Böyle mi olmalı? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Böyle mi olmalı?

Bu yazılanlar ne kadar günlük olur bilemem. Uzun yıllar günlük tutan biriyim. Deftere istediğimi yazarım, küfür ederim, o günkü duygularım, sinirim, neşem, sevincim, nefretim, sevgim, günlüğün içeriğini oluşturur. Hele ki imla hatalarım yüzünden defterim bana; "günlüğünüz reddedildi imla hatalarını düzeltip yeniden yazın" demez. Bilir ki imla hatalarım bile o günkü ruh halimi yansıtmaktadır. Yine de bu platform da oyunu kurallarına göre oynayıp gerçek anlamda günlüğümü defterime tutmaya devam edeyim.

Puslu ve sisli bir sabahın ardından güzel bir gün diliyorum.
Piyasa yaklaşık iki-üç aydır durgun. İşim gereği değişik meslek guruplarına hizmet ediyor ve onlarla sohbet edip işleri gözlemliyorum. Sanırım bu durgunluk giderek artacak (kriz kelimesini kullanmak istemiyorum.) ticaret hayatında dört kez sert kriz görmüş ve yaşamı darmadağın olmuş biri olarak bu sefer pek etkileneceğimi sanmıyorum.

Sevgili blog cuğum yazmak istediğim bir konu var. Günümüzde her yerde rastladığımız söylemlerden biri ne değinmek istiyorum. Teknolojik ve bilimsel gelişmeler. Teknolojinin sürekli geliştirdiği, insan yaşamını kolaylaştırdığı, her dalda bilimin ilerleme kaydettiği yazılıp çiziyor. Ancak ne var ki, bu ilerleme karşısında olumlu bir gelişme göze çarpmıyor. Teknoloji ilerledikçe insanların içgüdüleri yok oluyor. Tıp ilerledikçe hastalıklar ve sağlıksız insan (hatta hayvan) sayısı artıyor. Ekonomi konusunda dünyaca ünlü kişiler yetişiyor ama ekonomiler kötüye gidiyor. Sık sık barıştan söz ediyoruz ama savaşlar durmuyor. Globalleşme ve iletişim çağından sözediyoruz ama halen biryerlerde insanlar ve çocuklar açlıktan ölüyor, savaşlar durmuyor... Sizce de bir terslik yok mu? Acaba birşeyler, birşeyleri kendi içersinde mi besliyor?

Çok eskiden bir kitap okumuştum. Diyordu ki " dünyanın en değerli varlıkları suçlulardır" O tarihlerde bu cümleyi pek kavrayamamıştım ancak, zaman içersinde ne anlama geldiğini anladım. Düşünsenize suçlular olmasa; hakimler, savcılar, avukatlar, polisler, askerler, alarmlar, güvenlik firmaları, kapılar, pencereler, kilitler, anahtarlar vs. vs.olmazdı... Gerek bile yoktu. Şimdi biliyorumki bütün dünya ve sistemler suç ve suçlular üzerine kuruluyor ve işletiliyor. Yani bir oluşum var, bir de onu besleyen oluşum var (yaratılıyor diye düşünüyorum) Şimdi bu olguyu bütün alanlarda düşünelim. Tıp bilimi sağlıksız kişiler olduğu -oluşturulduğu- sürece var, Ekonomi bilimi ekonomik çalkantılar olduğu -oluşturulduğu- sürece var, silah sanayi savaşlar olduğu sürece var, obezler olduğu sürece diyetisyenler, hastalar olduğu sürece doktorlar, mağdurlar olduğu sürece avukatlar, evlilikler olduğu sürece boşanmalar var olmaya devam edecek sanıyorum.. (Örnekleri çoğaltmak mümkün...)

Bugün bunlara taktım, yarın eğitimli (eğitilen) insanların ne kadar başarılı olduklarını kendimce ve gözlemlerimce yazmak istiyorum.
Sağlığım yerinde, bir işim ve bir ilişkim var. Çok param yok ama aç değilim. Bu yüzden mutluyum ve düşünebiliyorum.

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..