- Kategori
- Güncel
Bu Kalp Seni Unutur Mu?

Üç haftadır televizyonlarımızda bir dizi yayımlanıyor. Adı "Bu Kalp Seni Unutur Mu?" Komedi içerikli diziler dışında pek dizi takipçiliğim olmasa da tarihi içeriğe sahip dizileri merak ediyorum. Hatırla Sevgili'nin çok çarpıcı bir kaç bölümünü izledikten sonra, 12 Eylül darbesini anlatan bu son diziyi de takip etme ihtiyacı hissettim.
Aslına bakılırsa sakız gibi uzayarak taşıdığı anlamı yok eden dizi sanayimize pek güvenim yok. Kitabını severek okuduğum Sinekli Bakkal romanının dizi halini gördüğümde nasıl bir tepki göstermiş olduğumu okumuş olanlar hatırlar. ("Çarpıtılmış" Sinekli Bakkal'ın sonu)
Yaprak Dökümü ve Aşk-ı Memnun gibi edebiyat tarihimizin önemli eserlerinin geldiği nokta da ortada.
Ancak bu bir dizi eleştirisi yazısı olmayacak. Başka bir şeyden söz etmek istiyorum.
"İkinci Dünya Savaşı'nın mağduriyetini en derinden yaşayanlar kimlerdir?" diye bir soru sorulsa bu sorunun herhalde tek bir cevabı vardır.
"Yahudiler!"
Peki, "dünyada haksızlığa, zulme, soykırıma uğramış bir halk söyleyin" diye bir soru yöneltilse, buna verilecek cevaplar arasında yoğunluk hangisinde toplanır?
Kuşkusuz ilk cevabın aynısının burada da karşımıza çıktığını görürüz. Bu nasıl zihinlerimize işlenmiştir?
İster çok iyi farkında olalım ister olmayalım bunun açıklaması çok kolaydır. Yahudiler yaşadıkları şeyi insanlığın zihinlerine görsel, işitsel, fotografik... aklımıza gelen her türlü araçlar kazımıştır. İstisnasız her iki yılda bir merkezinde soykırım olan bir film dünyaya pazarlanmaktadır. Her yapım dünyanın çeşitli yelerinde ödüllere boğulmakta sesi daha fazla çıkmaktadır. Bu öyle bir hal almıştır ki artık o zulme direkt olarak karışmamış insanlar bile yaşanmış bu trajediden kendisini sorumlu hisseder olmuştur.
Oysa o suçu işlediği öne sürülen 24 kişi Nürmberg Uluslararası Mahkemesi'nde çok da başarılı olmayan bir yargılama sürecinden geçirilmiş, bir kısmı da ölüm cezası ile cezalandırılmış, ancak onların yargılanmaları dünyada bu kadar yankı uyandırmamıştır.
12 Eylül Askeri Darbesi de bizim ülkemizin hafızalarında, anılarında, yaşamlarında çok derin izler bırakan bir eylemdir. Her sene 12 Eylül yaklaşırken ülkemizde darbecilerden hesap sorulmasına yönelik tartışmalar başlar. Bu, Ergenekon ve son dönemdeki irtica eylem planı üzerine gündemi daha fazla işgal etmeye başladı. Hemen herkes Kenan Evren'i yargılanırken görmek istiyor. Hele 90 küsur yaşındaki general bir de hapse atılabilirse... Ben bu yargılamanın çok başarılı olmayacağına yönelik görüşlerimi yazmıştım. Sorun zaten Kenan Evren'in yargılanmasının ötesinde.
Bizler 12 Eylül Askeri darbesinin hayatları nasıl etkilediğini, insanlık onurunun nasıl ayaklar altına alındığı ile ne kadar ilgiliyiz? İnsana ne yaptığını biliyor muyuz? Bilmek yetmez onunla yüzleşmeye, tekrar tekrar yaşamaya ne kadar hazırız?
Kenan Evren darbenin en büyük aktörüdür. Yapan da o dur, sorumlu da... Hapse girecek, cezalandırılacak olan da... Öyle mi? Tarih hep Kenan Evrenleri mi yazacak?
"...1980'de darbe yaptı, Türkiye'nin kaderini değiştirdi, yargılandı! Ve.."
Bu Kalp Seni Unutur Mu dizisini izlerken kafamı uzun zamandır meşgul eden ve yukarıda paylaştığım şeyleri düşünüyorum. Dizinin anlatım, estetik, görsel, oyunculuk detayları ile ilgilenmiyorum. Çünkü çok başarılı olduğunu söyleyemem. Hele Che'nin hayatını anlatan son filmi izledikten sonra bu yapımlar gözüme daha bir amatörce geliyor. Sanki Hatırla Sevgili bu anlamda çok daha başarılıydı. Belki oyunculardan kaynaklanıyor ya da...
12 Eylül'de insanlara neler yapıldığını bilmek, bunu iliklerimize kadar içimizde hissetmek tarihimizle hesaplaşmak anlamı da taşıyor. O an herkes kendine göre bir muhasebe yapıyor olmalı. Hem geçmişiyle, hem bugünüyle hem de yarınıyla...
Sanatın işlevi de bu zaten. Duygularımız, insanlığımızı, gerçeği, dünü, bugünü, yarını sorgulamanın, bir başka seçenek var mıydı sorusunu aramanın bir yolu... Kuşkusuz sadece amacı değil, bunu karıştırmamak lazım.
Son zamanlarda tarihi yapımlara ilişkin ilgi arttı. Bu güzel bir şey. Karşılığını da izleyiciden aldığını düşünüyorum.
Uzay Gökerman