- Kategori
- Psikoloji
Böyledir bu işler/ Översin Badem gözlü olursun, eleştirirsin öküzgözlü olursun!

Hayat işte… övülmekle yücelen, övmekle yücelen!
Haklılığı tartışılmaz övmek hak ettiği şekilde bulur sahibini… Kimi zaman ya geç kalmıştır, ya da çoktan badem gözlü olmuştur. Tarihte mevcudu çoktur bu yazdığımın. Ölümden sonra gelen haklı şöhret, haklı verilen ödül, haklı kabulleniş… Genelde bütün bu saydıklarım insanlığa kattıkları ile haklılık kazanmışlardır. Bütün bunlar hayatlarında yalnız yürümüş, badem gözlü olmak için yalandan ne övmüşlerdir, ne de yalandan yere övülmeye mahal bırakmışlardır. Bu zihniyet ile yaşamaktansa… Tek başınalığın koynuna girmişlerdir usulcacık.
Hayat ve tarih tekerrürden ibaretmiş.
Şimdilerde çok değişen bir şey yok. Kimileri ego tatmini peşinde, kimileri şişkinlik. Kimileri ise yalandan ve egodan saraylarda yaşamakta… Kimileri ise saraylarda oturanların eteğinde…
Kardeşte de bu vardır, siyasilerde de dostluklarda da… Komşularda da mesai arkadaşlıklarında da, hayatın her evresinde… Para, pul, şöhret, iki kaşık yemek… bir şişe şarap, bir dal sigara… Makam, koltuk, şilt...
Birini översin senden daha iyisi yoktur, olduğu gibi kabul edersin senden kötüsü yoktur.
İnsanlık işte... Badem gözlü olmak için illa da yalanın ardına sığınmak lazım. Ya da ölmek!
Vicdan; Kalpte keskin bıçak gibidir. Gün kurtarmak adına keskin bıçağı köreltiriz… Gün geçtikçe artık bu işlevini kaybeder. Ve biz kör bıçaklı bir kalp taşırız. Vicdan ise sadece işimize geldiği yerde, sırf kendi çıkarımız için kullanılan anlamsız bir kelime olarak yaşantımızda yer alır. Yalandan yere aldatılarak yaşamak, yalan yere aldatarak yücelmek.
Hayat böyledir işte… Gerçeklerin su gibi battığı, yalanın, riyakarlığın zeytinyağı gibi yukarıda yüzdüğü bir alemdir. Yada koynunda uyuduğu bulut... Yumuşacık…
Şişmana ne kadar zayıfsın, bahtsıza ne kadar şanslısın, çıplağa modadan bahsetmek, aç kişiye, ağız tadından bahsetmek gibi...
Vicdan köreldiği müddetçe, yalandan övme yönümüz güçlenir. Övülmek de…