Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '15

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Bu otelde oda numaraları 1881'den 1938'e kadar...

Bu otelde oda numaraları 1881'den 1938'e kadar...
 

Haziran ayı başında yaşadığımız o hala düzelmeyen havalara inat, hatta meteorolojiden o akşam için yapılan, "sağanak" açıklamasına rağmen, "bizi keyfimizden alıkoyamaz" diye, Gezenayaklar blogunun yazarlarından Sevgili arkadaşım Ebru'nun davetlisi olarak, Limak Turizm Grubunun yeni yatırımı "The istanbul 2" isimli davet teknesinin Boğaz'daki açılış gezisine katıldık.
 
İlk başlarda gerçekten de " yağdı-yağacak" derken, sağolsun bir iki serpiştirip, sonrasında bize merhamet gösteren hava, iyice güzelleşince, biz de sevdiklerimizle keyifli bir akşam yaşamış olduk.
 
Yağmur bulutları çekilince, harika renklerle bezenen, kartpostal gibi bir gökyüzüne bıraktı yerini... Şekil 1 A'da göreceğiniz üzere, 40 yılda bir de olsa, arada risk alıp da, şansı yaver gidince, ağzı kulaklarına varıyor tabi insanın:)
 
Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan caaanım İstanbul'umun en güzel saatlerinde, biricik eşimle, püfür püfür bir Boğaz turu yapıp, bol bol fotoğraf çekme şanşı yakalamış olduk bu vesileyle:)
 
Limak Eurasia Luxury Hotel'in 42 metrelik bu bembeyaz teknesi, o gün verilen açık büfe kokteyl konseptli açılış davetinde, yaklaşık 300 kişiyi ağarladı.
 
Gençler ve kendini genç hissedenler teknenin güvertesinde bütün akşam DJ müziği eşliğinde, gönlünce dans edip, eğlendi. 
 
Olur da siz de, önemli gün ve kutlamalarınız için, Boğaz'da özel davet ve organizasyonlar düşünür ve bu esnada da 5 yıldızlı otel kalitesinde hizmet almak isterseniz, ödüllü şeflerin hazırladığı menülerle Limak'ın teknesini, aklınızın bir köşesinde yazın isterseniz:)
 
Aslında "Limak" denilince benim aklıma ilk olarak, Türkiye'nin ilk termak butik oteli olan Yalova'daki "Limak Thermal Boutique Hotel" gelir. Otelin odalarının numaraları 1881'de başlar ve 1938'de biter ve bu durum bile beni heyecanlandırmaya yeter de artar:)
 
Bu otelin en bilinen özelliği Ulu Önder Atatürk'ün hayatının son döneminde, tedavisinin bir kısmı için bu köşkte zaman geçirmiş olması... O dönem yabancı devlet misafirlerin de ağarlandığı bu mekanı, Limak Grubu devralıp orjinal haline sadık kalıp, en şık şekilde renove etmişler.
 
Biz de bu değerli mekanı ziyaret etmek, şifalı sularından ve temiz doğasından faydalanmak için bundan yaklaşık 2 ay kadar önce, keyifli bir arkadaş grubuyla, atladık feribota ve 45 dakikada Yalova'ya geçtik.
 
20 dakikalık da bir araba yolculuğundan sonra, işte gelmiştik bile:) Önce otelin sakin ve sessiz terasında, huzur dolu bir kahvaltı ettik. Hem ruhumuz, hem midemiz bayram etti.
 
O esnada da otel yöneticilerinden, merak ettiğimiz tarihçesini biraz daha detaylı öğrendik.
 
Yalova Kaplıcaları'nın bir yer sarsıntısı neticesinde M.Ö. 2000 yılında meydana geldiği varsayılıyor. Eski Yunan'dan Osmanlı'ya kadar pek çok uygarlık döneminde, tedavi görmek ve şifa bulmak amacıyla faydalanılan bu kaplıcaların bulunduğu yerde, 1907’de yabancı mimarlar tarafından "Büyük Otel ve Gazino" adıyla bir otel inşa edilmiş.
 
Bölgedeki kaplıca suyunun detaylı incelenmesi için, İtalya'daki bir laboratuvara yollatan ve "Avrupa’nın en kaliteli suyu" yanıtı alan Atatürk, buraya sağlık turizmi anlamında, daha fazla yatırım yapılmasını istemiş ve bölgenin canlanmasını sağlamış.
 
