- Kategori
- Siyaset
Eşek hakkı ve unutamadıklarımız?
Gazetemiz DEMEÇ’in 12 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Genel Yayın Koordinatörümüz Mustafa Aktaş imzalı bir haber ve iş birliğine davet yazısı çıktı. Belki çoğunuz bilmez, belki çoktan unuttunuz, belki de haberi okuyup üzerinde bile durmadınız, bilemem? Ama böyle insanlarımızı bizler ne unutacağız, ne de unutturacağız! Çünkü böyle halk adamları, Anadolu’nun pek çok köşesinde yaşamış ve iz bırakmış, günümüzün Nasrettin Hocaları olan değerlerimizdir! Bunlar zengin insanlar değillerdi ki, malları ve mülkleriyle biz züğürtlerin çenelerini yorsunlar!? Bunlar yalan - dolanla yol bulup, onu – bunu kandırarak, kendi çevresindeki kişilerin sırtından geçinen sülükler değillerdi! Bu kişiler, çevresine korku salarak nam yapan ve bundan nemalanan ‘Baba’lardan değillerdi! Ve bunlar, insanları ölüm ve ahret korkusu ile sömüren insanlar da değillerdi? Eee, öyleyse kimdi bunlar? Günümüz Nasrettin Hocaları, İncili Çavuşları, Bal Mahmutları; elinin emeği ile geçinen, çevrelerine hep pozitif enerji yayan, en stresli zamanlarınızda yaptıkları safça esprilerle, kara bulutları dağıtıveren, insanlara yaşama sevinci aşılayan, nüktedan ve sevilen insanlardı…
Her zaman yazıp – çizmişizdir; yüzyıllardan beri bu bereketli topraklar üzerinden nice devletler, nice imparator - kral – padişahlar, nice ünlü komutan ve yöneticiler, nice zengin ağalar ve nice efeler gelip geçmiştir! Bugün bunlardan kaçı hatırlanıyor? Kaçı insanlar üzerinde olumlu izler ve eserler bırakıp da gitmiştir? Çoğu sağlığında herkesin ilgi odağı iken, öldükleri gün unutulmuşlardır! Ama Neyzen Tevfik, Bekri Mustafa, Yunus, Mevlana, Karacaoğlan, Aşık Veysel, Köroğlu, Nazım Hikmet ve Aziz Nesin gibi eser, nam, espriler ve anılar bırakarak “Unutulmazlar” arasında yerlerini almışlar, bugün de Anadolu insanının dillerinden onun için düşmüyorlar, onun için unutulmuyorlar…
Bizim yöremizin de bir Eşek Hakkı’sı, Balıkçı Deli İsmet’i, Terzi Cemil’i, Motorcu Şevket Usta’sı, Eskihisarlı Arabacı Dayı’sı, Bozüyüklü Ömer Ağa’sı, Terzi Çavuş Dayı’sı, Dondurmacı Seyfi’si, Şoför Erol Çelik’i ve Elektrikçi Necdet Usta’sı, Pabuççu Ali’si, Tulumcu Mehmet’i, Bekçi Şeytan Dayı’yı, Şerbetçi Kemal’i vardı. Bunlar halkın içinden çıkmış, yaşamlarında izler bırakmış halktan insanlarımızdı; bir vesile oldukça, yaptıkları ve sözleri yeni nesillere hemen anlatılırlar…
Örneğin: Bozüyüklü Ömer Ağa birini ayaküstü tıraş ediyorsa, bir yandan sağ eliyle ensesini kaşırdı. Ömer Ağa’nın; komşu köyden yanına gelip de, bu yıl ‘ortak tütün’ dikmeyip, kendi ‘başına’ tütünü dikeceğini söyleyen köylüye; “Oğlum Galip; tütünü başına dikeceğine, kıçına diksene! Orası daha samıralı (gübreli) değil mi?” sözü unutulur mu?
Eskihisarlı Arabacı Dayı’nın, kaç defa trafik polislerini aldatıp, atlatıp, ehliyeti ve ruhsatı bile olmadan yıllarca şoförlük ettiğini kim unutabilir? Terzi Çavuş Dayı’nın dükkanındaki Şevket ve Hulusi Usta’nın, Atilla hocanın av, futbol ve siyaset muhabbetlerini herkes bilmez mi?
Şevket Usta’nın, Marçalı Dağı’nda avda iken motosikletinin benzini bittiğinde, cebindeki ‘Muhtar Çakmağı’ pamuğundaki benzini motorun deposuna sıkıp, eve kadar geldiği, tüfeği sırtından çıkarmadan, motorun dikiz aynasından nişan alıp, kekliği düşürdüğü hikayelerini kim unutabilir?
Terzi Cemil’in; Milas soygunu sonrasında soyulan herkesin çok büyük paralar soydurduğunu anlatması üzerine; “Ulan bu memlekette en fakir benmişim yahu! Daha dün benden 5 lira harçlık isteyen herkes, neredeyse birer tütün parası soydurmuşlar. İyi ki o gün ben Milas’a gitmemişim, bu kadar ‘zengin züğürdün’ arasında, soygunculara karşı çok mahcup olacakmışım yahu” demesi, az – buz bir espri midir!?
Eşek Hakkı da bunlardan biriydi. Bir gün bizim Mustafa Aktaş’a gelip, Aktaş’ın çırağı Coşkun’un kendisine hakaret ettiğini, çok canı sıkıldığını söylemiş. Aktaş, çocuğun ne yaptığını sorunca da; “Bu çocuk benim koskoca Eşek Hakkı olduğumu unutup, bana; ‘müsaade et de geçeyim amca’ dedi ve büyük hakaret etti. Halbuki ‘Kırrtt, dehh’ dese, ben hemen anlayıp, ona yol vermez miydim?” demiş, herkesi yerlere sermiş… Bir başka gün; “Benim hemen eve gitmem lazım, dükkana göz – kulak olun komşular; sabah evden çıkarken, aceleyle yengenizin donunu giyip de gelmişim, demin helada fark ettim” demiş…
Bu nüktedan ve güzel insanları unutmak mümkün mü? Sakin KOŞAR.