Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '07

 
Kategori
İlişkiler
 

Böyle karı-koca olur mu?!..

Böyle karı-koca olur mu?!..
 

1931 Yılından,bir çekirdek Âile fotoğrafı.


Milliyet Blog'ta yayınlanan, ''agresif'' bir karı-koca ilişkisine alternatif bir, ''karı-koca diyalogu'' !..

Böyle de olamaz mı?..

-

BÖYLE KARI-KOCA OLUR MU?!..

Haluk Bey'in niyeti; hiç bir şey belli etmeden, evden çıkmadan evvel, her zaman yaptığı gibi, sâdece ''Allah'a ısmarladık!...'' demekti.Fakat yapamadı.

Böyle hiç bir şey olmamış gibi çekip gidemezdi tabii ki. Yakışmazdı O'nun kşiliğine.Onun için, tam kapıyı açacakken vazgeçip geri dönmüş, sessizce Esra'cığının yanına doğru ilerlemişti.

Her gün çıkarken kendisini uğurlayan Esra Hanım, sırtı kapıya dönük vaziyette oturmuştu koltuğa.

> dedi, Haluk Bey içinden...

Âdetâ kitab'a gömülmüş gibi'ydi Sevgili Eşi. Kitap okuma sevdasını biliyordu fakat bu kadar kendini kaptırdığını hiç görmemişti.

Beyefendi; yıllardır üzerine titrediği, Biricik Eşinin oturduğu kanepenin karşısında bulunan sandalyeyi yavaâşça çekip, oturdu.Sevgi'yle, elindeki Kitab' a dalmış olan, Eşi Esra Hanım' ı seyr'etmeye başladı. Bu güne kadar ciddî mânâda O'nu hiç kırmamıştı. Fakat dün istemeden de olsa, bir yanlışlık yapıp O'na bağırmıştı. Dünden beri içi içini yiyordu. Ne yapmalıydı da Esra'cığına yaptığı yanlışlığı düzeltmeliydi? Aslında suç kendisinde de değildi(!), Esra Hanım Büyütmüştü mes'eleyi(!). Ama olsun yine de öyle bağırmamalıydı.

Ne demeliydi de, sevgili eşi'nin gönlünü almalıydı?

Biraz sonra Esra Hanım da O'nu fark'edince;

> dedi, hiç bir şey yokmuş gibi, tatlı bir tebessümle.

> dedi içinden Haluk Bey.

Haluk Bey;

> dedi.

O anda Esra Hanım'ın yüzündeki gülücüklerden mutluluğunun anlaşılmaması mümkün değildi. Haluk Bey de farketmişti bunu...

Esra Hanım;

<çok teşekkürler="" haluk'cuğum!..="">> dedi ve yavaşça oturduğu kanepeden kalkıp, kocasına doğru yaklaştı ve bütün samîmiyyetiyle; <çok nâziksiniz="" haluk="" bey!..="">> dedikten sonra;> deyip, hiç bir şey yokmuş gibi, kocası'nın gönlünü almaya çalışıyordu.

Haluk Bey;

> dedi samîmiyyetle.

Kocası'nın bu samîmi yaklaşımından hayli memnun olan Esra Hanım;

> dedi.

Haluk Bey;

>

Esra Hanım;

>

Haluk Bey;

>

.......

.......

Esra Hanım;

<çocuklaaar!.. ben="" mutfaktayım!="" kapıya="" bakın,="" kim="" gelmiş?..="">> der-demez, uçtular âdetâ kapıyı açmak için.

Çocular sözleşmiş gibi, koro hâlinde hayretle;

> deyince.

Haluk Bey;

> derken, iki eli arkada içeri yönelmişti bile. Tam o sırada da Esra Hanım hayretle;

> derken, Haluk Bey lâfı ağzından aldı;

<''bu saatte,="" işte="" olman="" gerekmez="" miydi?''="" diyecektin="" değil="" mi?..="">> dedi büyük bir sevgiyle. Esra Hanım, eşi'nin iki elini de arkada tutmasına bir anlam verememişti;

> der-demez,

Haluk Bey;

> dedi bir çırpıda ve arkada tuttuğu çiçek demetini uzattı sevgili karısı'na.

Esra Hanım gözyaşlarını siliyordu.Kendisinin bile unuttuğu, ''doğum gününde'' böyle bir sürpriz, şaşırtmıştı O'nu.

Eren Can Annesi'ne, Ayşe Dîdem de Babasına sarılmış öperlerken, Esra Hanım yutkuna yutkuna;

> diyebildi hıçkırarak.


Haluk Bey ve çocuklar da bir yandan, annelerini sakinleştirmeye çalışırken, göz pınarlarından akan yaşları , siliyorlardı...

O günden sonra; Esra Hanım ve Haluk Bey, birbirlerini üzmemek için hep dikkat ettiler. Eğer istemeden de olsa; küçücük şeyler yüzünden birbirlerini üzecek olsalar, ikisi de birbirinden, (hiç kompleks'e girmeden) özür diliyerek işi, hep tatlıya bağladılar...

14.12.2007, cuma

Bektaş Azizoğlu

Üsküdar-İSTANBUL

 
Toplam blog
: 344
: 580
Kayıt tarihi
: 24.11.07
 
 

İlkokul'u Düzce'nin Gölyaka İlçesi, Açmaköy'ünde bitirdikten sonra, Ortaokul'u Gölyaka'da okuyup,..