Cumhuriyet döneminin ilk turizm yatırımlarından sayılan bu otelin balo salonunda, yurt dışından gelen misafirlere davetler verilirmiş.
 
1980'li yıllarla beraber, bu tarihi köşk, kaderine terk edilerek, iyice harabeye dönmüş. 2008 yılında Limak Grubu tarafından satın alınmış ve aslına en uygun şekilde restorasyon yapılması için, 300 kişilik uzman bir ekip tam iki yıl çalışmış. Bize eski halini ve yapım aşamalarını da videoyla gösterdiler. O derece dökülüyormuş ki güzelim köşk bakımsızlıktan, gerçekten yoktan var etmişler.
 
48 odası da, geçmişin izlerini taşıyan bir stille, saray odası gibi döşenen bu ahşap binanın her noktasında, Cumhuriyet tarihinin izlerini görmek ve hissetmek mümkün...
 
Yazımın başlarında belirttiğim gibi Atatürk’ün anısına, oda numaraları 1881’le başlayıp 1938’e kadar devam edecek şekilde planlanması beni derinden etkiledi. Atamızın o dönem kahvesini içtiği köşe, bugün de, Türk kahvesi ikram edilen bölüm olarak kullanılıyor. 
 
İstanbul’a yakınlığıyla, hafta sonu başbaşa bir kafa dinleme tatili için de, iyi bir alternatif olan bu lüks otel, yemyeşil bir doğa içinde ve her tarafı mor salkımlarla bezeli çınar ağaçları arasında yer alıyor. Bu ağaçlar, yine o dönem Atamızın emriyle dikilmiş. 
 
Yeşilin her tonuna doyacağınız bu ambiyansın ortasında inşa edilen, kar gibi bembeyaz köşkün girişinde, sizi görkemli iki aslan heykeli karşılıyor.
 
Otele check-in yaptığınızda resepsiyon görevlileri size kalacağı oda anahtarınız yanında, oda numaranızın tarihsel hikayesini anlatan bir de kart veriyorlar. 
 
Kadife dokulu kumaşlar, taftalar, altın varak kaplamalı mobilyalar, antika ankesörlü telefonlar, tablolar, aplikeler derken, odalar gerçekten krallara layık, şaşalı bir dekorasyona sahip.
 
Otelin termal havuzları dışında, odalarında da, termal sudan faydalanmak mümkün.
 
Odalarının kendine ait, keyifli balkonları da var.
 
Manzara ise aynen şöyle alabildiğine yeşil. Yani bizim güya "büyük şehir" denilen beton yığınları arasında en çok ihtiyacımız olan şeyden burada bol bol var:)
 
Bu ormanlık bölgenin hemen ortasında, açık ve kapalı alternatifleri bulunan şifalı termal su havuzlarından faydalanmadan dönmek olmaz.
 
İster 26 derecelik açık havuz, ister 35 derecelik kapalı havuz. Seçin beğenin. Biz tercihimizi açık olandan yana kullandık. Haydi o zaman bize müsade:)
 
Güne ormanda açık büfe b,r kahvaltı ile başlayıp, otelin etkileyici hikayesini dinleyip, termal sularda yenilendiğimize ve biraz da çıkıp çarşısında gezip, yerel meyve-sebzelerden aldığımıza göre, artık bir şeyler yemek zamanı gelmiş.
 
Kısa süreliğine de olsa, şehrin karmaşasından yakın bir yerlere kaçma planınız varsa, ruhen ve bedenen, iyi bir detoks için Yalova'daki Limak Thermal Hotel'i değerlendirebilirsiniz.
 
Aa bu arada eğer siz de tatlı ve içten yorumlarla beni mutlu etmek isterseniz, hiç çekinmeden şuradan bloguma kolayca üye olabilirsiniz:)
 
www.usengecsef.com
www.facebook.com/usengecsef
www.twitter.com/usengecsef
www.instagram.com/usengecsef
www.youtube.com/usengecsef
 
Toplam blog
: 230
: 5958
Kayıt tarihi
: 03.04.13
 
 

Öncelikle "Üşengeç Şef"e olan ilginiz için sizlere teşekkür ederim. "Şef" denilince aklınıza heme..