- Kategori
- Siyaset
Bölücüler çıktı meydane

Bir ülke düşünün. Devlet denilen bir kurum tarafından idare ediliyor.
Bu devlet de halkından topladığı vergiler ile tüm kurum ve kuruluşların maaşını ödüyor! Yeni, yeni yatırımlar yapıyor.
Velhasıl kelam halkın ihtiyaçlarını güvenlik dâhil karşılıyor.
Demokratik kurallar içerisinde normal seçimler yapılıyor.
Partisinin ülke barajını aşamayacağını bilen bazı uyanıklar, bağımsız aday olarak, sözde halkın karşısına çıkıp, halkın sözde milliyetçilik duygularını sömürerek ve birçok seçim hilelerine de başvurarak Milletvekili bile seçilebiliyorlar.
Oralarda nasıl oy verildiği, kullanılan oylarda, kimlerin sözde yardım gayesi ile içerdi girip, oyu nasıl kullandırdığı malum.
Has bel kader seçilip, sözde halkının, (kendilerini seçen halkın) haklarını savunmak için geldikleri parlamento da aynı ülkenin halkının teröristlerce haince konulan bir bombalı tuzakla ölmesini kınamak yerine, bu savaşın bir parçasıdır diyerek savunabiliyorlar.
Bu sözleri kim mi söyledi?
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna!
Başka ne diyor bu bayan vekil? PKK muhatap alınsın dediği için tepki çektiğini, ancak bildiği doğruları söylemeye devam edeceğini söyleyebiliyor.
Daha başka ne söylüyor bu Ayna! Bombalama eylemlerini de "savaşın parçaları" olarak değerlendiriyor.
Bu bayanın bu güne kadar yaptığı açıklamalar kamuoyunda ve DTP içinde de tartışma konusu olduğu bir gerçek,
O! partinin Genel Başkanı olun bu! Bayan tahrik edici açıklamalarına şöyle devam ediyor!
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'ya karşı mücadelesinin kan davasına dönüştüğünü, Türkiye'de tarihin il günlerinden bu yana Kürtlerin birçok başkaldırısının söz konusu olduğunu, bu başkaldırıların, bastırma, öldürme ve idam yöntemleriyle bitirilmeye çalışıldığını da ileri sürüyor. Devam eden Ayna, Biri bastırıldığında, Kürt sorununu yaratan nedenlerin ortadan kalkmaması nedeniyle ikincisi ortaya çıkıyormuş.
Bugün için de sorunların devam ettiğini ve bu hareketin bastırılması durumunda, başka bir başkaldırı olacağını! Tarihte hep yapıldığı üzere, bu günde yapılan, eskinin aynısıdır.
Bir kan davasını nasıl çözersiniz?
Gidersiniz, ikisinin arasında bir buluşma noktası yaratırsınız. Eğer benim şu kadarı öldü, onun bu kadarı öldü diye hesap ortaya koyarsanız, bu çözümsüzlükmüş. Öyle buyurmuş bayan.
Ayrıca bu bayan, askerin terörle mücadelede daha fazla yetki istemesini eleştirerek: Askeri mantıktır, militarist bir zihniyettir. Demokrasi karşıtlığından başka bir şey değildir. Buyurmuşlar, bayan hazretleri!
Şimdi bu Bayan, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında resmen ve alenen bölücülük yapıyor. Hem de uzun zamandan beri. Kimse hesap sormuyor.
Ama insanların telefonda birbirleri ile normal konuşmaları bile dinlenip, savcılıkları ifade vermek için çağrılabiliniyor.
Bu mu demokrasi? Bölücülük yapana ses çıkarma, normal vatandaşları, sudan bahaneler uydurup, gözaltına alarak, gözdağı verip, ülkede bir korku imparatorluğu yarat!
Sevsinler böyle demokrasi anlayışını!
Bir tarafta ülkenin gencecik çocukları bir hiç uğruna ölürken, öbür tarafta bölücülüğün alasını yapanlara halktan topladığınız vergiler ile maaş ödemeye devam.
Tıpkı yola devam da olduğu gibi!