​ Cemaati Müslümin(!) / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Cemaati Müslümin(!)

Cemaati Müslümin(!)
 

Ankara’da yaşamını sürdüren bir genç olarak ortalamanın altında bir yerdeyim. Burada pek adam gibi adam yok. Gençliğin verdiği bir özellik mi bilemiyorum; kocaman metropollerin o hareketliliği, şehirlerin kirlilik içindeki düzensizliği, başkaldırının kol gezdiği sokaklardaki anarşist düzeneksizliği seviyorum. Ama bulunduğum yerde bu denli bir düzensizlik veya düzeneksizlik yok. Camimiz var. En büyük kalabalık orada. Cuma günleri cemaati müslimin namaza durduğunda bir yerlerde toplanan en büyük kitleyi görebilmek için onbeş dakikanız oluyor. Eğer biraz kurnazsanız ve ailenizde Alevi köklerden geliyorsa cumaya gitmenize gerek yok. Gerçi gerek olsaydı da softa takımı içinde yer alır mıydım bilemiyorum.

Burada her şey çok garip. Esnaf arasında alışılagelmiş cümleler bende garipsemelere yol açıyor. Selamünaleyküm’le başlayan selamlaşmalar yerini bol Allahüteala’lı ve derin dini motiflerle dolu cümlelere bırakıyor. Bazen esnaflarla inatlaşıyorum. Dükkândan içeri girdiğimde o çok bilindik selamlaşmayı bir kenara bırakıp “merhaba” diyorum. O nasıl bir bakış? Biraz gergin bir anımda olsam o bakışa karşı en büyük tepkim “yüce İsa seni kutsasın oğlum” cümlesi olurdu. İlk cuma namazı çıkışında Sivas’ın orta yerine düşmüş yurttaşlar gibi yakılmayı bekliyorum. Karşımdaki esnaf muhtemelen “bu çocuğu nasıl öldürmeliyim” diye düşünüyor. İstediğim şeyi söylemesem yada en kötü ihtimalle başka bir cümle kurmasam esnaf düşünce aşamasında üçüncü boyuta geçecek. Ardı ise Kerbela çöllerinde susuz kalmanın verdiği dayanılmaz acı… Hemen isteklerimi ardı ardına sıralıyorum. Artık müşteriyim. Korkmama gerek yok. Çünkü esnafın parama ihtiyacı var. Yani yeni patron benim. Ben ne istersem o olur.

Ramazan ayı müslümanların hassasiyetlerinin doruk noktasına çıktığı aydır. Nedense müslüman onbir ay boyunca günaha girer ama ramazan olunca dinine yöneliverir. Çalıştığım iş sitesinde 600 işyeri var. Birçoğu sekreter çalıştırır. Küçük bir camiadayız. Sinek uçsa herkesin haberi oluyor. Kimlerin onbir ay boyunca neler yaptığını az çok duyuyoruz. Günahları boynuna (Biliyorum, bu cümlede dini motif kullandım). Ramazanın müslümanları diğer zamanların çapkınlarıyla iş yapmak zor. Sanırım başka bir iş bulmaya ihtiyacım var.

Bu satırları bir cuma günü yazıyorum. Ezan okunmaya başladı. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı son birkaç yıldır merkezi bir ezan sesi uygulaması yapıyor. Yani bütün camiler tekbir sesle ezanı halka ulaştırıyorlar. Bu dev hizmetinden dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın birbirinden değerli imamlarını kutluyorum(!) Az sonra inananlar camiye gidecekler. Aralarından birkaçı gerçektende bir inanç şekli olarak islamı benimseyip ibadetini yerini getirerek cennete gidecekleri günü iple çekiyor olabilirler. Ama geriye kalan o dev kitle gösteriş merakıyla az sonra namazlarını kılacaklar. Ardından ise birbirlerine görünmek peşinde koşuşturacaklar. Göz göze gelmeler, uzaktan selamlaşmalar vesaire. Bir ton ucuzluk.

Söylenmesi gereken o kadar çok şey var ki aslında. Ama bazen susmak daha büyük erdem sayılıyor.

 
Toplam blog
: 41
: 715
Kayıt tarihi
: 15.06.08
 
 

Ortaöğrenimimi Anıttepe Lisesi'nde gördükten sonra Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Mühendisliği..