- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Blog yazmanın dayanılmaz cazibesi..
Yaklaşık iki ay oldu blog yazmıyorum.
Yazmaya vakit bulamıyorum daha doğrusu.
Oğlanı evlendirme telaşındayız ailece. Düğün hazırlıkları, kız evi, git gel v.s. evimizin dolayısıyla bilgisayarımızın şeklini unuttuk.
Bu yazı yazma işi bir hastalık gibi sarmış her yanımı. Bunu bu sürede daha iyi anladım.
Bilgisayara suçlu suçlu baktığımı hissettim çoğu kez. Karşımda bana hesap sorar gibi duruyor ekran.
Yazı yazamama durumu bir suçluluk kompleksi gibi omuzlarımda asılı duruyor. En azından ben öyle hissediyorum.
Oğlan da tam evlenecek zamanı buldu..
"Evladım insan biraz bekler. Ülke güllük gülistanlık olur. Taşları yerli yerine oturmuş, tam demokratik özgür bir ülkede yaşarız. En azından bu kadar saçmalıkların olmadığı bir ortamda yaşarız. Tabi ömrümüz yeterse.
İnsan o zaman evlenir.
Bizde bu tür suçluluk komplekslerine kaptırmayız kendimizi yazı yazmıyoruz diye."
Oysa o kadar çok yazı konusu var ki ülkemde.
Münevver'den mi bahsetsem ?,
Sinem Yalçın'dan mı bahsetsem ?,
Her ikisininde katledilişinde İstanbul Emniyetinin başında oturan pala bıyıklı müdürden mi bahsetsem ?.
HSYK ile Adalet bakanının Yargı bağımsızlığı konusundaki savaşından mı bahsetsem ?.
Adli Tıp'tan yapılan, tüm rezillikler konusundaki özeleştiriden mi bahsetsem ?
Hüseyin Üzmez'in yeniden içeriye tıkılması gibi ülkemde "güzel şeylerin de olduğu sevincimden mi" bahsetsem ?.
Bilmiyorumki.
Bildiğim tek şey aşırı derecede yazı yazma isteğimle ve oğlanının düğün hazırlıkları telaşının verdiği vakitsizlikle savaşım.
Neyse .
Oğlana ayırmam gereken zamanların bir kısmından biraz çalayım ve Halis Ağa'dan bahsedeyim.
Hani şu meşhur yeni damattan.
Hemde gündemime uygun olur.
Bu Halis ağa hatırlayacaksınız, 2002 seçimlerinden önce RTE'yi özel helikopteri ile şehir şehir, kasaba kasaba dolaştırıp, seçim çalışmalarına yardım etmişti.
O zaman bazı ileri görüşlü yazar çizer takımı bunun ileriye yönelik şimdiki hesap sormaları engellemek isteyen bir yatırım olduğunu yazmıştı.
Doğru imiş, fakat bu işte bir yanlışlık ya da Halis Ağa'nın hesaplayamadığı bir şey olmalı ki adamı "bal ayı'nda" bile rahat bırakmıyor TMSF.
Umarım Halis Ağa desteklediği o zamanki iktidar adayının "demokrasi havariliğinin" sadece iktidara gelmek için bir araç olarak kullanıldığını anlamıştır.
Ve yine umarım ki Halis Ağa halkın sırtından kazandığı ve hortumladığı trilyonların hesabının bir gün mutlaka sorulacağını da anlamıştır.
Bu bağlam da Rus ayısının örneğinde olduğu gibi. Verirsin yer, verirsin yer, verecek bir şeyin kalmadığında seni yer, hikayesini de anlamıştır.
Yoksa torunu yaşındaki kızla bilmem kaçıncı kez evlendiği falan o kadar önemli değil. Nasıl olsa o işin fetvasını Hüseyin Üzmez gibiler veriyor. Tabi hesabını da.
(Bu arada kendisine ayırmam gereken zamanı bu yazıya ayırdığım için oğlum da kusura bakmaz umarım)
Saygılar..
