- Kategori
- Blog
Çatışmacı Editörya Yönetimi

MB Editoryası
03 Kasım 2016 21:33’te yayına alınan “Kadınımıza şükran duymak” blog yazımdan hemen sonra, yani ertesi gün 04 Kasım 2016 sabah saat 08:59’ta kendisine Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge diyen Necdet Gürçiftçi’nin aynı blog resmimi kullanarak bana gönderme yapan, beni tiye alan (İnternette bir yazı gördüm: Kadınımıza şükran, diyor; kadınlara şükran göstermekten falan söz ediyor. Yazıya da bir fotoğraf konulmuş: Tarlada çalışan, başı-her yeri örtülü, kendi halinde köylü kadınlar.) “kadınımıza şükranmış” başlıklı blog yazısı yayına alındı. Bilge bey, ayrıca resimdeki kadına bir şey demediğini de belirtmiş.
Sayın Bilge Blogerın benim felsefe bilmezliğim ve cehaletimle ilgili cümlelerini geçiyorum. Beyefendinin mühendislikle ilgili yazdığı "Depreme karşı temelsiz bina kuramım" blog yazısına yönelik "Temelsiz bina olmaz" başlıklı yazı yazmam nedeni ile bana hased duymuş, duyuyor olabilir.
Blog yazısında, “Bu tür ülkelerde yapılan ana şey laf oyunlarından, laf salatalarından, tutarsızlıktan, mantıksızlıktan, yanlış genellemelerden başka şey olmaz.” cümlesini okuyucuların takdirine bırakıyorum, özellikle kendisinin felsefe yaptığı ya da felsefe üstü felsefe yaptığını sanan beyefendinin ilgimi çeken blog yazılarını zaman zaman okuyorum, bazılarını size de önerebilirim. Bloggerlardan şiir yazan bir hanımefendi ile başka bir hanımefendi benim yazıma karşıt yazıdan ne anlamışsa söz konusu yazıyı önermişler de! Hatta yazıyı öneren bir hanımefendi benim yazıyı da önerip hızını alamadan yazıma iki yorum da yapmış, neyse efendim.
Yazısında çok çeşitli kadınlar olduğunu söylüyor bunların hepsini kadınımız diye tanımlayamayacağımı bildiriyor, hepsine kadın dememem gerektiğinin altını çiziyor, Bilge Necdet beyefendi!
Blog alanındaki çoğu kişi bilir, gözlenen tek tek olgulardan yola çıkarak genel yargılara ulaşmaya Tümevarım denir. Gerek akıl gerekse gözlem ve deney yoluyla genelden özele ya da yasalardan olaylara geçiş şeklindeki akıl yürütmesine, bütünden parçaya gidilerek yargı oluşturulmasına, genelin ya da bir “cins”in özelliğinin özele ya da bireylere yansıtılması yöntemine Tümdengelim denir. Bunlardan haberdar olan benim hangi yöntemi kullandığımı rahatlıkla anlayabilir.
Felsefeci bilge bey bilmiyor galiba, diyalektik materyalizm, tümevarımla tümdengelimi, bilgi sürecinin, birbirlerini belirleyen ve kopmaz bir bağımlılık içinde bulunan yanları olarak görür; ayrı ayrı yeterli bulmaz ve bunlardan birinin bağımsızlaştırılmasına karşıdır. Tümevarımla tümdengelimin bağımlılığı, kuramla pratiğin bağımlılığı gibidir.
Ayrıca, burada yazı yazanların yazılarının editoryal denetimi dışında özerk bir yasa, şartname, yönetmelik veya yönerge mi var? Varda ben mi haberdar değilim? Veya bazı bloggerler bu konuda görevli mi seçilmiş? Meyveden bahseden biri ille de armut veya elma ya da muz ne bileyim ananastan mı bahsetmeli, bir cins meyveye mi vurgulamalı? Böyle bir doğal veya yazılı yasa mı var? Kategorize edebilen zihinler bilir ki matematikte aynı cinsler, türler toplanır ve çıkarılır. Ama bir metinde Türden bahsederken cinse vurgu yapmak zorunluluğu yoktur.
