- Kategori
- Kent Yaşamı
Çanakkale/ Yenice

Köprü Levhası, mermer. "Küçük Agonya Köprüsü-1931"
“YENİCE” çok güzel bir isim efendim.
Mersin (içel) de YENİCE Beldesi.
Karabük’te YENİCE İlçesi.
Yurdumuzun birçok beldesinin, köyünün adıdır “YENİCE”.
Yenice ile ilgili bir şiir yazmıştım. Yenice’yi tanıtan kitapta yer almıştı.
“Gurbet elde olsam, gönlüm sendedir.
Bahar, bahçe, güller, bülbül sendedir.
Gönlümü hoş eden yeller sendedir.
Sevdanın yeşili sensin YENİCE.”
İşte böyle güzel bir yerdir “YENİCE”.
Bizim YENİCEMİZ: Çanakkale İli-Yenice İlçesi.
Birçok kez şahit oldum. Çanakkale merkezde ilk defa tanıştığım insanlar bana:
-Nerelisiniz? Diye sorduğunda, ilavesiz olarak:
-Yeniceliyim. dediğimde. Sanki yakın çevrede başka “Yenice” varmış gibi:
-Çan-Yenice mi? Diye soruyorlar.
-Hayır efendim. Sadece ve sadece “YENİCE”. Çanakkale İli Yenice İlçesi.
Yenice; Çanakkale İli’nin son ilçesi.(Alfabe kurbanı)”Y” ile başladığı için.
Toprak genişliği bakımından Çanakkale’nin en büyük ilçesi.
Çanakkale’ye 100 km. Balıkesir’e 110 km. İki ilimize de nerdeyse uzaklığı eşit.
Cumhuriyet Döneminin, “ilk asfalt yolu” Çanakkale-Balıkesir arasında kazma kürekle yapılmış. Yol hala görevini yapmaya devam ediyor. Yol üzerinde kimsenin dikkatini çekmeyen köprüler hala sapasağlam ayakta. Her köprü, ayrı bir mimari yapıda ve de kemerleri farklı. 200 km’lik bu yolun sağına ve soluna çınar ağaçları dikilmiş. Sanki bir tünel içinden geçiyormuş izlenimi veriyor insana.
Büyük Önder M.Kemal Atatürk; zamanın İran Şahı Rıza Pevlevi ile birlikte 15.04.1934 yılında otomobille bu yoldan geçmiş. Balıkesir Yolu üstünde Yenice’ye 9 km. mesafede bir çeşmede mola vermiş, yöre köylüleri ile sohbet etmiştir. O dönemde bu yolun en büyük eserlerinden biri olduğunu belirtmiştir, BÜYÜK öNDER. (O dönemde Atatürk’ü gören ve bu olaya şahit olanlar Çakır Köyü’nde yaşamaktadır.) M.Kemal Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi’nin su içtikleri, dinlendikleri çeşmenin çevresi, Cumhuriyetin 75.yılı şerefine Çanakkale Seramik Fabrikaları kurucusu “Sayın H.İbrahim BODUR” tarafından düzenlemesi yaptırılmıştır. Adı da “Gazi Çeşmesi” olmuştur.
YENİCE; Kaz Dağları’nın(İda) kara içindeki en uç noktasında yer alır. Hayalinizde canlandırın Kaz Dağlarının denize bakan yüzü Edremit, arka yüzü Yenice. Bizim de dertlerimiz, kederlerimiz var. Coşkularımız, sevinçlerimiz var. Herkes, Edremit Körfezi’nden, Kazdağları’nın denize bakan yüzüne bakmaktan başka yerleri görmüyor. Kaz Dağları’nın arka yüzüne de gelin. Daha ilginç bir hayat bulacaksınız. Mitolojide Yunan tanrılarının avlak sahası olan Kalkım Beldesi, Akçakoyun Beldesi. Kısacası “AGONYA” yaylası. Yenicemizin her bölgesi sizi sevgiyle kucaklayacaktır. Dağ turizmi için en ideal bölgedir, “YENİCE”. Anlatmakla olmaz gelip görmeniz lazım. Edremit-Yenice arası 70 km, çok uzak değil.
