- Kategori
- Blog
Bunları, biliyor muydunuz (2)

& Blog’da kavgaların azalması ile, kavgacıların hidrojen gibi açığa çıkıp, “işsiz güçsüz, aylak aylak” dolaştıklarını
& İşlerin kesatlaştığından yakınan eski bir kavgacının, bu sefer kendisi ile kavgaya tutuştuğunu,
& “Eski kavgaların hali bir başkaydı canım, tadından yenmezdi” diyerek özlem çekenlerin olduğunu,
& Buna cevap veren bir başka blogcu’nun “ Hele kavgayı bir başlat, fişek benden diye” diyerek akıl verdiğini,
& Sakıncalı bulunan yazısı için “umarım yazım, kısa zamanda gözaltından kurtulur” diyen bir blogcu’muza, bir diğerinin verdiği cevapta “bir bloğum, gözaltına alınarak tutuklandı. Haklı nedenlerle reddedildi yani. Bloğa bu yüzden veda mektubu yazıp buradan ben de ayrılmak istedim. Bu konuda yazdığım bu bloğu da ben gözaltına aldım. Şimdi gözaltında , tutuklanmayı bekliyor” diye, dertlendiğini, geri kalan bizlerin, halimize bakıp şükrettiğimizi,
& Türkçesi yüzünden anlaşılamayan, biraz şaka diye takıldığımızda bizi aforoz eden çok uzaklardaki bir blogcu’muz “ülke her gün gündem değiştiriyor. Blog sessiz ve sakin. Hani blog ülkenin aynasıydı?” diye sakin sakin sorup inciler döktürdüğünü,
& Aforoz ve aforozculuğun blog’da zaten, çok yaygın ve moda olduğunu, blog’daki bir bayan’ın, bize “sende mi Brutus” dercesine kızıp, seni artık okumayacağım diye aforozlandığım gibi, bu Türkçesi kırık arkadaşı vaktiyle kızdırdığımızdan, aynı şekilde aforozlandığımızı,
& Uzaklardaki bu arkadaşa “ ülkenin gündem değiştirmesi ile blog’un ülke aynası olması arasında ne alâka var?” diye sorsak, münasebetsizlik mi yapmış oluyoruz diye de, sizlere sorduğumu,
& Türkçe’yi çok iyi bilen bir blogcumuz halâ daha “ de-da’lar” da kaldığı, hangi hallerde ayrı yazıldıklarını inceleyen bir blog yazdığını,
& Aynı zamanda hoca olan bu muhteremin yatısız üstü açık mahalle mektebi gibi açtığı okulda, öyle anlaşılıyor ki, de ve da’ların suyunun sıkılacağı, kafalara bir şerbet gibi akıtılacağının anlaşıldığını, kendisine kolay gele dediğimizi,
& MB.ana sayfasında editör önerilerinden sonra “blog” kategorisinin çok kıymetli olduğu, bir nevi bloğun VIP sayfası yerine geçtiğini belirten bir blogcumuz, evlere şenlik önerilerde bulunduğunu,
& Buna göre de, blog sayfasının, amacı haricinde Chat odasına döndürüldüğünü, geyik muhabbetlerinin yapıldığını, bunu önlemek için çaresinin, buraya gireceklerden para alınmasını önerdiğini
& Her blog yazısından 10 Tl, yorumlardan birer lira alınsın dendiğini, ve bu paraların hayır kurumlarına verilsin dediğini,
& Onca ikazlara, onca lâf çakıştırmalara, lâf sokuşturmamıza rağmen, pişkinliği elinden bırakmayan bir blogcumuzda değişim görmekle umutlanarak sevindiğimizi, zira her 15 satırlık kopyala yapıştır bloglarında değişim olduğunu memnuniyetle gördüğümüzü,
& Gerçi editör olmamakla beraber, herkes kendisinin ve birbirinin editörüdür’den yola çıkarak gördüğümüz bu değişimden sevinç duyduğumuzu,
& Zira 15 satırın 7’sini, yoruma ayırdığını, hayretler içinde temaşa eyleyip, hayretler içinde sevindiğimizi,
& Bu canı tez olan arkadaşımızın yorumsuz kopya yazıları için editörlere “ Niçin yoruma zorlamıyorsunuz?” dediğimiz, zira aynı editörler, benim Atatürk vecizelerini aynen kopyalayıp yayına verdiğimde reddedip, haklı olarak “ İçinde yorum yok!” diye, Habur sınır kapısından geri döndürüldüğüm günleri unutmadığımı, bir kuyruk acım olduğunu,
& Editörlerimizin, arkadaşı ikaz ettiklerine inandığımızı, onun için de yarısı yapıştırma, yarısı yorumlu 15 satırlık yazısına, ilk defa rastladığımızı,
& Kendisinin cevap olarak bu yazımıza bakaraktan “ Hayır ve de nayır. Ben, kendi göbeğimi, kendim keserim. Kopyala yapıştır’a su katamam. Her şey, kendi mahsulümdür” diye de yanıltılırsak, buna da şaşmadığımızı, yine de topun editörlerde olduğunu,
& Blog’da cici çocuk sayısının gün geçtikçe arttığını, yere göğe sığmadıklarını,
& Sakıncalı piyadelerin tam kadro yerinde saydıklarını, yeni düzenlemelerle inşallah editör sayısı artar dediğimizi, cici çocuk, sakıncalı çocuk muamelesinin hepten kaldırılacağını ümit ettiğimizi,
& Blog veriminin artırılması yolunun, vefakâr ve cefakâr blogcu tayfası ile iyi geçinmekten geçtiğini ve idaremiz lehine olacağını, kendilerinin de bunu bildiklerini ümit ettiğimizi,
& Böylelikle de blogcu idareci ilişkilerinin, kırgınlıkların, blog selâmeti uğruna düzeleceğine inandığımızı, blog’da uzun zamandır polemiği sürdürülen “ vurdu mu oturtan” cinsinden atışmaların, bu vesile ile sonlanacağından da, peşin olarak sevinç duyacağımızı “vurdu mu oturtan” ların bir daha bloğa uğramayacaklarına inandığımızı, ilk el uzatanın, MB’dan gelmesi icabeder, dediğimizi,
& İlk el uzatma’dan beis duyulmaması gerektiği , zira bizler, MB’un müşterisi konumunda olup, “ müşteri daima haklıdır!” prensibine inandığımızı, aksini düşünenlere buradan peşinen “ Ört ki, ölem!” diye de seslendiğimizi,
BİLİYOR MUYDUNUZ?