​ Canımdan çok seviyorum seni / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '09

 
Kategori
İlişkiler
 

Canımdan çok seviyorum seni

Canımdan çok seviyorum seni
 

Seni seviyorum.

Aşkım.

Canım, canım benim, canımcığım.

Hayatım.

Canımdan çok sevdiğim.

Bu ve benzeri kelimeleri/cümleleri, sesleniş biçimlerini ne çok kullanıyoruz değil mi, günlük hayatta? Tabi değişmez cihan yasası burada da işlemiyor dersek yalan olur. Bir şey ne kadar çok çoğalır ve dile düşerse; maalesef değerinden yitirmeye, ucuzlamaya başlıyor.

Sevgileri çoğaltalım derken, sevgili poşetlere sarıp sarmalanmış sevgisizliklerimizi hissediyoruz zaman zaman, ta iliklerimize kadar hem de.

Bakın size bir hikaye anlatayım ve sonra; içimizi tir tir titretecek bir soru soracağım ardından:

* * *

Kız, on yaşlarındaydı. Yoğun bakım ünitesinde, cihazlara bağlı, hayatta kalma savaşı vermekteydi. Çok ender rastlanan bir kan hastalığına yakalanmış ve doktorları çaresizlik içindeydi.

Hastalığın başından beri tedavi sürecini yöneten akademisyen, uzman doktor ekibinin başındaki Hoca, aileyi çağırdı odasına. Ve şu aşamada yapılacak çok fazla bir şeyin kalmadığını, deneyebilecekleri bir tek alternatif bulunduğunu ve bunun için de kendilerinden müsaade alması gerektiğini ifade etti.

On yaşlarındaki kız çocuğuna, sadece beş yaşındaki erkek kardeşinden transfer edebilecekleri kandan medet umuyorlardı. Aile ve profesör, beş yaşındaki çocuğa, ablasının yaşaması için kendi kanından almaları gerektiğini, bunu yapıp yapamayacağını sordular.

Çocuk, önce boş ve biraz da ürkek gözlerle baktı bir ailesine, bir de doktora. “<ı>Canından çok sevdiği” ablasını düşündü ve “<ı>evet” dedi. Kanını verecekti O’na.

Zaman kaybedilmeksizin kan transferi başladı. Evet, sonuçlar olumluydu. Kızın; kardeşinden gelen kan, damarlarına karıştıkça yüzüne can gelmeye, gözleri parlamaya, biyolojik göstergeleri olumlu işaretler vermeye başladı. Herkes mutluydu. Umutlar yeniden yeşermişti.

Bu arada abla için duyulan sevinç ve şaşkınlıktan dolayı, kısa bir süre de olsa unutulan beş yaşındaki erkek kardeşin, kan transferi devam ederken; bir çiçek gibi solduğunu, gözlerinin kapanmaya başladığını, kendini bırakmak üzere olduğunu fark ettiler.

Doktor hemen yanına gidip, iyi olup olmadığını sorduğunda, çocuktan gelen cevap, daha doğrusu soru, oradaki herkesi mahvetmeye, tepeden tırnağa sarsmaya fazlasıyla yetecekti:

“<ı>Hemen ölecek miyim, Doktor Amca? Ablamı bir kez olsun öpemeden, hemen ölecek miyim?”

Beş yaşındaki erkek çocuğu, ablasına kan vermesi karşılığında kendisinin öleceğini sanmış ve bu şartlarda “<ı>evet” demişti kan nakline.

* * *

Hadi şimdi gözyaşlarımızı silelim, kendimize gelelim ve soralım bakalım. Cevap bekleyelim sonra iç sesimizden.

Kendi “<ı>canımdan çok seviyorum” larımızla; hikayedeki çocuğun “<ı>canımdan çok seviyorum” u acaba aynı nitelikte mi?

Ne mutlu ki canından çok sevdiklerini, canından çok sevebilenlere.

Aşkolsun.


@ "Uzman Doktorun Aşk Cehaleti": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=128512

@ "Aşktan Altı Sıfır Atmanın Zamanı Geldi": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=125634

@ "Gebe Köpek": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=99570

@ "Aşkın Yarısı Şovdur": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=27377

@ "Aşkı Aşk Gibi Yaşayanlara Aşkolsun": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=13873



Not: Yazı fotoğrafı "picasaweb.google.com" adlı siteden alınmıştır.


 
Toplam blog
: 898
: 3759
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..