Yenicemiz küçüktür. Bağrından çıkan, yetiştirdiği insanlar büyüktür.
Marmara Parkı’nın açılışında ilk defa yakından gördüğüm; Nevruz’da adını taşıyan okulun ek bina açılışında ve okullarımıza bağışladığı bilgisayarların teslim töreni sırasında dinlediğim:
“Çalışmayan insanın bir yığından farkı yoktur.” ”Doğduğumuz, doyduğumuz ve adımızı taşıyan her yere yardım etmek bizim görevimizdir.” “Ben Nevruz Köyü’nden Yenice’ye ilkokula; ninemin sattığı çul parası ile aldığı merkeple geldim gittim. Daha sonra bisiklet aldım, aşama yaptım.” Diyerek çalışmanın ne kadar önemli olduğunu, insanların sürekli çalışması ve yeniliklere açık olması, elindeki imkânları zamanında ve doğru kullanması gerektiğini bizlere hatırlatan:
Çanakkale Seramik Fabrikaları kurucusu, büyük insan : ”Sayın H.İbrahim BODUR” Yeniceli’dir. Yenice Nevruz Köyü’nden.(Nevruz Köyü’nün adı M.Kemal ATATÜRK tarafından verilmiştir.)
Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim-Teknik ekinde “AYLAK BİLGİ” adlı köşesinde bilim-sosyoloji üzerine yazılar yazan Doçent Dr. “M.Tahir CEYLAN” Yenice’lidir.
Antalya Film Festivali’nde, uluslar arası yarışmalarda birincilikler alan, ”KASABA”, ”MAYIS SIKINTISI” , “”UZAK”, “İKLİMLER” ve “ÜÇ MAYMUN” filmlerinin senaristi, yönetmeni ”Nuri Bilge CEYLAN” Yenice’lidir. Bu filmlerin değişmez oyuncusu “M.Emin TOPRAK” Yeniceli’dir. (Ankara Film festivalinde ödül aldıktan sonra Yenice-Çan arasında kaza yapıp ölmüştür. Yüzünü eskitmeden bu dünyadan ayrılıp gitmiştir.) “Uzak, İklimler ve Üç Maymun” filmleri dışındaki bütün filmler Yenice’de çekilmiştir. Cumhuriyet Gazetesi’nde yazan Işıl ÖZGENTÜRK bile Marmara Yenice kasabası diyerek gaf yapmıştır.Bir çok yazar çizer haritaya bakıp, Yenice’nin yerini öğrenip, doğru yazmaya gerek görmüyor nedense!? Kimi yazar da, “Edremit Kalkım Beldesi” demekte... Kimisi Marmara Yenice demekte.... Gel de anla...
Arabesk müziği kimileri sevmez amma... Bizde duygularını en uç noktada yaşayan şarkı sözü yazarları da var. “Seni Sevmeyen Ölsün”, ”Gülüm Benim” “Melekyüzlüm” gibi bir çok şarkının söz yazarı, 80 yıllarda Unkapanı Plakcılar Çarşısı’nın, Altın Yumurtlayan Tavuğu, ”Şakir ASKAN” Yenice’lidir. İnanmayanlar birçok albümüm şarkı listesinde bu ismi görebilir. İbrahim Tatlıses, Şakir ASKAN’nın sözlerini yazdığı, Yılmaz Tatlıses’in bestelediği “SEVDALANDIM” şarkısı ile en önemli çıkışını yapmıştır. Prof. Dr. İsmail BİRCAN, Prof. Dr. Yahya AKYÜZ Yenice'lidir. Eski Halk Bankası Genel Müdürlerinden, Ahmet DEMİRBAŞ'ta Yenice'lidir.
Yenice’nin yetiştirdiği, daha birçok değerli insan vardır.
Yenice’ye gelmek ne kadar zor ise, gitmekte o kadar zordur.
