- Kategori
- Anılar
Bursa'ya düşeceğim

Biliyorum birçoklarınız Uludağ'a gitmiştir. Uludağ, ülkemizin ilk kış sporları turizm merkezidir. Bu merkez, hem Bursanın ezelden gelen modernliğinden kaynaklanır, hem de orası kale gibidir. Öyle her gelen geçen uğrayamazdı eskiden. Zaten araba yolu güzergahı haricinde pek gidilecek gibi değil. Güney ve batı tarafları da kırsal yerleşimlere oldukça uzak. O nedenle olacak ki, ilk keşfedenler birazda kaçamak tatili mekanı haline getirmişlerdir burayı.
Size Uludağ'ın tanıtımını yapmayacağım bugün. Ama Uludağ'a çıkışımı anlatacağım.
Çoğunuz da zaten benden çok tanıyorsunuz. Eğlence, turizm, piknik açısından.
Hafta sonu yalnızım. Akşam setbaşındaki parizyende tek başıma oturup, çerezle bira içtim. "Ama şimdi ne yapayım." diye düşünürken, yeşildeki bu kafeterya da oturmakta hiç fena değil. Bak karşıda görülen manzaraya, Bursa'nın batı yarısını görüyorsunuz, Emirsultan'dan Yıldırım külliyesine kadar, tarihi doku ile ovaya doğru serpilmiş genişleyen Bursa, buradan baktığınızda hoş bir panoramik görüntü oluşturur. Burası da Bursa'ya gelen yabancıların mutlaka uğradıkları yer. Onun için oturacak yer zor bulunur. Ama ayaküstü fiskos yeri olarak hiç canınız sıkılmaz. Neyse ben Uludağ'a çıkmak istiyorum bugün. Zaten teleferik bu üst tarafta bir yerde.Semtin adını bilmem ama arasıra teleferikle çıkış için gidiyorum.
Kimse de yok, hayır mı ya, bak sen boşuna geldik desene. Aslında bu teleferiğin çalışmadığı zamanları haber olarak duyurmak lazım. Yoksa adam onca yerlerden gelip teleferiğe binme hevesini hayal ederken, birde ne görsün boşuna gelmiş. Öbür yol uzak ve de her zaman arabayla çıkıyoruz, bugün Kestirme çıkalım, Bursa'ya kuşbakışı bakalım diye düşünürken böyle kalıverdim. Şu sağa sola bakanlarda kim.
Üç kişi, yabancı gözlerle çevreyi tarıyorlar. Onlar da herhalde teleferikle dağa çıkmaya geldiler.
-Gelin arkadaşlar, hayırdır ne geziyorsunuz?
-Ulu dağa çıkmaya geldik ama.
-Ben de çıkacaktım ama malesef gördüğünüz gibi bizden başka kimse yok ve de bu teleferik arızalı yazıyor kapıda.
Onlar kendi aralarında başladılar konuşmaya. Bazan pişmanlıklarını, bazan ne yapacaklarını konuşurken; hadi buradan yaya çıkalım demesinler mi birbirleri arasında. Bu arada yanıma doğru yaklaşıyorlar,
-Siz biliyor musunuz buradan yaya çıkılır mı?
-Güzergahı bilmiyorum, çıkılıp, çıkılmayacağına da birşey diyemem. Ama siz yürürseniz, ben de size katılabilirim.
Çevrede kimsenin olmaması kış sezonu bitmiş, bahar yeni kendini gösteriyor. Bu yüzden de pek uğrayan yok.Bende de, treaking hevesi her zaman vardır. Bu tenha ortamda ve tenha mevsimde bu günü böyle değerlendireyim düşüncesiyle öneriye balıklama atladım.
Haydin çıkalım, birlikte yola koyulduk. Ayakkabımın da spor olması iyi tesadüf diyorum kendi kendime. İyi ki de vakit henüz erken. Yolun ne kadar uzak olduğu yolunda bilgimde yok. Biz teleferik hattı altından tırmanmaya devam ediyoruz. Yer yer patikamsı izler var ama dikine giden bir keçi yolu yok. Zaten patikalar yamaçlara paralel gider. Eşyükselti eğrileri, hayvanlarca dağda tabii olarak aslına yakın şekilde işlenmiş olur bir nevi. Gittikçe yükseliyoruz, kent uzaklaşmıyor aşağı doğru iniyor gibi. Bu kuş bakışı panoramik görüntü yükseldikçe genişliyor. Genişledikçe, Bursa hem küçülüyor, hem büyüyor. Cisimler küçülürken, kent genişliyor. Tabii teleferik çıkışında manzara çok daha hoş görülüyor ancak, hele bir yaya yürüyün, arasıra oturup arkanızı dönüp dinlenirken seyir molası başlamış oluyor. Sindire sindire bakın Bursa'ya. İsterseniz krokiler hazırlayın istediğiniz yerler için.
