- Kategori
- Kişisel Gelişim
Çalgılı bahçe - kendine ulaşma
Anlayamadıgım, başkalarının ölümünün neden benim ölümüme benzemediğiydi. Hiçbir şey anlaşılır gibi degildi. Her şeyi sanki çift anlamlılıkları ve çelişkileri içinde kavramak zorunlulugu vardı. Bu, mümkün olabilir mi?
Bu anlamların ve çelişkilerin sadece insanın varlığındaki çelişkilerin en uç noktasına terk edildiği yerde anlaşılabileceği biçiminde olabilir. Zira, ancak o noktada insan kendine dönebilir; ruhunu kaplamış çelişkilerin niteliksel değişimine tanıklık edebilir. Dahası, yok sayılamayacakmış gibi görünen o soyut duvarı nihayet yok sayabilir. `Yok sayabilmek,` bu açıdan bir sıçrama tahtası sayılabilir, insan için. Bu çift anlamları ve bunlardan doğan çelişkileri yoksaydıkça, `kendine ulaşabilme`nin özgürlügüne ulaşabilir- bir ihtimal- Hatta, dahası da mümkündür:
`Tutsaklığın aşılabilmesinin nesnel yollarını bulabilmek`... Bu yüzden kendine dönmek, bahçeye yaslanmış bir `durak`sayılabilir; yeter ki, durakta, indiğimiz, `aynı otobüs`e yeniden binmek için paniklemiyelim...
Bundan 350 yıl önce, Jean-Jacques Rousseau :
- "İnsanlar özgür ve eşit doğar," demiş.
- "Özgürlük geçici bir güvenlik uğruna feda edilebilir mi?"
Doğduktan sonra büyüdükçe edindiğimiz çelişkili duygular, bahçemizi (aklımızı) sardıkça, kendi kendimizin tutsağı olmaya başlarız. Bahçemizi saran bu yabancı otlar (kaygılar, endişeler, çeşitli olumsuzluklar, kötü alışkanlıklar, karmaşalar, korkular, ..vb.), bahçemizde uzun zaman kalırsa, `zehirli artıklar`a dönüşür, huzur ve iç dengemizi bozar; bahçemiz tamamen yabani otlarla sarılır ve bahçemizde çiçekler açmaz olur. (`karamsar- pasif insan` olma durumu)...
Kaygı ve endişeler, zihin gücümüzün büyük bir kısmını yok eder; er ya da geç ruhumuzu yaralar. Bu yüzden:
Bahçemizin kendi bekçisi olma durumundayız. Sadece, en iyi ve yararlı bilgilerin içeri girmesine izin vermeliyiz. Olumsuz düşünce lüksüne gerçekten sahip degiliz.
Her şey, zihnimizi verimli kullanmakla başlar. Dış dünyamız, iç dünyamızın durumunu yansıtır. Düşüncelerimizi ve yaşamımızdaki olaylara tepki verme biçimimizi kontrol etmekle, ? Kaderimizi` de kontrol etmeye başlarız.
"DÜŞLERİMİZİN PASINI, ANCAK YAŞAMA TEKRAR SAYGI DUYMAKLA SİLEBİLİRİZ."