- Kategori
- Kişisel Gelişim
Bu yazıyı okuyunuz: "Dharma" nedir?

Dharma Nedir?
Bu yazıyı yazmadan önce kelimeyi şöyle bir internet sorgulamasından geçirdim. Saygıdeğer Bilge Google'a sordum, falan filan. Nitekim çok da kapsamlı olmayan ve genellikle her sitede birbirinden (ç)alıntı yapılmışçasına aynı ifadeleri aynı cümleleştirmeleri ve imlayı görünce dedim ki; böyle bir kelimeyi bile hakkını vermeden anlatmış ademoğlu başka ademoğullarına...
"Sanskritçede "dhar" veya "dhri" sözcüklerinden türetilmiş olup, doğu dinleri ve mistisizminde ondan (10'dan) fazla farklı anlamda kullanılan ve kabaca kanun ve yol anlamına gelen terimdir. Daha geniş tanımıyla yüksek hakikatlere götüren yol demektir."...
Bu tanımlama genel olarak yeterli imiş ve tüm insanlığa "Dharma" hakkında her şeyi bir çırpıda öğretiyormuşçasına anlatılıp geçilmiş değil mi? Hâlbuki daha derindir Dharma'nın mana ve muhtevası.
"Çoğu zaman Dharma sözcüğü din anlamına gelecek şekilde çevrilir, fakat Dharma'yı bir din olarak algılamak sözcüğü yanlış anlamaktır. Dharma, canlı bir varlığın doğal uğraşına işaret eder. Örneğin, nerede ateş varsa orda ısı ve ışık vardır, öyleyse ısı ve ışığın ateşin dharması olduğu söylenebilir. Ateş dharmasını değiştiremez. Aynı şekilde, akışkanlık suyun içsel özelliğidir ve bu nitelik değiştirilemez. Eğer değişirse, daha fazla su olarak düşünülemez. Bireysel ruhun dharması asla değiştirilemez ..."(Hare Krishna Turkey)
* * *
Etrafınıza bir bakın, ama en geniş anlamıyla. Yani, bir an vücudunuzdan çıkıp yükselin. Sosyal anlamda Dünya'ya, uzaydan bakar gibi bakın. Huzursuz, çalkantılı bir gezegen üzerinde olduğumuzu göreceksiniz. Savaşlar, açlıklar, işlenen suçlar ve günahlar, yalanlar, paranın ve para düzeninin "efendi" olduğu bir düzen ve düzenin milyonlarca küçük çarkı... Hepimiz bu düzenin, bu bütünün bir parçasıyız, ya da parçası olabilmek için çabalıyoruz.
Kaygılarımız bizi tüketirken, gelecek'te yaşıyoruz. Maddi kaygılar ile maddi zevkler arasındaki şahkülde gidip gidip geliyor hayatımız. Kimimiz nehir yukarı sürüyor el yordamıyla teknesini, kimimiz ise bir çöp tanesi gibi kayadan kayaya sekerek ilerliyor yaşam yolunda. Ama hep el yordamıyla... Çünkü hepimiz birer "amaç" sahibi olsak da, bu amaçlar hep geçici, hep son bulmaya mahkum hayatın satır aralarında.
Örneğin bu yazıyı okuyabilecek kadar kişisel zenginliğe ilgi duyan bizler, (ki bu kitle potansiyel olarak daha bilinçlidir) kaçımız "Dünya'ya gelişimizin gerçek sebebini, yaşamımızın gerçek amacını" sorguladık?
Size bir sır vereyim mi? Ama kimse bilmesin.
EVRENDE 100 MİLYAR (100.000.000.000) GALAKSİNİN İÇİNDE ORTA BÜYÜKLÜKTE BİR (1) GALAKSİDE 200 MİLYAR YILDIZIN İÇİNDE (200.000.000.000) ORTA BÜYÜKLÜKTE BİR (1) YILDIZINA UYDU OLAN KÜÇÜCÜK BİR (1) GEZEGENDE YAŞIYORUZ!
