- Kategori
- Güncel
Bu kez deveye sormayın!

Hüseyin Üzmez
Hani nikah memuru sorar ya; “İyi ya da kötü günde...” diye başlayarak;
Bundan daha kötü bir gün olabilir mi?
14 yaşında bir kıza cinsel istismarda bulunduğu iddası ile tutuksuz yargılanacak olan zanlı kocasına, yüzünde gülücüklerle sahip çıkan bir kadın.
Helâl olsun! Şapka çıkarıyorum!
İşte kadın diye ben buna derim(!?)
Nikah memuruna verdiği sözü kağıt üzerinde değil bizzat, “hayatın dikenli yollarında” ilerlerken tutuyor.
O kadın ki:
Ununu eleyip, eleğini duvara asıp, tövbekâr olması beklenirken, pişkin pişkin gülerek hâlâ küçük kızlara sarkan, bir gözüne katarak inmiş, diğer bir gözü toprağa bakan kocasına; sanki üst beyni henüz devreye girmemiş olduğundan ne yaptığından habersiz, ortalığa yayılan pis kokulardan muaf olan aslan oğlu gaz çıkarmış gibi, sırıtarak sahip çıkıyor...
Göster pipini amcalara diyecek diye korktum.
Ne demeli; böyle tencereye böyle kapak.
Kadının kocasından duyduğu gurur; yüzünde koca bir sırıtma olarak yerleşmiş.
Kocanın adı: Hüseyin Üzmez. Ee böylesi herkese nasip olmaz(!?)
Kadın kocası ile değil, soyadı ile evli olmalı. Öyle şartlanmış garibim.
Avukatı Bülent Demir, bu kez başarılı. Ne de olsa Aczimendi tarikat lideri Müslüm Gündüz’ü aklayamamıştı.
Bu kez zafer onun. Bundan sonra bu tür davaların tek adresi. Yakında döner köşeyi.
Fesatlaşmakta bir sakınca görmeyerek; artık etkili-yetkili masalarda adamları olmalı diye düşünüyorum.
Devir değişti. Devir onların devri.
Anneannem olsa bu durum karşısında:
“Sac ayağı tamamlandı.” derdi.
Her zaman halının altına bakmayı adet edinmiş biri olarak bu kararı şöyle yorumluyorum:
Uludağ Üniversitesi’nin raporunda; “Ruh ve beden sağlığı zarar görmüştür ancak bunun nedeni tam olarak anlaşılamamıştır” derken,
İstanbul Adli Tıp bu kez (nedense?) 3 günde verdiği raporunda:
“Ruh ve beden sağlığı bozulmamıştır.” diyor.
Cinsel istismara uğrayan 14 yaşındaki bir kızın ruh ve beden sağlığı bozulmamış ise bana göre bunda bir tuhaflık vardır.
Ya bu olaydan önce zaten bozuktur, ki; o zaman bu durum mutlaka yeni bir DAVA konusu olmalıdır.
Ya da doğuştan isterik olunmuyorsa; herkesi rahatsız eden bu kararın altında, bilinmesine rağmen söylenmeyen bir şeyler var.
Dünyanın çözüm aradığı konuların başında gelen, çocuklara yönelik cinsel istismarın giderek arttığı da bilinirken, alınan bu karar ne kadar doğru oldu?
Şükürler olsun ki bu kez;
“Balık baştan kokar.”
“Kol kırılır yen içinde kalır. “ gibi saçma sapan sözlerin ardına sığınıp, toplumun ruh sağlığını ilgilendiren bu karar için sessiz kalınmıyor.
......deveye sormuşlar diye söze başlamayı bırakıp;
Aynı zamanda Ankara Müftülüğüne bağlı “Alo Fetva Hattı” yetkilisi Hüseyin Üzmez’e akla ziyan sorular sorarak “Fetva” alanlardan; Allah hepimizi ve çocuklarımızı korusun diye ellerimizi gökyüzüne açmaktan vazgeçip bir an önce ibret olacak kararlar alınması için seslerimizi daha da yükseltmeliyiz.
Ayrıca bu hattın açık kalması “Teşvik Primi“ anlamına geleceğinden, derhal kapatılması gerekmektedir.
Kanunlar bir gün herkese lazım olacaktır.