​ Çanakkale Zaferini 9 Ocak’ta da kutlayalım / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '10

 
Kategori
Tarih
 

Çanakkale Zaferini 9 Ocak’ta da kutlayalım

Çanakkale Zaferini 9 Ocak’ta da kutlayalım
 

Bouvet Batıyor


18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin ilk aşamasını kutlayacağız. Hakkımızdır. 18 adedi dev olmak üzere 40 parçadan fazla İngiliz ve Fransız gemisi, kocaman topları ile gelip iyi bir dayak yiyip tırıs tırıs geri gittiler. Ama bu sadece başlangıçtı. 25 Nisan’da kara çıkarması başladı. Kara savaşları 9 Ocak’a kadar sürdü. 9 Ocak’ta son düşman birlikleri yarımadanın burnundan gemilerine binip kaçtı.

18 Mart herkesin söylediği gibi bir deniz savaşı değildir. Savaş denizdeki gemilerle karada konuşlanmış toplar arasında geçmiştir. Gemiler kara toplarını susturmaya çalışmışlar, kara topları da gemileri perişan etmiştir. 18 Mart’a kadar verdiğimiz kayıp 200 askeri geçmez. Buna bizimle birlikte çarpışan Alman askerleri dahildir. Verdiğimiz kaybın neredeyse yarısı ilk saldırıda bir defada verilmiştir. Seddülbahir’de havalandırma deliğinden cephaneliğe giren bir bomba, orayı emniyetli diye sığınak olarak kullanan 85 askerimizi şehit etmiştir. Asıl büyük kayıp 25 Nisan kara çıkarmasından sonra olmuştur. 100 bini şehit olmak üzere, yaralılar dahil yaklaşık 250 bin kayıp verilmiştir. Dünya Savaşında asıl belimizi büken bu kayıp olmuştur.

18 Mart’ın önemini küçültmek istemiyorum. O günkü zaferle İstanbul’a gitmek isteyen dünyanın en güçlü iki donanmasının isteğine engel olundu. Ancak asıl savaş 25 Nisan’dan sonra başladı. Mustafa Kemal ve diğer başarılı Türk subayları kara savaşlarında ortaya çıktılar. Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir. Öyle olunca savaşın ve zaferin değeri iyi anlaşılmıyor ve ayrıntılı bakmadığımız için övgü sözleri hemasetten öteye gidemiyor. 18 Mart’ı kutlayalım. Ama 9 Ocak’ı da kutlayalım, unutmayalım.

Aşağıda 18 Mart için yazdığım bir şiirimi okuyacaksınız.

…

Erler birbirlerine sarılıyor

Hüngür hüngür ağlıyordu

Ellerini açıp haykırarak zıp zıp zıplayanlar

Dizlerinin üzerine çöküp

yüzü göğe dönük Tanrı’ya şükredenler

secde edenler

Herhangi bir şekilde kendini sakınmaya gerek görmeden

Toprak damların üzerine çıkmış

Gözleri yaşlı

Tabyanın dış duvarlarına oturup

Dalgın dalgın geminin battığı yere bakanlar vardı

Bu ağıtta çaresizliğin kırılması vardı

O saate kadar kesilmeyi bekleyen kurbanlık koyunlar gibiydiler

O saate kadar dövülen

ezilen

susan hep kıyılardı

Demek dünyanın en sağlam gemileri de

Bombayı yiyince batardı

Komutan Cevat Bey

Tabyaların birinde

Harabenin içinde

Yaralı bir erin oturduğunu görünce

Ona doğru yürüdü

Yanına birinin yaklaştığını anlayınca er

Hemen kalkıp hazır ola durdu

Fakat komutana değil

Başka yere bakıyordu

Görmüyor musun

diye sordu komutan

Üzüldü

Üzülme beyim

dedi er

Onlar göreceklerini gördüler

 
Toplam blog
: 153
: 18932
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. Mimarlık Fakültesi 1982 Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda m..