Yenice; Yenice’ye ilk defa gelenlere:
"Yolu yok, Çanakkale’ye uzak, mahrumiyet bölgesi, eğlence yeri yok vb..diye anlatılır. Boş konuşanların sözleri ile ilk bakışta insanlara ürkütücü bir yer olarak gelir Yenice.
Yenice’ye geldikten birkaç hafta sonra bu tedirginlik ortadan kalkıyor. Söylenen sözlerin boş sözler olduğu anlaşılıyor.
Öğretmenler, öğrenciler Yenice’ye ilk geldiklerinde, kendilerine yüklenen bu önyargıyla öf pöf ederler.
Daha sonrada, sakin yaşama ortamına dalıp, doğa ile baş başa, kavgasız gürültüsüz bir ortamın tadını çıkarırlar.
Bazı devlet memurları emekli olup Yenice’ye yerleşirler. Bazı yüksekokul öğrencileri mezun olduktan sonra her yıl Yenice’ye gelirler. Kimileri kendilerine uygun birini bulup “Yenice’nin gelini” olur.
Yenice; bozulmamış, talan edilmemiş doğası ile bir doğa harikasıdır.
Göletleri, piknik yerleri ile her zaman yaşanılacak bir yerdir.
Taşlıburun’dan Yenice Göleti ile Davutköy Göleti doyumsuz bir manzara sunar size. Kireçtepe’den ve diğer orman gözetleme kulelerinden çevreyi gözlemek inanılmaz bir huzur verir insana.
Bir şiirimde:
“Acımadan ezin gülleri,
Yeşeren bir ot yeter bana.
Poşetleyin bütün gölleri,
Alnımdaki ter yeter bana.”
...
Demiştim.
Artık günümüzde her şey poşete girdi. Kirlilik son sınırda. Midemizdeki ülsere yapay besinler öneriliyor. Yenice’de sanayi artığı ve atığı yok. Doğal kaynaklar hala berrak ve duru. Yenice’de doğal organik besinleri bulabilirsiniz. ”Pembe domates, kırmızı salçalık biber en kaliteli ve organik olarak Yenice’de yetişir
“Hövez” adlı yabani meyve yöremize özgüdür. “Kızılcık” bol olur.
İstediğiniz yeri istediğiniz saatte gezebilirsiniz. Malınızı ortada bırakabilirsiniz. Kapınızı kilitlemeden başka yere gidebilirsiniz, uyuyabilirsiniz.
Yenice’nin bir türküsü:
"Yenice’ye girerken,
Sağ tarafta mandıra.
Yarimin bakışları,
Kaldı bana hatıra."
...
Diye başlar.
Bir Yenice türküsü daha var. ”Yenice yolları bükülür gider.” Diye başlar. Bu türkü Mersin Yenice Beldesi’nin türküsüdür. Yolların bükülüp gitmesi, virajdan viraja dönmemiz… Bu türküyü, nerdeyse bizim ilçemize uygun hale getirmiştir.
Öğretmenliğimin son yıllarında; benim yüreğimi Yenice’de örseleyip, parça parça etseler de, bana büyük haksızlıklar yapsalarda, herkes “yaşadıkları ve yaptıkları kadar” vardır.
“Elimle beslediğin ateşleri,
Benden başka hiç kimse tutamadı.
Nemrut’un zulüm ateşi bile,
İbrahim’i içine alıp yakamadı.”
...
diyerek duygularımı dilendiriyorum.
Can YÜCEL ne kadar güzel anlatmış.
“Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü...
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna.
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadar ömrün...”
Bu dünyada sevdiklerimiz kadar iyiysek, sevdiğimiz kadarsa ömrümüz.
Nefreti, “sevgiden uzak tutmak” görevimiz olsun.
Ben sizlere Yenice’yi kısa bir yazı dizisi içinde tam olarak anlatamam.
Sizlere aklıma bir anda geliverenleri yazdım.
Sizde bu yazıyı okuduğunuzda, aklınıza gelenleri ekleyiverin. Bir bütün oluşur belki.
“Herkesin ömrü sevdiği kadardır.”