- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
Bu şans ne şansı

Günler geceler süren iş arayışları.Yorgun, yılgın, umutsuz. Hafta başı, bu gün arayanlar olur ama görüşme olmaz diye düşündü. İş aramak, mülakat hikayeleri ve mülakatlarda başınıza gelecekler diye bir kitap yazmayı düşünüyordu. Cuma arayan olmamışsa Pazartesi görüşme çıkmazdı.İş yerleri genelde ilanları, gazete ilanlarından kalma bir alışkanlıkla olsa gerek Pazar günleri veriyor ve Pazartesi elemeleri ve görüşmelere daveti yapıyorlardı. Beklediği bir görüşme olmadığı için, tembelliğin ve beklentisizliğin verdiği rehavetle uyku saatini uzatmıştı. Saat 10:00 da çalan telefonuna uyandı.Başvuru yaptığı şirketlerden biri ikinci görüşmeye çağrıyordu. "Heyooooo!!!!" galiba iş buldum diye düşündü. Giyindi kuşandı çıktı yola. Pek de bi güzel olmuştu, kendisi bile beğendi kendisini.
Görüşme yapacağı firmadaydı. Üç ortak aldılar O'nu aralarına sordular da sordular."Hemen yarın başlayabilirmisiniz?" dediler.Salı günlerini sevmezdi."Salı Sallanır!!!"derdi annesi. Diyemedi tabi bir şey."Afedersiniz Salı gülerini uğursuz bulurum Çarşamba başlasam olmaz mı?" dese başlamadan bitebilirdiş hayatı herhalde. Çarşambaydı O'nun uğurlu günü. Yine de sesini çıkarmadı. Bu gün evraklarınızı tamamlayın yarın gelin başlayın dendi. Maaş çok çok komik olmasına rağmen sesini çıkarmadı. Ödeyemediği Kredi Kartlarına kendisinin bir ay alacağından fazla faiz gelmişti ve bu ay da bi maaştan fazla faiz yemek istemiyordu. Başka seçeneği kalmadığını fark etmişti.
Maaş+ssk+yemek olarak anlaştılar. Yeri de yakın sayılrdı. Anlaştılar, el sıkıştlar ve çıktı firmadan. Vapura bindi. Alt katı oldum olası sevmezdi. O'nun yeri yaz, kış üst açıktı. Vapurun merdivenleriden yukarı çıkarken önce o aşina olduğu uğultu bastı kulaklarını, anladı bayılacaktı. Merdivenin trabzanlarına tutundu. Ortalık yemyeşil olamaya başladı çaresice etrafına bakınmak, yardım istemek için hamle yaptı hamle yapıp yapmadığını hatırlayamadı.
Kendine geldiğinde kendi yaşlarında bi çift yardım ediyorlardı O'na. Yere uzatmışlardı. Sağ ayak bileğinde korkunç bir ağrı vardı. Bir de dizi acıyordu feci şekilde. Zaten vapur da bütü bunlar olup biterken Anadolu yakasına gelmişti. Etraftakilerin de yardımıyla kalktı. Ayağına basmakta zorlanıyordu. Çantasında 3 YTL kadar parası vardı. Bu ayakla otobüse binemeyecekti. Taksi için de yeterli parası yoktu. "Offf Tanrım ne dayanılmaz bir ağrı!!!" diye geçirdi aklından.
Başladı tanıdığı insanları tek tek aramaya, O; "Etiler'de", Bu; "Kadıköyde midye yiyoruz hadi gel!!!" Ne gelmesi yahu canı yanıyor. Şu; "Aradığınız numaraya ulaşılamıyorrrr!!!", Onlar; iki kardeşler ikisinin de iki hattan dört telefonları var dört numara da cevap vermiyor. Neyse Taksi parası komşudan alınır diye düşünüldü taksiye binildi eve gelindi.Taksi parası komşudan alındı.Komşu O'nu kendi evine aldı. Ayağının altına bir sehpa, üzerine yastık konuldu.Üzerine bacak uzatıldı, şişen ayak bileğine buz konuldu, ama olmayacak belli.
Yine sağ, sol arandı. Arabası olan yengeye ulaşıldı. Yenge aldı O'nu, bu arada Kadıköy'de mideye yiyen kanka da ulaşmıştı kendisine. Kanka yenge ve kendisi hastahaneye gittler. Kırık yok Allah'a şükür, ancak incinmenin boyutu o kadar büyük ki bacak 10 gün alçıya alınacak ve kıpıdatılmayacak.
"Salı sallanır!!!" derdi annesi. Keşke Adamlara ."Afedersiniz Salı gülerini uğursuz bulurum Çarşamba başlasam olmaz mı?" deseydi. Telefon açtı teyzesi "Yahu kızım, çölde deve ile dolaşsan bacağını akrep sokacak ne sendeki bu şans.?"
Henüz yeni başlayacağı frmayı arayamadı. Hastahaneden döndüğünde saat epey geç olmuştu çünkü. Şimdi çok korkuyor alacağı cevaptan. Ya 10 gün beklemezlerse??????