ÜSTELİK 4.5 MİLYAR YAŞINDAKİ GENCECİK DÜNYANIN YAKLAŞIK 65 MİLYONDA BİRİ KADAR AZ (ORTALAMA SADECE 70 YIL) YAŞIYORUZ. (BÜYÜK PATLAMA İSE 10 İLA 20 MİLYAR YIL ÖNCE GERÇEKLEŞTİ.)
NE KADAR BÜYÜK SORUNLARA SAHİP OLABİLİRİZ Kİ?
Ben bunları ilk okuduğumda kendimi öyle küçük hissetmiştim ki...
Bir an, sadece bir anyaşadığım hayat anlamsız ve gereksiz gelmişti bana. O çok önemli andan sonra ise, aşağıda değineceğim konuya girmiştim usulca.
* * *
Yaşamın amacı, amacı olan bir yaşamdır.
Dharma'nın bir ve aslen benim de kullanacağım anlamı da şudur ki; bu kelime kişisel gelişimde insanlar için "KALICI YAŞAM AMACI" anlamı taşımaktadır.
Günümüzde çoğu insan, nasıl yaşanacağını ancak "ölüm zamanı" geldiğinde idrak eder.
Çoğu insan, ömrünün en güzel yıllarını bir apartman dairesinde televizyon seyrederek ya da bilgisayar başında geçiriyor.
Ve malesef, birçoklarımız, 30 yaşında ölür, 80 yaşında gömülürler.
Bunlara rağmen bilinen bir gerçektir ki; birçok insan da hayatının asıl amacını sorar, sorgular ömrünün bir döneminde. Bu soruya gerçek cevabı bulmak çok güç olmamakla beraber, bulamayanlar için iki yol vardır hep. Hayat kendisi için en katlanılmaz hale gelenler, kendilerine öyle yada böyle zarar verir, yaşamaktan vazgeçerler. Bu kadar kötü durumda olmayan veya hayat amacını aramayan çoğunluklar ise, hayatını rastlantılarla, kazalarla, pusulasız bir kaptanın gemisi gibi oradan oraya sürüklenerek yaşamaya devam ederler.
Biraz önce de söylediğim gibi, size verilen bu kadar sınırlı, küçük ve bu yüzden de paha biçilemez derecede değerli olan hayatı "öylesine" yaşayıp da ölüm döşeğinde hatasını fark edenlerden olmamak için, en güzel hatıralarınızı kapalı bir kutunun karşısında , kendinize şu soruyu yada soruları sormalısınız:
"Ben, bu dünyaya ne için, neyi gerçekleştirmek için geldim? Hayatımın GERÇEK VE KALICI amacı (Dharma'sı) nedir? Benim için Dharma NEDİR?"
Bilmenizi ve aktarmayı istediğim çok önemli bir şey var: Mutluluk ve başarı satın alınamaz. Muadili yoktur. Temin edilemez. MUTLULUK VE BAŞARI, SADECE KENDİNİ BÜYÜK BİR AMACA ADAMANIN PLANLANMAMIŞ BİR YAN ETKİSİ OLARAK ORTAYA ÇIKAR. BU AMAÇ DA, İŞTE HAYAT AMACIDIR.
Bu yazıyı yazmamda benim için ÇOK ÖNEMLİ bir amaç vardı. Amacım, Dharma kavramını derinliği ile araştırmak, yazmak ve en az yedi kişinin kendi "kalıcı yaşam amacı"nı sorgulamasını sağlamak idi. Ancak bu yazıyı sizlerle paylaşarak sizlerin de sorgulamasına yardımcı olabilirsem, kendimi çok mutlu hissedeceğim. SİZDEN RİCAM ŞUDUR Kİ, eğer bu yazıdan sonra bir kere de olsa kendi yaradılış ve yaşam amacınızı sorgularsanız, bunu benimle paylaşın. Amacınızı, ulaştığınız sonuçları paylaşın demiyorum, en azından bu soruyu kendinize sormanız bile bana yeter...
Kaç kişi bana bu yazıya yorum yapmak suretiyle dönüş yaparsa o kadar çocuğa çokoprens dağıtacağım.
Saygılarımla.