- Kategori
- Felsefe
ÇALIŞMAK
Bu kelimeyi bazen yaptığımız iş anlamında, daha çok meşgul olmak anlamında kullanırız. Çalışkan sözünü duyunca hemen dikkat kesilir, konuyu iyice öğrenmek isteriz. Çalışkan insan, hamarat kadın hep insanlar arasında parmakla gösterilen kişilerdir. Bu sözü duyduğumuzda acaba bizden farklı hangi özellikleri var diye merak ederiz. İçimizi gizli bir kıskançlık kaplar ve hemen savunmaya geçeriz. Çalışkan öğrenci artık kıskanılan çocuktur, her yaptığı izlenen, yorumlanan birisidir. Bu sebeple çoğu insan bu baskıya dayanamaz ve tembeller kervanına katılır. O da elinde olmayanlar için şikayet eden, mızmız, çekilmez birisi olmuştur.
İlk defa M.Kemal ATATÜRK’ ün bir tek şeye ihtiyacımız vardır, oda çalışkan olmak sözünü duyduğumda bir süre içimde savaş yaşamıştım. Ne yani şimdi biz çalışmıyor muyuz diye düşünmüş, bir süre kabuledememiştim. Sonradan çalışma hayatına girip, oradagörevimi yaparım, gerisine karışmamanlayışıyla tanıştığımdabiraz anlar gibi olmuştum. Görevini yaparken de ciddi çaba göstermeyen,çalışma düzenleri çabucak bozulanları tanıdıkça çalışma bu olmamalı diyordum.
Yaygın inanışın aksine çalışkanlıksadece görevini tam yapmak değildir ve olmamalıdır. O zaman olaylara sadece sorumluluk gözüyle bakarız. Yapmak zorunda olduğumuz işler bitmediğinden bir süre sonra usanç getirecektir. Yaptığı işten usanan kimse işini severek yapmıyor demektir. Fakat biz her insanın aziz bir varlıkolduğunu ve önemli bir şeyi gerçekleştirmek amacıyla dünyaya gönderildiğine inanıyorsak,yaptığımız şeyi severek-içimizden gelerek adeta aşkla yapmalıyız. Böyle yaparsakçalışırken yorulmayacak, asla usanmayacağız.İnsanüstü bir gayretle yaptığı işe girişecek, onubitirmedende rahat etmeyecektir.
Bunları konuştuğumuz bir arkadaşım tamircilerin kafası kırıktır, sanatçılarsa zır delidir demişti. Yani farklı açılardan duruma bakabilen, kalabalıklardan ayrı düşünebilen kişilere rahat bir çalışma ortamı hazırlanmalıdır. O da şunu yaparsam acaba ne derler anlayışını bir kenara bırakmalı, bir fark yaratma derdinde olmalıdır. Kimsenin aklında olmayanı dillendirmeli, etrafımızdakilerin yapamadığını yapmaya kendimizi adamalıyız. Farklı olmanın bir bakıma yalnız olmak anlamına gelebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.Ancak doğru işi yapmak için bile çevremizden yardım bekliyorsak yine ortalama biri oluruz. Çalışkan insan olarak amacımızbulunduğumuz çevrede yaptığımız işin bir numarası olmaktır. Sürekli daha iyi, daha güzel nasıl yapabilirim diye kafa yormalıdır. Yenilik adına aklına gelenleri asla ertelememeli, bunu bir tembellik işaret kabul edip, derhâl işe başlanmalıdır. Çünkü ertelemek eskiden beri ancak tembellerin sığınağı olmuştur.
Bunları becebildiğimiz gün çalışmak adı konmamış gizli bir yarışa dönüşür, faydalı bir sinerji oluşturur. Böylece kısa zamanda ovalar gülşene,iş tezgahları oyun salonlarına dönüşür, keyifli- sevinç dolu sesler etrafımızda duyulmaya başlar. Herkes işin bir ucundan tuttuğunda yaşadığımız ortamları medeniyet merdivenlerine kolayca ulaştırabiliriz. Yoksa dönüşen insanlar gibi hep bir şeyleri yada birilerini şikayet ederek ömrümüzü tamamlayacağız.