“İnsanlar hep okumayı ve felsefeyi sevmezler hem de her konuda konuşmaya bayılırlar; her konuda konuşmak istiyorsan gidip önce felsefe öğreneceksin ve 1 ile 2'yi birbirine karıştırmayacaksın. Üniversite diploması insana her konuda konuşmak hakkı vermez; ancak felsefe bilmek verir bu hakkı.” İfadeleri için günde ortalama 2 saat civarında okuyan biri olarak Necdet beyin benim yazımı tiye alan blog yazısını yayınlaması üzerine editoryayı sözlü olarak protesto etmiş ana kurgusu aynı olmak üzere dili ve üslubu çok sert bir yazı yazmıştım, editör hem benim yazımı red etmiş hem de söz konusu benim blog yazıma karşı Necdet beyin yazdığı yazıyı yayından kaldırmıştı.
İlgi yazısında, “Şu kadına, bu kadına şükran de; 'Kadınımıza' deyip genelleme yapamazsın bu koşullarda.” diyor beyefendi. Yazımda net olarak “Ülkemizin varlık nedeni olan kadınlarımıza saygı, şükran (gönül borcu) ve minnet duyduğumu” ifade ettim. Necdet bey özgürdür hangi tür kadına şükran duymak istiyorsa onunla mülaki olabilir.
Yine 16 kasım günü, ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking için yazdığım "Türkiye'de doğsaydı" başlıklı Editörün öneri kısmında yayınlanan blog yazıma karşılık Necdet bey Hawking'ın benzer bir resmini kullanarak bloğuma atfen batı hayranlığından kaynaklı bir ön yargı ile aşağılık duyguları beslediğimize dem vurarak 17 kasımda "Hawking doğru mu?, yanılıyor mu korkutuyor mu?" isimli bir blog yayınladı.
Son zamanlardaki editorya ile ilgili okuduğum yazıların haksızlık içerdiğini ve abartı taşıdığını düşünüyordum ama şimdi anlıyorum deyim yerindeyse editörya için bende taşlar yerli yerine oturdu.
Yaptığı cehalet tanımı ile Alvin Toffler’ın gerçekten büyük bir adam olduğuna kesin karar verdim. Ne diyor Toffler; “Cahil, 21.yüzyılda okuma yazma bilmeyen değil, okumayan, okuduğunu anlamayan ve okuduğundan rasyonel bir sonuç çıkaramayandır.”
Çatışmayı ortaya çıkaran nedenler var, bunlar; kişilerin farklı bilgi, algı, duygu, bilinç dışı ihtiyaçları, iletişim becerileri, kültürel, rol farklılıkları, sosyal ve fiziksel çevre, İletişim sürecinde verilen mesajların nitelikleridir. Burada ise kendiliğinden oluşan çatışma söz konusu değil editörün suni bir oluşumudur!
Çatışmadan kaçmak (kaybet-kazan) (kaybet-kaybet), saldırgan ve yıkıcı tepkiler (kazan-kaybet) şeklindedir. Sanmıyorum ama umarım bizim çatışmamız yapıcı, barışçıl ve onarıcı tepkilerden oluşur da hep beraber kazan-kazanırız.
Necdet beyefendi bir yana, Bloggerların hassas damarlarına basıp tahrik etmeyi hedefleyen çatışma üretmeye çalışan editörya, biz MB blog yazarlarını “o tarz sizsiniz”, “İşte Benim Stilim” yarışmalarındaki ikon kızlara benzetip, kavga ettirip, çatıştırarak reyting almayı amaçlamaktadır, diye bir düşünceye kapıldım.
Editörün bilinçli bir şekilde tartışma veya çatışma ürettiği düşüncesine, yoksa yanlış mı kapılmışım?
Nizamettin BİBER