​ Böylesine sevmek / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Böylesine sevmek

Gözümü açtığımda beyaz bir odanın içindeydim. Hem beyaz hem de soğuk. Garip bir yorgunluk vardı bedenimde. Neredeydim? Neden buradaydım hiç hatırlamıyorum. Kolumda takılı bir serum, kalbimde bir ağrı... Bir krizden çıkmıştım anlaşılan.

Babamın yanımda olduğunu farkettim birden. Yüzüme anlamsız bir şekilde bakmakla sürdürdü suskun halini. Konuşmaması daha iyiydi aslında. Ağzından çıkacak her kelime, henüz kurumamış yanaklarımın daha fazla ıslanmasına sebep olacaktı. Kimse birşey sormamalıydı. Çünkü aklıma gelmemeliydin. 'İyi misin?' dedi babam. 'Saatlerdir hem uyuyorsun hem de ağlıyorsun. 'Babamın son kelimesi tuhaftı. Bilinçsizce ağlamak. Ağladığının farkında olmamak. O zaman farkettim kalbimde olduğun kadar beynimde de yer etmişsin. Bilincim olmuşsun, yeni farkettim. Babam daha fazla dayanamadı. 'Benim canımı kim üzdü bu kadar?' dedi, canım yandı. 'Sana birşey olsa ne yapardık biz? Korkuttun bizi!' dedi, senin gittiğini, en büyük korkumun gerçekleştiğini, neden bu hale geldiğimi hatırladım ve canım bir daha yandı. 'Anlatmak ister misin?' dedi babam. Cevap veremedim. Nasıl diyebilirdim ki canım dediğin kızın aldatıldı diye. Kızın birini canından çok sevdi ama karşılığını alamadı nasıl derdim? Senin lafından daha çok laf dinleten biri çıktı karşıma, ben onu dünyam yaptım ama o bunu umursamadı diyebilir miydim babama? 'Nerede benim güler yüzlü, neşeli kızım?' dedi, O artık gitti, gelemeyecek diyemedim. Ağladığımı görünce sustu babam. 'Kimse senden daha değerli değil biliyorsun. Ama bu kadar üzüldüğüne göre gerçekten değen, hakeden birini sevmişsindir...' dedi babam. Ben yine sustum. Sen bu sevgiyi haketmiştin ama karşılığında verileni ben haketmemiştim galiba. İnsan hakettiği gibi yaşar diye düşünürdüm hep. Ama ben kimseyi aldatmadım ki, aldatılmayı hakedeyim. Sonra o kızı düşündüm. İçinde bulunduğu boşluğu. Haklı mıydı, haksız mıydı? İhtiyacı olan sevgiyi verdim, demiştin. Çok sevdiğini söylemiştin, benim yüreğim sızlamıştı. Hiç bu kadar sevilmediğim için kıskanmıştım belki de...

Doktorumun sesiyle dalıp gittiğim yerden kurtuldum. Yüzüme baktı:

- Burada olduğundan haberi var mı?

- Kimin?

- Seni bu kadar çok üzenin...

Susuyorum, doktorun yüzüne bakıyorum:

- Burada olduğumu bilse kızar, üzülür.

- Arayıp konuşalım.

- Hayır, diyorum. Müsait değildir. Hem merak eder.

- Ya diğeri?

- O kim?

- Diğer kız?

Şaşırıyorum. Yüzüne bakıyorum öylece. Devam ediyor doktor:

- Şu an çok mutludur, emin ol. Sevdiği insanla birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyordur.

Gözlerimden süzülen yaşlar yüreğime akıyor.

- Peki benim sevgim? Sevebilir miyim bir daha bu kadar? Sevmek ister miyim?
Yüzüme bakıyor doktor acıyarak. Gözümün yaşlı olduğunu bilmesem onun da gözleri dolmuş diyebilirim.

- O kadar büyük ki sevgin, sevdiğinin avuçlarının içinden kayıp gitmesine izin verebiliyorsun. Paylaşmayı becerebilecek kadar seviyorsun. Ama senin bu derece üzülmene sebep olan, sevginin kıymetini bilmeyen mutlu olamaz.

Kızıyorum doktora.

- O mutlu olduğu yerde. Verdiği kararın doğru olduğuna inandığı için gitti. Tek dileğim mutlu olsun. Sevgim O' nu hep korusun...

 
Toplam blog
: 5
: 418
Kayıt tarihi
: 27.01.08
 
 

İstanbul doğumluyum. Doğdum doğalı bu şehrin güzelliklerini, çirkinliklerini tadıyorum. Yıldız Tekni..