- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kalbimin çırpınışları

Kalbinizi kırmayın
Tarifsiz bir mutsuzluk yaşıyor insan bazen kendi yaşam döngüsü içinde. Sanki ne yapsa boş, ne ile uğraşsa anlamsızmış gibi geliyor o an. Benimde kendimi öyle hissettiğim bir dönemdeyim. Yapmak istediklerim ne bileyim amaçlarım bile ikinci planda kalmış gibi. Kime sorsam havaların etkisindendir yorumunda bulunuyorlar. Oysa havanın ne suçu var, o kendi baharını güneşin sıcaklığı ile doğaya yansıtıyor. Tüm doğa kış uykusunda sirkelenmek istercesine hareket halinde. İşe her geldiğimde, yürüdüğüm kaldırımın üzerinde karıncaların oluşturduğu o muhteşem sırayla, taşıdıkları malzemeler görülmeye değer bir doğa harikası. Toğrağın üstü değil sadece altındaki hayat bile farklı bir canlılık sergiliyor. Geçen bir toplantıya yetişmek için arabaya bindiğimizde arkadaşlarımla birlikte, arabanın önüne bir karartı düşer gibi oldu. Geri vitese takınca şoför hemen indim baktım nedir diye, normalde uzaktan baktığınızda büyük bir fare gibi gözüküyordu, ama ne ki yanına yaklaşım o sıcakta çırpınışlarına bakarken aslında küçük bir köstebek yavrusu olduğunu gördüm. İlk defa bir köstebeği yakından görmenin şaşkınlığı vardı. Lakin hayvan karanlığa ve toprak altına alışık olduğu için çırpınıyordu çünkü güneş çok yakıcıydı. Hiç düşünmeden alime aldım, inceleme fırsatı buldum bu esnada. Gözleri kör ve kapalıydı, daha ayaklarındaki peçeleri dahi uzamamış gibiydi, kulakları yoktu sadece iki tane belirgin delik vardı, burnu uzun ve pembemsi derisi ise hafif tüylü ve griydi. Çok güzel bir hayvandı. Hemen onu alıp gölgelik toprak bir alana koydum, işim olmasaydı ilginecektim ama aklım onda kalarak bırakmak zorunda kaldım. Sonrasında bulamadım tabiki umarım durumu iyidir. Kısacası, her yerde bir canlılık, bir yaşamın mucizesi ve güzelliği kendini gösteriyor. Fakat ben çok mutsuzum. Çevremdeki değişen dengeleri görüyor bir şeyleri yapıyorum tabiki, bu boş durduğum durağan olduğum anlamına gelmiyor. Çok çalışıyor ve en iyisi olmak için çabalıyorum. İçimde sadece eksikliğini hissettiğim bazı duyguların beni bu dönemde ele geçirmesine ve her yönüyle bana hükmetmesine kızıyorum. Mantığım suskun nedense, kalbim ise ıolmadığı kadar coşkulu kendi içinde, sanki farklı beklentileri yaşamak isteyip hadi dostum kalk silkelende bu anı yakala der gibi hareketli ve beni rahat bırakmıyor. Oysa ben uzun zaöandır suskunum ona karşı, şimdi olmadık zamanlarda beni coşturmasına en umulmadık zamanlarda içime hüzün sokmasına kızıyorum. İşte bugünde öylesine düşünüp takıldığım, kendi hüznümde yalnız kalıp hep eskiyi anmak istediğim günlerden biri haline geldi. Kötü olanı ise, yer mekan dinlemeden sizi etkisiz hale getirmesi, elinizi ayağınızı bağlaması ve sizinse sadece dua ederek bugünü atlatma isteği doğurmanıza vesile oluyor.
Aslında bu Kalp çok kırıldı, yıkıldı, sevdi ama kıymet görmedi. Akıllanmak ise hayır, kendi içinde hep duygularını sakladı ve asla farklılıkların oluşmasınada izin vermedi. Kendi kaderinin tutsağımışcasına öylesine zindanlara kapatılmış mahkum misali prangalarda takılı kaldı. Neki baharın o cüretkar davet çağrısını, o doyumsuz güzellikteki kokusunu, akıllardan çıkmayacak muhteşemlikteki doğa senfonisini duyduğu an yine sirkelenip arayışlara girme telaşına düştü. Sonuçta benim için çırpınan ve mutluluğumu paylaşmak isteyen bir hazine gibidir kalbim. Ona çok şey borçluyum elbette, o sadece benim gerçek olanı, değerli olanı, kıymetli, özverili, layık olanı hakettiğimi düşünüyor. Arada bunu perçinlemek için beni sessiz bir dünyanın, bitmeyen anıların içinde tarihe yolculuğa çıkarıyorki bak gör bunları yaşadın ve aslında çok farklısıda olabilir şeklinde küçük uyarılar yapıyor bana. Bugün de o uyarılardan aldığım günlerden bir gün. Özür dilerim kalbim, seni anlayanı sana veremediğim için, hakettiğini bulamadığım, layık olanı taşıyamadığım ve söz verip de yerine getireni asla bulamayacağım için senden özür dilerim. Bugün senin için sessizce ağlıyorum sadece, dilerim hakettiğini sana bulma şansını o güzel yaşam atışını sana verebilirim. Dilerim gerçekten ama gerçekten sevebilirim.