaklarından akan damlalar yağmur mu yoksa havuz suyu mu? Saçları yine uzun; yine gülümsüyor kendine….
Ne kadar uzun zaman oldu buralara gelmeyeli yine? Yazmayı bıraktığım için mi? Hayır hayır…..
Yazmaya devam ama farklı kelimelerin peşinden koşarak. Hektor’ un kalkanı Afrodit’ in arabasını ve Safo’ nun acılarını anlatarak uçuşan kelimelerde.Üstelik de bunları yayınlanan bir şiir kitabı içinde toparlayarak. Yazmaya devam ama buralara uğramadan; mesleki konularda şiir satırlarında dolanarak. Ama, dün gece Antalya Devlet Opera ve Balesi sahnede Bir Yaz Gecesi Rüyası ile beni mest ederken bir özlem yükseldi içimden. Gecelerin geç saatlerinde; ya da sabahın seherinde tuşlarda dolaşan elleri olan bir kadın. Kendini, fularlarını, topuklu ayakkabılarını gün be gün anlatan; iddialıyım evet evet diyen bir kadın. Blogların kadınını özlediğimi hissettim; yazı yazmayı özlediğimi… Daha doğrusu blog yazmayı. Hani blogu blog yapmak diyen beni.
Ama gece o kadar uzun sürdü ki eve gelince de devam etti oğlu ile sohbete ve yazamadım; işte şimdi buralardayım…..ara ara girip okumaktayım elbette dostlarımın yazdıklarını ama ben niye yoktum? Çok disiplinli olmadığım için mi? Şiir ve mesleki yazılara çok daldığım için mi? Yoksa BİRDY; Charlie Parker’ ın dediği gibi bu işi keyif bildiğim için mi? İşin ilginci yeniden yazmak tutkum ile her daim radyo açık olsun tutkum aynı anada depreşti Durunuz radyoyu açıp geliyorum.
Bir blog arkadaşım yeni sosyal medyaları sorumlu tutmuştu yazısında, olabilir mi? Anlık heyecanları anlık paylaşımlar; ancak buralara yazı ekledikten sonra beklemeyi, uzun derin kelimeler ile ifade etmeyi ve derin yorumlar almayı özledim ben. Bi gel bi git oldum farkındayım ama bu aralar hayatım böyle oldu….Çok hızlı değişti yaşam tarzım, koşullarım. Gerçi en başta okuduğunuz gibi bende çok değişiklik yok; hala yağmur altında yüzmeler, bisiklete binmeler devam, ama iki yıllık zaman dilimine baktığımda nereden nereye diyorum. Oğlumun babasının ölümü ile başladı çarkların hızlanması. Zor bir süreç idi ben ve kuzucuk için. Yok olmak ya da ayakta kalmak savaşı. Yalnız geceler sessiz hıçkırıklar. Sonra kazanılan üniversite; yola koyulan işler ve derin bir nefes eşliğinde işte o havuzda atılan kulaçlar. Ve hala yürekleri kanatan sevilen kişinin kaybına değin inceden sızı……
Yarı İstanbul yaşayanıyım artık. Ayda en az iki kez İstanbul; hatta tezgah açıp kitap satmayı düşünüyorum oralarda. İstanbul’ da yaşayan blogdaşlara duyurulur.
Bu kadar yeter mi? Umarım bu sokaklarda kalırım daha uzun süreli.
Bu arada iletişim kurmak isteyen dostlar için: yoncaayas@gmail.com
Sevgiyle;
Prensesiniz…..