- Kategori
- Futbol
Çay keyfinin bedeli: 3 sakat, 1 kırmızı, 3 gol ve sıfır puan...

Ne maçtı ama!..
Daha maçın havasına girmeden gelen gol...
Farkı açacak fırsatların ayağa gelmişken kaçması...
Daha ilk yarıyı yarılamadan önce Selçuk İnan’ın, sonra Hakan Balta’nın sakatlanıp çıkması... Hakan Balta’nın yerine giren Semih Kaya’nın da oyunun sonlarına doğru aynı sonu görmesi...
Galatasaray’ın 88. dakikada Umut Bulut’un atılmasıyla bir eksilmesi...
Galatasaray ve Rizespor’un iki kez öne geçmesi...
Maç, Galatasaray’ın 3-2 üstünlüğüyle bitiyor derken, uzatmalarda Rizespor’un 2 gol daha bulması...
Bütün bunlar ve kaçanlar, ilk cümleyi dedirtmeyecek de ne dedirtecek?
*****
İki Karadeniz takımından biri evinde söz sahibi, öbürü İstanbul’da konuk!..
Evinde olan, Galatasaray'ı 4-3 yendi, İstanbul’daki konuk Trabzonspor, Başakşehir’e 1-0 yenildi. Akıllarda kalacak olan, Rize'deki maç...
(Rizespor’un, Süper Lig’de öyle şampiyonluk gibi bir iddiası yok. Ayakta kalmak için canla başla mücadele ediyorlar. Ama öteki Karadeniz takımı Trabzonspor’da, yıllardır, şampiyonluk iddiası değil, “türküsü” var. Bu “türkü”yle taraftar, yönetime gelip gidenlerce oyalanıyor. “Zirve”ye hep uzaktan bakılıyor. Şampiyonluk, “yıldızlar” kadar uzakta. Oysa Galatasaray, yenilmesine karşın, şampiyonluğun 3 adayından biri...)
İlk dakikalarda Galatasaray, son dakikalarda Rizespor esti...
Hamza Hamzaoğlu, elinde ne kadar “forvet” varsa, hepsini sahaya sürmüş. Sanki maçın sonu...”Forvet” çok olunca, baskı çok olacak, rakip ezilecek, gol/ler gelecek... Uzatmalar o kadar olmasa, kısa olsaydı, 3 dakikada 2 gol gelmeseydi, şimdi o, “sınır tanımayan övgü”lerle yere sağlam basacaktı!.
Ama şimdi?
Bütün eleştiri okları Hamza Hamzaoğlu’na yönelik. Maç bittikten sonra, sonuca göre konuşmak kolay. Yok şunu değil de şunu oynatsaydı demenin hiçbir anlamı ve değeri yok. Olmayanlar olunca, durum farklı olacakmış gibi bir hava, “hava basmak”tan öteye gitmez!.
Hamza Hamzaoğlu da, “ustası"na özenmeye başladı. Kazansaydı söylemezdi ya, söyledi işte:
“Saha zeminini kumlamışlar.”
Ya şu yakınması, geçen sezona bakınca ne ilginç:
“Umut bilerek dirsek atacak son oyunculardandır bu ligde. Hadi ilk sarı kartı bu kadar kolay çıkartmışsın, ikinci de bu kadar kolay çıkartılır mı? Suçlamak da istemem. Buradan gerekli dersleri almamız gerekiyor artık."
(Melo’nun gaddarlıkları, şaklabanlıkları hoşgörüyle karşılanırken ve koskoca sezonda takımından kimse “kırmızı” görmezken hakemler o hakemler değil miydi? Şimdi kolay kart çıkıyorsa, “Melo yok diye bunu yapıyorlar, üstümüze geliyorlar” demek daha yerinde olmaz mı?!.)
Ya Rizespor?
İlk dakikalarda bocalamasına, ikinci yarıda, nasıl olsa “idare ederim” havasıyla geri çekilmesine karşın, oynamak istediğinde oynayan bir takım.
Kweuke, acayip bir futbolcu, onun yeri “3 Büyükler”den biri olmalı...
Son söz:
Havalar soğudukça Lig ısınacak!.
https://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik