​ Candan Erçetin ve Balkan Konserleri / Müzik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '10

 
Kategori
Müzik
 

Candan Erçetin ve Balkan Konserleri

Candan Erçetin ve Balkan Konserleri
 

Candan Erçetin - Son albümünün kapağı


TRT televizyonları üzerine birkaç söz

TRT kanalları için her ne kadar "yandaş" medya deseler de ben pek aldırmam. Gerek programlarıyla gerek Türkçe'yi özenle kullanan (teklemeyen ve anlatım bozukluğuna düşmeyen) spikerleriyle hâlâ vazgeçilmezimdir TRT. Gerçi bazen fazla "iktidar" koksa da (istemesek de) dünyanın her yerinde devlet televizyonları üç aşağı beş yukarı böyledir. Onun içindir ki "TRT iktidarın borazanıdır." yargısına katılamam.

"Borazan" diyenlerden biri MHP'li Oktay Vural da daha dün (10 Ağustos 2010) TRT-Haber'in 45 dakika programında istediği -makaslanmadan- söyleyebildi.

Candan Erçetin üzerine birkaç söz

4 yıl farkla bizim nesilden sayılır aslında Candan Erçetin. (Doğumu 10 Şubat 1963) Onun adını ilk kez, tâyinim Ordu'dan Tekirdağ'a çıktığı sırada duymuştum. O yıl (1986) Klips ve Onlar grubuyla "Halley" şarkısını seslendirmiş, grup 53 puanla 9. olmuş ve Türkiye'nin o güne kadarki en iyi derecesine imza atmıştı.

Sonrasında aynı yıl çıkan "Hazırım" solo albümü ve müzik kanallarında dönen o meşhur "Umrumda Değil" klibi. Sandalyeye ters oturmuş; uzun boylu, zayıf ama mükemmel bir yüzlü ve (ah!) renkli gözlü Balkan güzeli. Ve illâ ki sağa çeken o biçimli dudaklar.

Sesindeki o farklı renk, mükemmel sahne permormansıyla "endâmın güzel"in gerçek temsilcisi o günden sonra ne okursa okusun şarkıları dillere pelesenk oldu. 1996'da vermeye başladığı konserlerle sevenlerinin susamış gönüllerine billurdan nâğmeler gönderdi. 1997'de kendi bestelerinin de olduğu "Çapkın" albümünü çıkardı. Anı yıllarda yurtdışında da başarılı konserlerle müzik kariyerini pekiştirdi.

[Dipnot: Hem kitap sevgimden hem de maaşa ek gelir olur düşüncesiyle iki arkadaş bir kitabevi açmıştık. Bir sabah kitabevini açtığımda A3'e yazılı bir kağıt buldum kapının eşiğinde. Üzerindeki satır aynen şöyle idi: "Dünyada ölümden başkası yalan." Önce tehdit falan sandım. Oysa bu, Candan Erçetin'in "Yalan" şarkısının bir mısraı idi. Bizim lise son sınıfların bir muzipliğiydi. Kağıdı aldım yerden, kitapevinin camına yapıştırdım. Altına da aynı ebatta üzerinde "Hazırım" yazısı olan bir kağıt yapıştırdım.]

2000'de "Elbette" ablümüyle listeleri alt üst etti. 2002 Ocak'ta "Neden " adlı çoğu kendi söz ve bestelerinden oluşan 4. albümüyle sevenlerinin kalbinde taht kurdu.

Birçok dile vâkıf olabildiğim halde bir türlü öğrenemediğim Fransızca'yı bilip de Fransızca şarkı söylemez mi Candan Erçetin? Söyler elbette. Bu bağlamda Ocak 2003'te "Candan chante hier pour aujourd'hui" ve 2004'te "Melek" abümlerini piyasaya sundu. 2005'te "Aman Doktor"la o kendine özgü (orijinalik bu olsa gerek) sesiyle aldı götürdü müziğine hayran olanları kendi ruh ve müzik iklimine.

Bunlarla da yetinmeyen billur sesli (Nasıl bir ses yahu bu ses! Pop, Türk sanat müziği veya halk ezgileri.. hangi formatta söylerse söylesin hakkını vererek okudu / okuyor bütün "şarkı"ları.) Erçetin müzikli oyunlarda da rol aldı, (2007-2008'de) TRT 1'de 50 bölümlük "Candan Erçetin’le Beraber ve Solo Şarkılar" programını hazırladı ve sundu. Galatasaray Lisesi'nde müzik öğretmenliğini de başarıyla yürüttü. Kaç koltukta kaç karpuz varın siz hesaplayın.