26 Temmuz 2009
Yazmaya vakit bulamıyorum daha doğrusu.
Oğlanı evlendirme telaşındayız ailece. Düğün hazırlıkları, kız evi, git gel v.s. evimizin dolayısıyla bilgisayarımızın şeklini unuttuk.
Bu yazı yazma işi bir hastalık gibi sarmış her yanımı. Bunu bu sürede daha iyi anladım.
Bilgisayara suçlu suçlu baktığımı hissettim çoğu kez. Karşımda bana hesap sorar gibi duruyor ekran.
Yazı yazamama durumu bir suçluluk kompleksi gibi omuzlarımda asılı duruyor. En azından ben öyle hissediyorum.
Oğlan da tam evlenecek zamanı buldu..
"Evladım insan biraz bekler. Ülke güllük gülistanlık olur. Taşları yerli yerine oturmuş, tam demokratik özgür bir ülkede yaşarız. En azından bu kadar saçmalıkların olmadığı bir ortamda yaşarız. Tabi ömrümüz yeterse.
İnsan o zaman evlenir.
Bizde bu tür suçluluk komplekslerine kaptırmayız kendimizi yazı yazmıyoruz diye."
Oysa o kadar çok yazı konusu var ki ülkemde.
Münevver'den mi bahsetsem ?,
Sinem Yalçın'dan mı bahsetsem ?,
Her ikisininde katledilişinde İstanbul Emniyetinin başında oturan pala bıyıklı müdürden mi bahsetsem ?.
HSYK ile Adalet bakanının Yargı bağımsızlığı konusundaki savaşından mı bahsetsem ?.
Adli Tıp'tan yapılan, tüm rezillikler konusundaki özeleştiriden mi bahsetsem ?
Hüseyin Üzmez'in yeniden içeriye tıkılması gibi ülkemde "güzel şeylerin de olduğu sevincimden mi" bahsetsem ?.
Bilmiyorumki.
Bildiğim tek şey aşırı derecede yazı yazma isteğimle ve oğlanının düğün hazırlıkları telaşının verdiği vakitsizlikle savaşım.
Neyse .
Oğlana ayırmam gereken zamanların bir kısmından biraz çalayım ve Halis Ağa'dan bahsedeyim.
Hani şu meşhur yeni damattan.
Hemde gündemime uygun olur.
Bu Halis ağa hatırlayacaksınız, 2002 seçimlerinden önce RTE'yi özel helikopteri ile şehir şehir, kasaba kasaba dolaştırıp, seçim çalışmalarına yardım etmişti.
O zaman bazı ileri görüşlü yazar çizer takımı bunun ileriye yönelik şimdiki hesap sormaları engellemek isteyen bir yatırım olduğunu yazmıştı.
Doğru imiş, fakat bu işte bir yanlışlık ya da Halis Ağa'nın hesaplayamadığı bir şey olmalı ki adamı "bal ayı'nda" bile rahat bırakmıyor TMSF.
Umarım Halis Ağa desteklediği o zamanki iktidar adayının "demokrasi havariliğinin" sadece iktidara gelmek için bir araç olarak kullanıldığını anlamıştır.
Ve yine umarım ki Halis Ağa halkın sırtından kazandığı ve hortumladığı trilyonların hesabının bir gün mutlaka sorulacağını da anlamıştır.
Bu bağlam da Rus ayısının örneğinde olduğu gibi. Verirsin yer, verirsin yer, verecek bir şeyin kalmadığında seni yer, hikayesini de anlamıştır.
Yoksa torunu yaşındaki kızla bilmem kaçıncı kez evlendiği falan o kadar önemli değil. Nasıl olsa o işin fetvasını Hüseyin Üzmez gibiler veriyor. Tabi hesabını da.
(Bu arada kendisine ayırmam gereken zamanı bu yazıya ayırdığım için oğlum da kusura bakmaz umarım)
Saygılar..
26 Temmuz 2009