- Kategori
- Kent Yaşamı
Bulvar parçalı bulutlu

Ah o güzelim pastaneler... Diye başlıyor söze hocam. Atatürk Bulvarının geçmişini anlatma çabası var göz bebeklerinde... Çaba diyorum; Çünkü geçmişle alakası olmayan bir çehresi varmış... Yani Atatürk bulvarının bir varmış bir de yokmuşunun hikayesiymiş bu aslında...
Arşivlere bakıldığında bir kaç siyah beyaz fotoğraftan başka birşey yok geçmişin izini taşıyan; bugünün Atatürk Bulvarına Avrupa'nın ben bilmem hangi kentinden esinlenmiş saati, karşıdan karşıya geçmek için taksilerin önüne atlayan insan profilleri, orta refüje neredeyse yılda iki kere sökülüp dikilen ve kimsenin dilinden anlamadığı, bu yüzden de hangi tür olduğu bilinmeden çürüyüp giden bitkicikler ve dolmuş duraklarından sonra halk otobüslerine de dışında ağırlayan ve parkdan çok herşeye benzeyen güven park şimdilik tanıklık ediyor. Şimdilik diyorum; Çünkü yarın sabah uyanan Ankaralı belki de meydanın ortasına dikilmiş bir heykelle karşılaşabilir mesela. Kentsel dönüşüm olur adı da. Kimsede şaşırmaz. Meydan da meydan olsa bari. Bu da ayrı bir konu aslında... Neyse...
Öyle bir çehredir ki bu anlaşılmaz, öyle bir konudur ki bu araştırılmaz...
Araştırmaya çalışırsınız yine de. Ama elde veri de yoktur istenilen gibi. Çünkü öylesine bir sünger çekilmiştir ki geçmişe, o dönemlerde Ankarayı yaşamış, bulvarı yaşamış bir kaç kişinin kelamlarından öteye gitmez birşeyler...
Geçmişte kullanımlar nelermiş, neden değişime uğramış, olması gereken neydi? Yani dün bugün ve yarın. Bugün vardır ama dün dediğim gibi koca bir muammadır.
Bir de bulvar tanımı var ki TDK'nın onunla zaten ilgisi yoktur bizim bulvarın. İki tarafı ağaçlıklı yolmuş bulvar...
Sanırım küçük bir yanlış anlaşılmayla iki tarafı araçlıklı yol sanmışız biz bulvarı.
O zaman ne yapıyoruz?
Işıkları kapatıp yatıyoruz Türkiyem...
Herkese iyi geceler...