​ Çamaşır asma teknikleri... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Çamaşır asma teknikleri...

Çamaşır asma teknikleri...
 

Yorgan yüzü, yastık kılıfı, çarşaflar çamaşır makinesinin içinde pembe, mavi, sarı, beyaz suratlarıyla masum masum bakıyorlar. Onları asmam gerekiyor. Annemin kesin talimatı var. Yoksa kırışırlarmış. Hem havanın ne yapacağı belli olmazmış, böyle göründüğüne aldanmamalıymışım, gökyüzü her an kara bulutlarla kaplanıverirmiş maazallah. Bu yüzden hemen asmalıymışım. Hem de makinenin sesi kesilir kesilmez hemen yapmalıymışım. O beni bilirmiş bir işe dalınca dünyayı unuturmuşum. Kulağım makinenin sesinde olsunmuş. "Peki, söz anneciğim unutmam."

Annem pazara doğru yollanıyor ben de kitabımın başına dönüyorum. Makinenin sesi okuduğum öyküdeki geminin sesine karışıyor. Geminin yelkenleri rüzgarda dalgalanan çamaşırlara dönüşüyor. Herşeyi birbirine karıştırıyorum ama bu karışıklık beni müthiş eğlendiriyor. Sonunda makine susuyor. Paldır küldür kalkıyorum yerimden. Bir an önce şu işten kurtulup kitabıma devam etmek niyetindeyim çünkü. Çamaşır sepetinin içine dolduruyorum bu bez parçalarını. Yavaş yavaş elimde sepetle çıkıyorum merdivenden. Damın kapısını açmamla güneş saldırıyor gözlerime. Böyle mavi bir gün böyle parlak bir güneş görülmüş şey değil. Neden her defasında gökyüzü beni böyle şaşırtıyor ki?

Çarşaflardan birini elime alıyorum. Koyu pembe olanını. Sepetin başında duruyorum. Kaç çarşaf var, kaç yastık kılıfı, kaç yorgan yüzü? Tek tek bakıyorum. Sonra da iplere göz gezdiriyorum. Bacaya yakın olan ipleri es geçiyorum. Şu ağacın yakınındakinden başlasam iyi olur. Önce çarşaflar. (Çarşaflar zihnimde bayan konumunda galiba. Hani önce bayanlar denir ya. O zaman yastık kılıfları çocuklar, yorgan yüzleri de erkekler olmalı. Öyleyse önce çarşaflar ve yastık kılıfları demeli. Önce kadınlar ve çocuklar denir çünkü.) Çarşafları asıyorum. Aynı çizgide olmalılar. Bir ucu aşağıda bir ucu yukarıda olmayacakmış. Emir böyle. Bir kadın astığı çamaşırlardan belli olurmuş. Ne bu etiket mi? Şöyle mi demeliyiz birinin balkonuna bakıp "Hımm dağınık ve düzensiz bir kadın. Bir pantolonla bir kazağı aynı yere asmış." Ya da başka birinin damına bakıp şunu mu söylemeliyiz "Ooooo burada çok düzenli bir kadın yaşıyor. Bakın havulular bir çizgide asılmış, iç çamaşırlar da öyle." Çok tuhaf.

Tamam, şunu kabul edebilirim; Elbette yaptığın işi bitirdikten sonra gözüne hoş görünmeli. Yani bir renk cümbüşü bir karmaşa olmamalı ama bu kadar hesapla kitapla çamaşır sermek de ne demek oluyor? Hem annem şimdi beni bu kadar strese neden sokuyor? Çarşafları dengele, yastık kılıflarını silkele, yorganları aynı çizgide tut. Off ne zor iş. Her neyse. Birazdan sanırım bir sınavdan geçeceğim. Annem pazardan gelecek ve muhtemelen şöyle diyecek: "Evet bu sefer fena değil. Ama güneş biraz sonra şu tarafa kayacak. Bunu hesaplamalıydın." Ve ben muhtemelen dehşet içinde bakacağım. Annemin bir bilim adamı edası ve hesabıyla çamaşırların yerini değiştirip durmasını gülerek izleyeceğim. Sonuç olarak o bana şunu diyecek: "Bu işler öyle baştan savılacak işler değil. İnsan her yaptığı işi doğru dürüst yapmalı. Biliyorum ev işlerinden hoşlanmıyorsun ama bunlar hoşlandığın için değil yapmak zorunda olduğun için yapılacak işler. O nedenle hoşlan ya da hoşlanma ama doğru dürüst yap." İşin kötüsü annem her zamanki gibi haklı olmuş olacak ve ben bir dahaki haftasonu için çamaşır asma teknikleri geliştirmek zorunda kalacağım.

Fotoğraf: http://bakafox.deviantart.com/art/Clotheslined-21898521
 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..