- Kategori
- Güncel
Bu gece “Ay” Kan ağlayacak.

Kan ağlayacak "Ay" Resim internetten alıntı
Güneşle arasına dünya girecek. Doğu, güney ve orta Avrupa seyirci kalacak.
Şimdilerde insanoğlunun umurunda değil.
Ay tutulur güneş tutulur; ne var bunda?…İnsanoğlunun dili tutuluyor.
Antik çağ insanı bu gibi doğa olaylarını “Tanrının gazabı” felaketlerin habercisi olarak değerlendirirdi.
Adaklar adanır dualar edilirdi. Yine de pek fazla işe yaramazdı.
Ne gelecekse gelirdi.
Öyle ya işlenen günahlar; yapılan yanlışların bedeli ödenmeliydi.
Milattan önce altıncı yüzyılın bilginleri Thales Milet vb. doğanın bu ilginç olayını önceden haber verebilmişlerdir.
Bu akşam 21.45 ten itibaren (Orta Avrupa) altı saat kadar sürecek doğa olayını seyretmeye, dualar etmeye; günah çıkarmaya hazırlananlar var.
Ben: Hem kendi hesabıma hem ülkem hesabına düşündüm.
Hatalarım; ihmallerim yanlışlarım diz boyu… İstemeyerek, fark etmeden, bile bile… Ne değişir? Yanlış yanlıştır; ihmal; ihmal!
Vallahi billahi daha fazla özen göstereceğim; kalbimi kıranlara sol yanağımı da uzatacağım… Diye dualar edeceğim; yeter ki Hilalim kan ağlamasın.
Biliyorum tam tamına beceremeyeceğim. Öfkeyle zıp zıp zıplayacağım daha sonra kendime veryansın edeceğim.
Eh, son zamanlarda; yılların yorgunluğu sayesinde “Zıp, zıp” tek başına kaldı. Artık “Zıp” ile yetiniyorum.
Olanlara olacaklara ağlamaya hazırlanan “Ay” Ülkem için de ağlayacak mı?
Üç beş seneyi şöyle bir gözden geçirdim. Ülkem kendi yağıyla kavruluyor gibi geldi bana…
İç sesim; çenesini tutamayan o ses…
“Ülkenin seçimlerini göz ardı ediyorsun” diye tısladı.
Bir “Zıp” öfkeyle o iç sese öyle bir kafa tuttum ki…
Dilsiz oldu.
Ne varmış ülkemin seçimlerinde…
Birlik var beraberlik var.
Aynı dizileri seyrediyor; aynı oyunculara hasta oluyoruz.
Eski yasakları kaldırıyor yepyeni yasaklar getiriyoruz.
Sınırsız özgürlük var her doğan iki bebeden birinin adı Er Doğan oluyor.
Pırıl pırıl sonuçlanan bir seçimden çıkalı üç beş gün oldu.
İç sesim sen şimdi bana “Hilalim bu yüzden ağlıyor” diyemezsin.
O “Ay” başkaları için ağlayacak bu akşam; bile bile lades olanları beceriksizleri uğurlayacak.
Hem sen şimdi beni rahat bırak; kahvemi minnacık balkonumda içerken dünyaya hayat veren hilalimin ağlayışlarına ortak olacağım.
Uzun uzun ağlayacakmış.
Kahve faslı bitince; yüzüm yok ama dualar etmeye niyetliyim.
Biri kabul görürse var ya; hilalimi doya doya öpeceğim.
“Ay” için:
Tutulma “Ay” tutulma, arana giren vakti geldiğinde çıkacak sen de güneşine kavuşacaksın. Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına…
15 Haziran 2011 Çarşamba/ Ay tutulması
Alev Meisel/ Berlin