Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

02 Eylül '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2181
 

Çalgıcı Takımı

Çalgıcı Takımı
 


Bundan yirmi sene önceleriydi. Henüz askere gitmemiştim. Dört kişilik orkestra grubumuzla düğün programlarında çalıyoruz. Sabit salonumuz yok, ekstra çalışıyoruz, göçebe modeli yani. Beykoz' da 6-7 mekan var çıktığımız. Şu an tarihe karışmış olan şişe-cam ve deri-kundura fabrikalarının lokalleri, restorant, kulüp, çay bahçeleri falan işte. Laf aramızda ekstranın biraz hamallığı olsada, sabit salona nazaran maddi getirisi çok daha fazladır.

Beykoz demişken, Beykoz' lu Yılmaz Morgül de o zamanlar, henüz meşhur olamamış bir mahalli sanatçı ve düğünlerde söylüyor. Aynı muhitte olduğumuzdan pek çok düğünde çakışıp, beraber program yapmışızdır. Neyse şimdi mevzu bu değil tabi.


Bizim gruptan Ümit' in bir arkadaşı var adı Sacit... Ara sıra bizim düğünlere gelir görüşürüz. Birgün Sacit "arkadaşlar bizim köyde (Beykoz' un bir köyü) iş var, siz çalar mısınız" dedi. Neden olmasın dedik ve tarihi aldık.

O gün geldi, köyden üstü açık bir kamyonet geldi bizi almaya. Kamyonete benim davulu, ses düzenini ve diğer orkestra aletlerini yükledik güzelce. Bizde arkaya bindik tabii... Kamyonete yüklenen halden alınma zerzevat sandıkları değildi neticede. Şoförü de bu yönde ikaz ettim:
"Amaan kaptan dikkatli gidelim, farzet ki kasada yumurta taşıyorsun".
Sen misin öyle diyen... Tangur tungur gidiyoruz biz. Lakin şoför de ne yapsın, köy yolu işte... Sekizde sekiz yol suçlu anlayacağınız.

Nihayet yol bitti, köye giriş yaptık. Bizi ilk gören ileri gözetleyici çocuk grubu oldu. Çocuklar adeta popolarına biber sürülmüş gibi bize doğru koşuyor, biryandan da bağırıyorlardı:
"Koşun koşuun çalgıcılar geldiiiiii".
Bizim gruptan biri hemen çocukları aydınlattı:
"S...ir len eşşolusuu... Çalgıcı diil, müzisyen müzisyenn".

Köy meydanına geldik, bir kahvehane önünde durduk... Orada kös kös oturan birkaç kişiye mekanı sorduk, "burası" dediler. Baktık içerisi bomboş bir kıraathane... İçeride oturacak ne sandalye vaar, ne de masa. Yalnız bir köşede bir masa var, üzerine iki sandalye konmuş duruyor. Üstelik mekanın camları çarşaflarla örtülerek dış görüşe kapatılmış. Bize "şuraya kurun aletleri" dediler, oraya konuşlandık. Biz hazırlanırken o arada önümüze bir ip çekildi ve boyumuzu aşan yükseklikteki bu ipe örtüler asılarak görüşümüz kapatıldı. Hemen Sacit' e sordum:
"Bu nedir böyle birader" ?
Sacit "yaa arkadaşlar kusura bakmayın, bu kına gecesiymiş, böyle çalacakmışsınız" demez mi... Biraz su koyversek de Sacit' in hatırı için fazla arıza çıkartmak istemedik. Önümüzde perde, biz arkasında, garip garip çalıyoruz. Programa bu şekilde başladık... Öbür tarafta neler oluyo r haberimiz yok! Bu şekilde enerji alamıyoruz, zevk alamıyoruz. Sadece aradan istek notları uzatılıyor arasıra, lakin ses vaar görüntü yok.

Zar zor geceyi yarıladık ama bizleride afakanlar basmaya başladı. Grupta herkes bu durumdan rahatsızdı ama ne var ki arada Sacit vardı. Ben dayanamadım Sacit' i çağırdım...
"Bak Sacit artık bize gelmeye başladılar. Ya bu perde şimdi kalkacak, ya da söyle bir teyp bulup onunla oynasınlar" dedim.
Sacit "Durun beyler ben bir daha konuşayım, aman siz sakin olun" dedi ve gitti. Az sonra Sacit iyi haberle döndü ve nihayet perde kalktı. Yeniden programa başladığımızda, önümüzde gülümseyen onlarca kız vardı. Ohh dedik, artık dünya vardı. Sanırım onlarında perdeden sessiz şikayetleri vardı. Belki de perdenin kalkmasına, onlar bizden daha çok memnun olmuşlardı. Bu arada gelin ve damat adayı da o köşedeki masanın üzerinde duran sandalyelere tünemiş oturuyorlardı, boynum kıldan ince edasıyla.

İlk defa başımıza gelen bu olayda, hiç olmazsa gece mutlu sonla bitmişti. Gelgelelim bizim çilemiz henüz bitmemişti... Daha aynı yolu geri dönecektik. Döndük tabi ki, yine kamyonetle, yine tangur tungur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende öğrenmeliyim babamdan davul çalmayı :) Sevgiler...

Baterist Kızı Melisa 
 29.09.2007 3:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 3718
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster