- Kategori
- Güncel
Büyütmeyin Artık Ne Olur

Büyütme meraklısıyız! Her şeyi büyütmeye teşne ve bunu da açıkça ifşa etmeye meyyal bir bünyemiz mi var yoksa ben mi yanlış anlıyorum bilmem. Bildiğim bir şey var ki çok büyütüyoruz!
Türk Telekom Arena Stadı açılışında bazı Galatasaray taraftarlarının TOKİ başkanı ve onun yaptığı konuşmada kullandığı üslup ve hitap yüzünden Başbakan'ı da protesto etmesi (öncelikli hedef Adnan Polat idi) gündemi doldurdukça doldurdu taşmaya durdu.
Hasta yatağımda bu olanları müteessir bir kalbin hüzünle dolmuş pencerelerinden seyrederken aklımın almadığı hususları düşünmeye yeltenen beynimi de tezyif ediyorum. Neyini düşüneceksin allasen!
Maneviyatımızdaki inhirafın günlük hayatımıza yansıması olan berhava kavga ve tartışmaların toplumu böylesine öbekleştirmesi ve adeta birbirlerine karşı mevzi almalarına itmesi elem ve ıstırap verici bir şey.
Elimizden gelen bir şey olmadığına ve olayları değiştiremeyeceğimize göre alenen fikir beyan etmenin veya illa ki taraf olmanın bir manasını da göremiyorum açıkçası. Olsak ne değişecek? Serdettiğin fikirle hangi dimağda hangi ulvi düşünce inkişaf edecek ki bu kavga ortamını yumuşatsın ve sükuta erdirsin.
O zaman delinin kuyuya taş atması gibi her gelenin kuyuya bir taş atarak olayı işin içinden çıkılmaz bir hale getirmesi oldukça teessür edici bir problemi olabildiğince ve alabildiğince kabartmaktan başka bir meşgale olmuyor.
Olayda kim haklı, kim haksız yahut kim suçlu kim suçsuz tartışmasına girmeden önce bu hale gelişimizin ayak seslerini niye daha evvelde işitemedik diye hayıflanmamız gerekirken şimdi zeytinyağı gibi üste çıkabilme mücadelesinde kaş göz yarmayı mubah görüyoruz.
Öyle ki tırnaklarımızı rakibimizin en can acıtıcı yerine geçirebilmek gayesiyle boş anını yakalamak için pusuya yatışımızın bile ofsayt koktuğunu sahadaki hakemler gibi göremeyecek hale gelmişiz. Bu durumda kim düdük çalacak ve kim müdahale edecek.
Hiç kimse!
Olaylar başladığı süratte bir müddet devam ettikten sonra hassas gönüllerde ve müşfik yüreklerde katran karası bir yara bıraktıktan sonra kendiliğinden yatışacak. Bundan bir zaman sonra kimse geri dönüp “Yahu zamanında şunu şunu yapmış, biraz da serzenişte bulunmuştum” demeyecek. Kırılan kırıldığıyla, yığılan yığıldığıyla kalacak.
###
Bir Galatasaray’lı olarak benim yüreğimi acıtan Adnan Polat’ın kişisel ve yönetimsel hatalarını bütün camianın çekmeye mecbur kalmasıdır. İnsanlığına ve kişiliğine kimsenin en ufak bir eleştiri getiremeyeceği ve fakat idare anlamındaki yetersizliğini de sokakta taş kaleler arası top oynayan çocukların bile farkına vardığı sayın Polat artık bu yükü taşıyamayacağını alenen belli etmiştir.
Öncesinde, esnasında ve sonrasında akıl almayacak hataların sahibi sayın Polat problem bir değil bin iken bin bir yapma gafletinde bulunmuştur. Ancak bin problem yanında bu bin birincisi yüreğimize ve ruhumuza pek ağır gelmiştir.
Yapılan provakatif konuşmanın etkisi göz ardı edilerek Galatasaray seyircisinin peşinen suçlanması hiç de şık olmamıştır. Kaldı ki o soğukta saatlerce bekleyen taraftarlar eğlenmek isterken müsamere konuşmaları ile vakit geçirmeyi kim akıl etmiştir?
Sayın Başbakanımız hiç hak etmediği bir protestoya, bu konuşma ve sayın Polat’ın tedbirsizliği yüzünden maruz kalmıştır. Futbol sevdalısı bir yürek taraftarlık yönünü de bir yana koyarak sayın Polat ve yönetiminin başaramayacağı bir işi kısa sürede nihayete erdirmiş ve haklı olarak o stadın açılışına gelmiştir.
Bu aşamada yapılan provakasyon her ne olursa olsun; takım ve yönetim ne kadar başarısız olursa olsun sayın Başbakan’ın o şekilde protesto edilmemesi gerektiğinin de hakkını teslim etmek gerekiyor. Seyircinin burada sağduyulu davranamamış olmasının kabahatini de tüm camiaya mal etmek zaten mümkün değil.
Bu aşamadan sonra sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’ın meseleyi daha fazla büyütmeden kapatmasını; sayın Polat ve ekibinin de istifa etmesini temenni ediyorum.
Büyüklere ve kahramanlara yakışan budur!
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Not:
Bir yandan bel ve ayak ağrıları için uğraşırken üstüne bir de soğuk algınlığı eklendi. Bunu da lütf-u ilahi addediyorum..
Not-2: İnternette fotoğraf içn tarama yaparken Adnan Polat'ın fotojenik olmadığını farkettim. Ya da bana öyle geldi :)
Not-3: Sayın Başbakanın da yüzü asık fotoğraflarının yoğunluğu dikkatimi çekti. Halbuki tebessüm ona çok yakışıyor.