- Kategori
- Öykü
Çatı arasında... 4. Yirmi dakikalık bir şey

Melih karısının üzerine doğru abanarak yaslandı. Bir eli göbeğinin altından aşağı doğru küçük daireler çizerek aşağı doğru kayarken, dudaklarıyla da sevdiği kadının memesine öpücükler bırakıyordu. Birkaç haftadır birbirlerinden uzak kalmanın tüm gerilimini yatağın üzerine boşaltmaya hazırlanıyorlardı.
Aynı zamanda tutkudan uzak bir ezberi tekrar ediyorlardı. Melih ondan önceki birkaç gün değil de neden şu an sevişiyor olduğunu bilmiyordu. Aralarında ne olup olmaması gerektiğine her zaman Sevim karar veriyordu. Her zaman mı? Hayır, belki de tam olarak böyle söylenmemeliydi. Eğer on üç senedir evliyseler bunun yarısında Melih’in de istediği ve başlattığı birliktelikleri olmuştu. Ama bu zaman dilimi adama o kadar uzak bir geçmiş olarak geliyordu ki… Şu anı uzatmak, sabaha kadar kadını ile birlikte olmak için yanıp tutuşuyordu; ancak biliyordu ki biraz sonra karısını doyuma ulaştırdıktan sonra sıra kendisine gelecek, en fazla beş altı dakika içinde de bitecekti.
Yıllardır olduğu gibi… Yirmi dakikalık aşk ritüeli vardı aralarında.
Ama o gece başka bir şey oldu. Başka bir şey olmasının aslında haklı bir nedeni de vardı. Bundan tam bir sene önce; yine böyle bir rutin içinde yirminci dakikaya yaklaşırken bir anda Sevim kocasının üzerinde doğrulmuş;
“Melih, bir kızımız olsun istemez misin?” diye soruvermişti.
Adam önce tepki verememişti. Bir süredir karısının bebeklere olan artan ilgisini sezmiş; ancak yıllardır üzerinde fazla konuşmadıkları bir gizli anlaşmayı yürütüyorlarmışçasına sanki tek çocuklu bir aile olma prensibini yaşatıyorlardı. Melih çocuğun Sevim üzerinde yaptığı tahribatı gördükten sonra bir daha asla ikincisi konusunu açmamıştı. Şimdi karısı onu ikna etmek istercesine, tam da o an korunmaktan vazgeçmeyi teklif ediyordu.
Melih karısını çok iyi tanıyordu. Kuşkusuz aylardır kim bilir yıllardır bu konu onun kafasını meşgul etmişti. Derinlemesine olmasa da birkaç küçük hesap yapmış olmalıydı. Küçük bir kız çocuk hayali gözünün önünde canlanmıştı.
“Peki, olur” cevabı ağzından çıkar çıkmaz da başka söze gerek kalmadan uzun zamandır yaşamadıkları bir heyecan içinde kalan zamanı tamamlamaya koyulmuşlardı.
Bu süreç kişilerin istedikleri zamanlarda tamamlanmazdı. İlk birkaç aylık denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Melih’i sıkan sadece bu da değildi. Sevim kız çocuk istiyordu ve bunun için bilimin, metafiziğin tüm imkânları seferber ediliyordu. Ortaya bir “Çin takvimi” çıkarılmıştı. Bu takvime göre kız bebek olma ayları vardı. Hâlâ bunun nasıl işliyor olduğunu bilmiyordu Melih. Sevim kendi adet günlerini unutuyor ancak Çin takviminin söylediği her şeyi uygulamayı sürdürüyordu. Böylece bebek fikri aşkın, tutkunun, iki insanı bir arada tutan en güçlü bağ olmaktan çıkmış, tamamen Sevim’in oyuncağı haline gelmişti. Birkaç ay sonra her şey eskisine dönmüş, balayı sona ermişti; hatta son beş aydır aralarında Melih’in hiçbir şekilde anlayamadığı soğukluğa bırakmıştı.
İşte tam da sorunlarla uğraşırken rahme düşüvermişti bebek. Melih haberi veren karısının yüzüne bakar bakmaz Sevim’in bunu eskisi kadar istemiyor olduğunu anlamıştı. Sarılmış, kutlamıştı karısını. Ancak çok ciddi bir kopukluk vardı. Kadın buz gibiydi; tir tir titriyordu. Süreç onları bebeği aldırmaya kadar götürecekti.
Melih hastane odasında karısı operasyona gittikten sonra hissettiği yalnızlığı içinden hiç bir zaman atamadı. Ne kadar komikti ki, o da yirmi dakika sürmüştü. Yirmi dakika boyunca karısının rahmi kazınırken onun da kafasının içinde bir şeyler yer değiştiriyordu. Bıraktığı tahribatın izleri birkaç ay sonra ortaya çıkacaktı.
Kürtajdan sonra birbirlerine sadece uyumak için yatağa girdiklerinde sokuldular. Çoğunlukla Sevim üşüdüğü için kocasına sarılırdı. Bir süre, vücudu ısındıktan sonra da adamı terk ederdi.
Nasıl olduysa o gece kocasını arzulamıştı; bu isteğin nasıl oluşuyor olduğunu Melih hiçbir zaman bilemeyecekti, ilk hareketi yaptıktan sonra kocasını üzerine çekivermişti.
Bir erkeğin en kırılgan anı sevdiği kadın ile birleştiği ve doyuma ulaşmak üzere olduğu zaman içindedir. Kadının yapacağı her tepkiye karşı duyarlıdır. Melih, Sevim’in içine girerken sorun olduğunu fark etti. Kadın önce kasıldı, sonra adamın heyecanını sönümleyecek şekilde tepkisiz kaldı, kısa bir süre içinde de ağlamaya başladı. Melih o kaosun içinde doyuma ulaştığını fark edememişti bile. Sevim kocasının işini bittiğini anladıktan sonra hıçkırıklara boğulacaktı.
“Sevim, ne oldu?” diye direttiyse de kadın cevap vermedi. Sadece ağlamasını sürdürdü. Ne kadar ağladığını Melih hatırlamayacaktır.
(Devam edecek)
Uzay Gökerman