Budapeşte'yi keşfetmek / Dünya Şehirleri / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Dünya Şehirleri
 

Budapeşte'yi keşfetmek

Budapeşte... Buda ve Peşte olarak ikiye ayrılmış buram buram tarih kokan romantik şehir. 2006 yılbaşında geçirilen eşşiz tatil. Aralık olmasına rağmen çok soğuk olmayan yağmur çiseleştiren bir hava karşıladı beni Kahramanlar Meydanında. Kapitalizmin etkilerine rağmen hala kendi dokusunu koruyabilmesi, tarihi binaları, iki yakayı birbirine bağlayan köprüleri ile kırılgan ve gururlu bir şehir izlenimi uyandırdı bende. İlk düşündüğüm şey baharda paha biçilmez güzelliğe sahip olacak bu kentte çimlerde dolaşmanın vereceği huzur ve mutluluk.

Gezilmesi gereken yerler arasında opera binası benim favorim oldu. Rehberiniz geçmiş tarihi anlatırken opera binasındaki ihtişam, asalet ve bütün yaşanılmışlar etrafınızı sarıyor ve kendinizi tonlarca ağırlıktaki avizeye odaklanmış olarak buluyorsunuz. Parlamento binasını gezmek isteyenler için küçük bir uyarı, tur rehberiniz sizin adınıza daha önceden rezervasyon yaptırmalı yoksa içeri girmeniz imkansız. Başımıza geldiği için biliyorum. İngiliz ve İspanyol gruplara yanaşmamıza rağmen önceden listede ismimiz olmadığı için uzaktan bakabildik Parlamento binasına.

Şehri kesinlikle rehberle gezmeyin derim ben. Haritanızı alın ve tadını çıkarın. 1896 açılmış olan metro sistemi ilk başta karışık gelebilir ama gezmek eğlenmek uğruna bir kaç saatte sistemi tamamen anlayabiliyorsunuz. Dikkatimi çeken insanların diğer Avrupa kentlerinde olduğu gibi kurallara bağlılığı, kontrol mekanizması direkt insanların kendisi. Metroda turnike yok, bilet atıp atmamak sizin insiyatifinizde ama şunu da unutmamak gerekir ki arada sırada yetkililer kontrol ediyor. Kontrollerde bir kişinin bile biletsiz olmaması mükemmel çalışan otokontrol sisteminin açıklayıcısı.

Tarih kokan bu şehirde bizim kafelere hiç benzemeyen kafeler mevcut. Onlardan bir tanesi müthiş pastalara sahip Gerbaud Cafe, içeriye girebilmek için önce sıra bekliyorsunuz. Girdikten sonra ise aynalı, yüksek tavanlı, 1800 leri andıran mimaride keyifle kahvenizi, çayınızı yudumlayabilirsiniz. Budapeştede nereye gitseniz çayın yanına şeker yerine bal getiriyorlar. İnanın çok daha güzel oluyor.

Vaci Utca... Bizim İstiklal Caddesinin bir benzeri. Bana çok enteresan gelmemekle birlikte alış-veriş yapılabilinecek ya da keyifle yürünebilecek bir cadde. Termal oteller buranın bir simgesi ayrıca hayvanat bahçesini ve Margaret Ada'sını da unutmamak gerekir. Beni en çok etkileyen yerlerden biri ise ihtişamlı kliselerdi.

Budapeşte yapılacak en iyi tasvirlerle bile yavan kalıcak bu şehir bence görülmesi gerekenler listesinde en üst sıralarda yer almalı. Bu şehre dair anlatılacak o kadar çok şey var ki en iyisi gidip görmek. Bana 4 gün yetmedi. Sisi ve yağmuru sevmemi sağlayan nostaljik film seti kıvamındaki bu şehirde insanın tekrar aşık olası geliyor.

 
Toplam blog
: 4
: 3070
Kayıt tarihi
: 04.07.07
 
 

1979 İstanbul'da doğdum ve İstanbul'dan hiç ayrılmadım. Aslında yaşadıklarımı paylaşmak adına biraz ..