Bu arada yanımdaki gençlerle konuşuyoruz, hem tırmanıyor hem sohbet ediyoruz. İstanbul dan gelmişler. Hafta sonu Uludağ'a çıkalım demiş üç kafadar. Ben de akıntıya kürek çekmiş oldum anlayacağınız. Ama ben bu gibi doğa ile başbaşa olmayı severim. Şimdi yürürken of, puf eder pişmanlık duyarız fakat sona varınca tüm yorgunluklarımız yok olur. Bu gibi yolculuklar bu sporlarla ilgilenenler için anlatılmaya değmez. Bizim gibi arasıra rahat doğa yürüyüşü deneyenler için oldukça zor.
Bizim yürüdüğümüz güzergah, teleferik hattı altı olduğu için ağaçlardan temizlenmiş. Boylu bitkiler kesilince güzergah kaybatme sorunumuz yok . Yalnız bu durumda sağa sola sapmak yok. Güzergah dışında hiç yürünmez.
Burayı kaybedersek, bizde ormanda kayboluruz. Tırmanırken florayıda tanımış oluyoruz. Alt florada maki formasyonu süceyrat ve otsu bitkiler var. arazinin oldukça dik olasından dolayı pek yoğun değil.ama çevremizde yabani meyve agaçcıkları , yabani kestane fındık zeytin kızılcık v.s. ancak yukarı doğru çıktıkça kayın gürgen karışımı ve meşe türleri yaygınlaşıyor. Uludağ'ın sembolik ağacı uludağ göknarları daha yukarıda henüz buradan görülmezler.
Yürümek tırmandıkça zorlaşıyor. Bu güzergah teleferik altı olduğu için doğru hat altından yürürsek, yolumuzu kaybetmeyiz. Aksi halde bu hat dışına çıkma durumunda ormanda kayboluruz. Ama bu hat oldukça dik, patika bile bulamazsınız hat boyu. Hayvanlar kendilerince doğal eğim takip edip yürürler dağda. Onun için sağa sola giden patikalar dikyukarı gitmezler. İşte bu istikamatte yürümenin zorluğu. Hayvanların bile tercih etmediği güzergahtan yürüyor olmamız.
Ara sıra durup geriye doğru bakıyoruz. Bak işte Bursa ovası önümüzde, ileride Yalova dağları, gemlik körfezi görülüyor. Dürübün olsa Belki İstanbul dahi görülür.
Refakatçilerim kendi aralarında şakalaşıp, konuşup duruyorlar. Bu nedenle yorulmanın da farkına pek varmadılar. Her ne kadar nefes sıklıklarını duysamda, onlar hala lakırtı içindeler. Belki benimde bu yürüyüşü devam ettire bilmemin espirisi bu olsa gerek.
Çevremizde boylu orman ağaçları çoğalmaya başladı. Uludağ özel ağacı Uludağ göknarı, kar altındaki manzarası ile kim bilir, kimlerin aşk fotoğraflarının fonunu oluşturmuştur.
Bak işte Kadıyayla'ya yaklaştık. Yorgunluk çok fazla ama yaşamda bir defa yapacağım bir davranış olduğundan pek de pişmanlık duymuyorum. Hele bir arkaya bak, iteleseler, Bursa'ya düşeceğim zannediyorum. Bu kadar dik yokuşu çıkmak, ben de hayret içindeyim. Yanıdakiler aniden bağırmaya başladılar.
Bakın bakın binalar, işte geldik bağrışmaları.
Yorgunluğumuzu bir anda unuttuk hep birlikte. Bir koşu hamlesiyle aradan görülen aracın yanın da soluğu alıyoruz. Sormadan atladık arabanın arkasına. Bu ıssız ama taze dağ manzarasında mola vermeden yürümekten kurtulmanın sevinci ile eğer araç sarıalan günübirlik piknik alanına gidiyorsa . Sürücüsüne rica ile bu yol yorgunluğunu şimdiden unutuyoruz.