We Only Said Goodbye / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
 

We Only Said Goodbye

Bu haftaki yazımızın başlığı İngilizce…  

Geçenlerde aşırı dozda uyuşturucu kullanarak yaşamını sonlandıran 27 yaşındaki İngiliz şarkıcı Amy Winehouse’ un milyonlarca satan albümü “back to black” in, aynı adı taşıyan, son yılların en hit şarkısının en sevilen kısmıdır bu sözler... “We only said goodbye with words…” 

 

Türkçe anlamı da şu: “Sadece kelimelerle güle güle dedik…” 

 

Albümü satın alan milyonların yanında, bunları internet vb. gibi kanallardan dinleyen başka başka milyonlar da bu sözlere ve bu olağanüstü sese çok aşıktı… 

Kime, neresinden ve nasıl hitap ediyor olursa olsun, bu sözlerde ayrılığın, gitmenin, yitirilmişliğin ve arkasından bakmanın en “naif” seslenişi vardı. 

Belki de, “güle güle” demenin “hoşça kal” demekten daha zor olduğunu düşünüyordu. Yani, klasik ve hiç eskimeyecek olan ilişki sorununun, müzik otoritelerine göre de çağın en güzel ve en büyüleyici kadın sesinden dile getirilmesiydi aslında insanları etkileyen… 

 

 

Giden mi? Kalan mı? Hangisi daha az bedbahttı ki acaba? Bunun cevabını kim verebilmiş ki? 

Peki, şarkıdaki “güle güle” nin (veya hoşça kal’ ın) sadece kelimelerle…” söylenmesi ne anlama geliyor olabilirdi? 

Bitirilse de, bitene olan saygı mı acaba kastedilen? Başkası için belki ama “Amy” için öyle olmadığına eminim. Çünkü o kadar zayıf ve kendini güçsüz hissettiği belli idi ki, “kelimeler” böyle bir ses ile sadece güçlülüğün simgesi olurdu… 

 

Ayrıca her türlü ilişkinin temelini sarsan esip gürlemeler de var bu şarkıda… (Yoksa neden “güle güle” densin ki?) 

 

You love blow and i love puff…” 

 

Yani diyor ki o yitik mahsun ses: “Sen esmeyi seviyorsun, ben ise esintiyi…” 

 

Fırtınalı havayı kimse sevmez. Oysa -hele bugünlerde olduğu gibi- rutubeti az, insanın her tarafını yalayan o güzelim esintiyi kim sevmez ki? 

Ama ilişkilerin mevsiminde bazen, esmek gürlemek esintiden daha çok seviliyor. Belli ki daha iyi geliyor bazılarına böyle fırtınalı esmeler… 

 

Ve nihayet, yaşamını sonlandırmak için yaptığı “altın vuruş” zaten şarkısının da adıydı… O “son vuruşu aslında daha baştan söylemişti: 

 

I’ll go back to black…” Yani: “siyaha / siyahlığa geri gideceğim…” 

 

Ve gitti işte o müthiş güzel ses, “o” siyahlığa… 

 

 

Kelebekler hava sıcaklığı 28 dereceden düşük olduğunda uçamazlarmış… İhtiyaç duydukları ısıyı emmeleri için kanatlarının üzerinde siyah renkler olan kelebekler, kanatlarını güneş ışınlarıyla 90 derece yapacak şekilde ayarlayarak vücut ısılarını yükseltirlermiş… 

 

Isının 28 derecenin üzerinde olduğu zamanlarda da, ısıyı düşürmek için güneş ışınlarını yatay alır şekilde kanatlarına pozisyon verdikleri uzmanlarca bilinen detaylar… 

 

Kelebekler gibi; min 24 saat, max. 2 ay yaşayan kısacık süren bir yaşam sisteminin dahi otomatiğe bağlanmış bir “ayar” mekanizması var. Ortalama 70-80 yıl yaşayacak biçimde planlanmış insanoğlunun ise şaşmaz ve otomatik bir ayar sistemi yok… 

Becerebiliyorsan yapacaksın, beceremiyorsan yitip gideceksin “o” siyahlığa işte… 

 

 

Nasıl yani diye sorabilir şimdi bazı dostlarım? Bu Amy Winehouse üzerine güzellemeler de neyin nesi ola ki? 

 

Daha ilk yıllarında, bir gün radyoda duymuştum o’nu… İlk anda etkilemişti beni o büyüleyici sesi. Ancak şarkı öncesindeki isim anonsunu duymamıştım. Şarkı bitince kulak kesildim iyice adını bir daha söylerler belki diye… Ancak söylenmedi. 

Bir süre aklımda kaldı ama tam unutmuştum ki; bu kez ismi ve cismi ile duydum adını… O zamandan beridir de en etkilendiğim ve beğendiğim yabancı kadın ses olmuştur benim için… 

 

Benimde onu anmak yad etmek, o hüzünlü güzel sese borcum gibiydi. O, o’nu dinleyen milyonlara hep verdi çünkü… 27’liler kervanına o da katıldı. Ve diğer 27’liler gibi o da “eksik” gitti. Allah günahları varsa affetsin, ruhu da huzurunu orada bulur inşallah… 

 

Karanlıklar hayatımızda daima var. Hele ülkemizin gündeminde hiç kusur kalmıyor karanlık havalar… İşte bu nedenle de bu hafta, ruhumuza iyi gelen ve onu besleyen bir gök yıldızının “siyahlığına” bakalım dedim… 

 

Mustafa IŞIKSOY 

 
Toplam blog
: 14
: 1494
Kayıt tarihi
: 22.05.10
 
 

STK' larda, toplumsal konularda çaba içinde olmayı bir yurttaş sorumluluğu olarak görürüm. "Söyle..