- Kategori
- Gündelik Yaşam
Çaresiz

Yatağımdayım. Gözlerim ışığa dikili aklımda binlerce soru. Kendimi çok yalnız ve mutsuz hissediyorum. Üzülmenin, kahretmenin, lanet okumanın dışında elimden pek fazla bir şeyin gelmemesinin çaresizliğiyle başbaşayım. Ağlıyorum. Babamın vefaatından sonra ilk kez bu kadar acıyor içim. Nedendir bilmem ilk kez bu kadar duyguluyum. Duygularımın aklımın kontrolünü eline geçirmemesi için çetin bir mücadele veriyorum. Kapıyorum gözlerimi ve hayal kurmaya başlıyorum. Bir buçuk yaşında bir oğlum var ve bu ülke geleceği onlara emanet. Düşünüyorum. Oğlum 20 yaşında. Acaba nasıl bir ülkede yaşıyor olacak.Oda tüm yaşadıklarını ifade için tarih tekerrürden ibarettiir demeklemi yetiencek.Yoksa bizler tertemiz bir ülke bırakma erdemliliğini gösterebilecekmiyiz.Torunlarımıza bu günlerden bahsederken "Çok şükür hepsi geçti gitti."diyebilecekmiyiz.Bu toprağa onların mutluluk meyvesi toplayabileceği güzellikler ekebilecekmiyiz.Neyse ki içimdeki ses hep elbette, neye mal olursa olsun evet diyor ve rahatlatıyor beni.Her ne kadar unutuldu desekte birlik beraberlik kardeşlik dostluk, manadan yoksun bir toplum olduk diye eleştirsekte kendimizi yaşananlar gösterdi ki;bu ülkeyi bu ülkenin insanlarını bırakın bölmek böyle bir şeyi düşünmek bile ahmaklık cahillik olur.Biz tarihimizde daha zor şartlarda daha vahim senaryolar içinde gereken layıkane cevabı vermişizdir.Bunu tüm dünya çok iyi bilir.Bunu Mehmet Akif ne güzel açıklar şu dizeleriyle;,
Yumuşak başlıysam kim dedi, uysal koyunum.
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boyunum.
Sözlerime yine üstad Mehmet Akif Ersoy'un bir beyitiyle son vermek istiyorum.
Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça onu top sindiremez.
Tefrika peşinde koşanlar beyhude bir çaba içindesiniz.Aklınızı başınıza alın ve dönüp tarihe bir bakın.Zamanında buna tevessül edenleri nasıl cezalandırdığımızı bilmezmisiniz...