[Hadi size bir sır vereyim: Sırf Candan Erçetin'le aynı öğretmenler odasında olabimek için İstanbul'a tayin istemiştim 2000'li yıllarda. Olmadı. Statü mü farklı idi, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni açığı mı yoktu, neydi bilmiyorum Galatasara Lisesi yerine Kadıköy Anadou Lisesi'ne çıktı tayinim, kahrettim gitmedim.]

Çıkardığı albümlerle, yaptığı program ve film müzikleriyle, müzik felsefesiyle, sahnelerdeki performansıyla, Galatasaray Lisesi'ndeki öğretmenliğiyle dokunduğu her alanı sihirli bir ortama çevirirken 2005 yılında sanat hayatının 10. yılına bileğinin hakkıyla ulaştı ve 2009'te "Kırık Kalpler Durağı" adlı mükemmel albümüyle müziğin zirvesine boşuna çıkmadığı ispatladı. 10 yıla sığan 8 albüm ve 5 remix.

İşittim ki Candan Erçetin şimdilerde Galatasaray Lisesi'nde ders vermekteymiş. Ah İstanbul bütün sevdiklerim sende. Ben şu taşrada anılar labirentinde vakit öldürüyorum.

Candan Erçetin ve Makedonya-Üsküp Konseri

Dün geceydi. (10 Ağustos 2010) Kanalı geç mi açtım bilmiyorum. O da ne? Candan Erçetin Makedonya'da. (Yahu iki hafta önce Üsküp'te idim. İnsan güvercin kanadında bir not göndermez mi? Canlı yayın. Ve dilinde Esmeray'ın o unutulmaz şarkısı: Unutama Beni. Elbette Esmeray da çok güzel seslendirirdi bu şarkıyı ama mübalağasız söyleyebilirim ki; bizim dökülen sonbahar yapraklarının kapladığı yatılı okulumuzun tren yoluna bakan bahçesinde koro halinde mırıldandığımız bu ilk gençlik şarkımıza yeni bir can veriyordu Candan Erçetin.

Dinlediğim ilk bölümde genelde albümlerindeki şarkılarını okudu. Kısa bir aradan sonra mavi bir melek gibi geldi sahneye Candan Erçetin. Makedonya-Üsküp'te olup da Balkan Ezgilerini söylememek ne mümkün? Türkiye'den Balkanlar'a giden, Balkanlar'dan Türkiye'ye gelen -içinde hüzün bile olsa- o hareketli nağmelerle hem kendisi coştu Candan Erçetin hem de konseri, seyreden Üsküplüler'i coşturdu.

Candan Erçetin'in üstünlüğü yerel ağızla söylenen (bir bölgeye ait ezgiler de diyebilirim) en zor şarkıları bile hançeresinde eritebiliyor ve kendine özgü hale getirebiliyor. Ramo'yu söylerken düşündüm bunu. Sanki bir Balkan şarkısı değil de Candan Erçetin'in bestelediği bir şarkı. (Keşke Sefo'yu da söyleseydi.) Yerel söyleyişi genel beğeniye ustalıkla taşımak bu olsa gerek. (Orhan Hakalmaz da böyledir.) Büyük sestir, şudur budur ama meselâ bir İbrahim Tatlıses'e söyletin Ramo'yu asla arabesk ve/veya Anadolu şivesinin dışına çıkaramazsın.

Bir ara hafıza defterimi yokladım. 47 yaşına gelmiş Candan Erçetin. Elliye merdiven dayamış. Ama o ne ses, o ne güzellik, o ne sahne performansı, seyirciyle o ne bütünleşme!

Mest etti beni Candan Erçetin. Mest oldum ben de.

Konser biterken şiir sesine ve müziğine asla ulaşılamayan, Üsküp doğumlu Yahya Kemal Beyatlı'nın "Kaybolan Şehir" şiirinden aşağıdaki mısralar dökülüyordu dudaklarımdan ve gözlerimden sicim gibi sessiz yaşlar:

"Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin
Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene."

Meraklısına: Remixlerle birlikte 13 albümü internette topluca var ama Candan Erçetin'e saygımdan adresini veremem. Eğer kendisinden izin alabilirsem yazabilirim internet adresini.

Not: TRT 1'deki Balkan Konserleri (Gününü ve saatini bilmiyorum.) İskeçe'de Ferhat Göçer konseriyle devam edecek. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.

 
Toplam blog
: 300
: 1022
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

Tarih, edebiyat, şiir, dil ..