- Kategori
- Siyaset
Bu kurultay; “kaş yapan” mı, “göz çıkaran” mı olacak !?
Uzun süredir CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kulağına; “Bu Parti Meclisi (PM) ile seçime gidilmez… Orada Baykal’ın ve Önder Sav’ın adamları çoğunlukta… Yarın milletvekili adayları belirlenirken, bunlar senin başını ağrıtırlar! İstediğin ve beraber çalışmayı arzu ettiğin isimleri bunlar reddederler, partiye hâkim olamazsın, hemen Kurultay’a git, kendi istediklerini seçtir, genel seçimlerde başın ağrımasın…” sözlerini fısıldayıp duruyorlardı. Nihayet Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu ikna ettiler ki, 18 Aralık 2010 Cumartesi günü tek maddelik bir gündemle Olağanüstü Kurultay yapacaklar!.. Burada Genel Başkanlık seçimi değil, sadece Parti Meclisi (PM) seçimi yapılacak.
Karar artık verilmiş, yapılacak bir şey yok! Buraya kadar her şey normal görünüyor.
Ancak PM seçimine ayrı ayrı listelerle mi gidilecek, yoksa ‘çarşaf liste’ ile mi gidilecek? Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki; “Arkadaşlarımız Genel Kurul’da nasıl isterlerse, o listeyle gidilecek! Çarşaf liste de olsa, bu isimleri bizzat ben hazırlayacağım” diyor…
İyi de, şu bizim bildiğimiz ve hâlâ partinin kendilerinden sorulduğu düşüncelerini kafalarından bir türlü atamayan sayın Deniz Baykal ile Önder Sav bu işe ne diyecekler? Bu Olağanüstü Kurultay’ın, ‘kendilerinin tasfiye edileceği’ bir Kurultay olduğunu düşünüp de, Kurultay’da başka listeler çıkartıp, başımıza olmadık işler açmasınlar sakın !?
Daha birkaç ay evvel, sayın Numan Kurtulmuş da, Saadet Partisi Genel Başkanı idi. SP’deki Erbakan Hoca grubunu tasfiye edip, güçlerini kırmak, kendi gücünü arttırmak ve çoğunu temizlemek için Kongreye gitti de ne oldu? Hoca vaziyeti çaktı, istediği isimler listeye alınmadığı için; sayın Numan Kurtulmuş’un, Hoca’dan ‘yakasını kurtarmak’ için gittiği bu Kongre; Erbakan Hoca’nın “Numan’dan Kurtuluş Kongresi” oluvermişti!..
Son günlerde sayın Baykal’ı izliyor musunuz? Torunuyla birlikte, bir şehirden diğerine; düğün, dernek, nişan, spor bahaneleriyle geziyor, partililerle görüşüyor. 2.000 yılında Altan Öymen Genel Başkanken de, torunuyla aynı tür yurt gezileri yapıp, bir süre sonra, zorlamayla yapılan Kurultay’da sayın Öymen’i devirivermişti, bunu da hatırladınız mı?
Sayın Kılıçdaroğlu partide ‘yenilik’ yapmak istiyor. Bu çok güzel ve herkesin istediği bir şey! Ancak, bizim geleneksel yapımız, bu ani değişimlere pek açık değildir! Osmanlı döneminde de, Atatürk ve İnönü dönemlerinde de bazı değişimler ve devrimler yapıldı. Bunu kolay yaptıklarını mı, her güce sahip oldukları o zamanda bile, her istediklerini de yapabildiklerini mi sanıyorsunuz? Aradan geçen 87 yıla rağmen, Atatürk İlke ve Devrimleri’ni hâlâ birilerinin hazmedemediğini, birçoklarının hâlâ bir fırsat kollayıp; geriye, eskiye dönüş için çırpındıklarını bilmiyor musunuz!? Bu durum, bizim partilerde de aynıdır! İstemek yetmez, bunu yapmak tehlikelidir! Çünkü birçokları için “Değişim”in hazmı çok zordur!..
Osmanlı Padişahlarından I. Murad, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Süleyman, Genç Osman, III. Selim ve II. Mahmut; Osmanlı Paşalarından Barbaros Hayrettin Paşa, Sokullu Mehmet Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Koca Haydar Paşa da yenilikçi yöneticilerdi. Tarihi bilenler hatırlarlar; bu yenilikleri ‘kelle koltukta’ yapmışlar, bazıları da canlarından olmuşlardır!.. II. Osman, III. Selim isyanlarla katledildiler. Alemdar Mustafa Paşa’ya; kendi elleriyle Padişah yaptığı yenilikçi II. Mahmud, isyancılardan korkup yardım göndermedi. Buna çok üzülen Alemdar Paşa; kazan kaldıran, yeniliklere isyan eden ve evini saran yeniçerilerin şerrinden, mahzenindeki onlarca barut fıçısını ateşleyerek, hem kendini ve hem de yüzlerce yeniçeriyi havaya uçurarak kurtulmuştu!..
Aynı mihrakların ve tutucuların, Atatürk’e ve İnönü’ye hazırlanan suikastları ve saldırılarını zati sizler yakından biliyorsunuz…
CHP, 18 Aralık’ta yine Kurultay kararı alınca, geçenlerde “Bu Kurultay İsteği Tuzaktır!” diye de yazmış, yapılmamasının daha iyi olacağı kanaatimizi izaha çalışmıştık. ‘Tarih tekerrürden ibarettir’ derler ya? İnşallah bu Kurultay; yeni kırgınlıkların, yeni küskünlüklerin kaynağı olmaz, sayın Kılıçdaroğlu’nun düşündüğü gibi olur, bunu yürekten istiyoruz. Ama, yakından tanıdıklarımızın neler yapabileceğinden duyduğumuz endişeleri de önceden belirtmek istedik, hepsi bu…